Haberler
Youtube RSS’i Destekliyor(muş) Gibi Yaptı!
Podcast ekosisteminde uzun süredir konuşulan bir bekleyiş nihayet söylentiden uygulamaya dönüşüyor. Youtube yaklaşık 2 yıl süren bir teknolojik altyapı hazırlığından sonra RSS’i desteklemeye ve podcast’leri bir başka sunucudan alıp platformuna taşımaya başladı. Ama “dağ fare doğurmuş” olabilir… Podcast Turkey Editörü Özcan Yazıcı Youtube’un RSS desteğini inceledi, olası gelişmeleri analiz etti.
Yayınlanma tarihi
3 yıl önceon
Yazar :
Özcan Yazıcı
Podcast ekosisteminde uzun süredir konuşulan bir bekleyiş nihayet söylentiden uygulamaya dönüşüyor. Youtube yaklaşık 2 yıl süren bir teknolojik altyapı hazırlığından sonra RSS’i desteklemeye ve podcast’leri bir başka sunucudan alıp platformuna taşımaya başladı.
Bir video platformu olarak Youtube’un RSS’i nasıl destekleyeceği, kendi teknolojisine nasıl entegre edeceği açıkçası büyük bir muamma ve merak konusuydu; şimdi bir yolunu bulmuş gibi gözüküyor; ama bildiğimiz, alışageldiğimiz bir RSS desteği vermeyeceği anlaşılıyor.
Youtube dün podcast içerik oluşturucularına gönderdiği bir mesajla birçok ülkede (Türkiye’nin de bulunduğu 98 ülke) podcast yayıncılarının RSS ile podcast’lerini Youtube’a bağlayabileceklerini duyurdu.
Youtube bunu yapacağına ilişkin bilgileri özellikle son bir yıldır Google üst düzey yöneticilerinin açıklamalarıyla işaret ediyordu. Ama RSS’i Youtube Studio üzerinden kullanıma sunması, nasıl yapacağına ilişkin somut tablo ortaya çıkınca “dağ fare doğurmuş” olabilir. Yakında çok daha fazla konuşulup, yazılıp çizilecek, tartışılacak gibi duruyor.
Önce bir iki tespit…
RSS teknolojisi dijital iletişim çağında neredeyse özgür yayıncılık alanında elimizde kalan tek kale gibi. Bu kale son yıllarda Spotify, Apple tarafından zaten “yoğun top atışlarına” tutuluyordu, anlaşılan bu ittifaka artık Youtube da katılıyor.
Açılımı ‘Really Simple Syndication’ (Gerçekten Basit Dağıtım) veya ‘Rich Site Summary’ (Zengin İçerikli Site Özeti) olan RSS, iki açılımda da tek bir şeyi ifade ediyor: Yazıların, haberlerin ve elbette podcast’lerin siteleri (kaynakları) dolaşma stresinden kurtarılıp, tek bir feed (besleme) ile ulaşılabilmesini sağlaması…
Blog’lar RSS ile gelişti, serpildi. 20 yıldır podcast ekosistemi de RSS ile “herkese açık”, “özgür” bir mecra olarak büyüdü.
Ancak 2021 yılında Spotify ve Apple’ın girişimleriyle birlikte işin rengi değişmeye, tartışmalar genişlemeye başladı. Bağımsız ses sunucularının RSS’lerini desteklemekle yetinmediler, abonelik ve gelir vaatleriyle podcast’leri kendi sunucularına çekmeye ve kapalı bir ekosistem karmaya yöneldiler. Tıpkı Yutube gibi, O’na benzemeye çalıştılar. Amaç gayet basit tabii ki, RSS’in sağlayamadığı kontrolü ele geçirmek “reklam geliri elde edebilmek”; RSS’i yok saymadan, RSS’i aşmak…
Biraz teknik bilgi
Peki, Youtube ne yapıyor ve RSS’e kapısını nasıl açtı?
Henüz ayrıntılara vakıf olamayanlar için hızlı bir özet geçelim…
Podcast’inizi bir başka sunucudan (hosting) yayınlıyor olsanız da Youtube Studio üzerinden RSS feed’inizi tanıtarak/bağlayarak siz podcast’inizi yayınladığınız anda otomatik olarak Youtube’a çekmesini sağlayabileceksiniz. Siz yayını yaptığınız anda Youtube podcast resminizi kullanarak bunu bir “ses videosuna” (podcast) dönüştürecek ve takipçilerinize bir bildirim ile duyuracak.
Ama burada bildiğimiz podcasting akışına uymayan ayırt edici bir fark getiriyor Youtube. Bugüne kadar bağımsız bir ses sunucusunda (Örneğin Libsyn, Spreaker, Buzzsprout gibi) podcast’ini barındırıp, yayın yaptığınızda Spotify, Apple Podcasts, Deezer gibi onlarca platform RSS feed’inizden bunu otomatik olarak çekerek yayınlar. Oysa Youtube şimdi kendi podcast stratejisinde “Ben RSS oyununu böyle oynamak istemiyorum” diyor.
Peki, ne yapıyor?
Siz podcast bölümünüzü yayınladığınız an, RSS’inizden bölümü fiziksel olarak kendi sunucusuna çekiyor ve kopyasını oluşturuyor. Yani, bir anlamda sizin “mülkünüz” olan podcast’inizi “kendi mülküne” dönüştürüyor; aynı video akışında yaptığı gibi.RSS’i tanıtma aşamasında Youtube karşınıza “YouTube Podcast Ingestion Service” başlığıyla hizmet koşulları ve yükümlülüklerini onaylatıyor. Bakın bu koşulların 4. maddesinde ne diyor:
4. Podcast Lisansı ile İlgili Şartlar / 4.1. Lisanslı Haklar.
“Podcast Ingestion Service aracılığıyla Podcast yüklediğinizde YouTube’a, Podcast’lerinize (yayınlanmış ve gelecekte yayınlanacak tüm Podcast bölümleri dahil) telifsiz olarak erişme, gelir elde etme ve indirme hakkı verirsiniz. Ayrıca YouTube’un, Hizmet’teki Podcast’lerinizi telifsiz olarak çoğaltmasını, depolamasını, uyarlamasını, kodunu dönüştürmesini, kodlamasını, kanalınıza yüklemesini, herkese açık bir şekilde kullanıma sunmasını, herkese açık bir şekilde göstermesini ve dağıtmasını (yalnızca ses olarak kullanım da dahil) kabul edersiniz. Podcast’leriniz YouTube’a yüklendikten sonra, Podcast’lerdeki sahiplik haklarınıza ve YouTube’a lisans vermenize ilişkin tüm şartlar da dahil olmak üzere YouTube Şartları ve Politikaları, Podcast’leri doğrudan Hizmet’e yüklemişsiniz gibi tüm Podcast’lerinizde geçerli olur. Yani, söz konusu Podcast’ler, YouTube Şartları ve Politikaları kapsamında yüklediğiniz İçerik (veya geçerli olduğunda “Tedarikçi İçeriği”) olarak kabul edilir.”
Özetle Youtube diyor ki, “Bana geleceksen podcast’inin etinden, sütünden, postundan, her şeyinden yararlanma hakkını bana teslim edeceksin. Sonrasında bakarız, belki reklam gelirlerinden sana da pay verebilirim.”
Ayrıca, klasik yöntemlerle podcast yayınladığınızda ses dosyası üzerindeki kontrol sizde olur ve bir nedenle başlık, metin gibi değişiklik yapma gereksinimi duyduğunuzda bunu sunucu üzerinden yaparsınız ve Spotify, Apple dizinlerinin botları bu RSS feed’lerini tarayarak değişiklikleri otomatik olarak günceller. Oysa Youtube ses dosyanızı ilk yayınladığınız anda sunucusuna çekip sizinle irtibatı kestiği için bu değişikliklerin Youtube’a yansıması için RSS feed’inizi manuel olarak yeniden yüklemeniz gerekecek.
Bir başka teknik farklılık da, Youtube kopya oluşturarak ve asıl sunucunuzla irtibatı keserek sunucu tarafındaki “dinleyici istatistiklerinizi” takip etmenizi de engellemiş olacak. Spotify ve Apple Podcast gibi onlarca platformda bir dinleyici “oynat” ya da “indir” butonuna bastığında sunucu bunu bir indirme olarak görür. Ayrıca hem sunucu hem de Spotify, Apple tarafındaki demorafik verileri de takip edebilirsiniz. Youtube ise bu veri entegrasyonunu da kesmiş oluyor ve kendi kopyası üzerinden istatistikleri size ayrıca sağlıyor.
Yine herhangi bir nedenle “bir podcast bölümünüzü silmek istediğinizde” bunu sunucunuza giderek yapabiliyorsunuz. Bunu yaptığınızda Spotify, Apple Podcasts gibi dizinlerden de bu bölüm otomatik olarak kalkar; ama Youtube RSS aracılığıyla kendi sunucusunda bir kopsasını oluşturduğunda sunucunuzdan kaldığınız ses dosyasını Youtube Studio’ya gidip manuel olarak oradan da silmeniz gerekecek
Elbette, eğer RSS ile podcast’inizi Youtube’a bağlamak istediğinizde, bu işlemleri yaparken size belirlediği genel hizmet koşulları ile podcast için oluşturduğu özel hüküm ve koşulları anımsatıp, onaylamanızı istiyor. Eğer bunları yapmazsanız, “bana gelme” diyor.
Aslında Youtube sunmuş olduğu bu model öncesi podcast segmesini aylar önce görünür kılarak öncü bir giriş yapmış ve bazı popüler yayıncılarla test süreci de başlatmıştı. Burada bir video gibi statik görsellerle ses dosyalarını Youtube sunucularına yüklenmesini sağlamış ve bu yayınları Youtube Studio’da podcast olarak işaretletip, özel çalma listesi halinde kullanıcılara sunmuştu. Ancak bundan istediği verimi alamadı ve yeterli bir trafik oluşturamadı; istediği heyecanı yakalayamadı ve ilgiyi toplayamadı. Bir başka deyişle podcast yayıncılarının alışık olduğu RSS’e kapılarını açmadan podcast tarafındaki varlığını ve görünürlüğünü güçlü biçimde hissettiremeyeceğini, kendine çekemeyeceğini anladı. Böylece RSS’i destekliyormuş gibi göründüğü ikinci faza geçmiş oldu. Hani bir benzetme yapacak olursak, başka nehirlerin suyunu kanal açarak (RSS) kendi denizine akıtmasının yolunu oluşturdu.
Youtube ‘reklamı ben yaparım ve kimseye kaptırmam’ dedi
Youtube’un RSS ile tam entegre bir modele kapılarını açmamasının temelinde kuşkusuz “reklam gelirleri” üzerindeki kontrol isteği yatıyor. Bugüne kadar podcast içerik oluşturucuları bağımsız sunucular üzerinde yayınlarını gerçekleştiriyor, sonra RSS ile bunları Spotify, Apple Podcasts, Deezer gibi podcast platformlarına dağıtıyorlardı. Bu platformlar yalnızca “ses aracısı” işlevi görüyor, fiziksel olarak dosyaları saklamıyorlardı. Bir yayıncı reklam yayınlamak istediğinde üçüncü taraf reklam hizmetleri (ajanslarıyla) çalışıyorlar ya da sunucunun sağladığı reklam hizmetinden yararlanarak podcast’lerine “dinamik reklamlar” ekleyebiliyorlardı. Spotify, Apple gibi markalar bunlara müdahale edemiyordu. Böylece yayıncı reklam gelirlerini istediği gibi kontrol edebiliyordu. Son dönemde hızla büyüyen “programatik reklamlarla” podcast’lerin eski ya da yeni bölümlerine dinamik olarak reklam yerleştirmek mümkün olabiliyordu.
Oysa şimdi RSS ile podcast’inizi Youtube’a bağlamak istediğinizde Youtube daha başlangıçta ses dosyasını kendi sunucusuna çekerek “dinamik reklam ekleme” imkanını ve bağını anında kesiyor, ipleri eline alıyor. Ayrıca RSS ile bağlama işlemi sırasında sizden yayınınızın “reklam içerip içermeyeceğini” bildirmenizi istiyor ve reklam yayınlama politikalarını anımsatarak sert biçimde uyarıyor. Eğer kurala uymazsanız yayınınızı anında kaldıracağını bildiriyor. Youtube burada ufak bir esneklik gösteriyor; podcast’iniz ücretli tanıtımlar (örneğin sunucunun seslendirdiği tanıtımlar), sponsorluklar veya ürün önerileri içeriyorsa bunu Youtube ile paylaşmanız ve geçerli tüm politikalara uymanız halinde “anlayış” gösteriyor. Ama bunun dinamik reklamı kapsamadığını yeniden anımsatmamız gerekiyor.
Youtube’ta olmalı, mı olmamalı mı?
Youtube 2 milyardan fazla kullanıcı sayısıyla daha geniş kitlelere ulaşmak isteyen podcast yayıncılarının tabi ki ilgisini çekiyor. Son dönemde önemli ölçüde podcast’lerini “videocast” olarak yayınlayan podcast yayıncılarının sayısının da arttığı gözlemleniyor. Ama bunların hangilerinin podcast, hangilerinin bir Youtube videosu olduğu tartışma götürür.
Merakla beklenen Youtube’un RSS adımının kısa sürede bu merak duygusunu güçlü soru işaretlerine dönüştürmesini bekliyorum. “Sırf Youtube’un daha geniş kitlesine ulaşmak için podcast’imin mülkünü ve kontrolünü Youtube’a bırakmalı mıyım?” sorusu temel bir soru ve sorun olarak zihinlerde büyüyecek. Bu belki, bireysel, küçük yayıncılar için ciddi bir soruna dönüşmeyebilir; ancak önemli reklam geliri elde eden büyük yayıncılar için ciddi bir sorun olacağı kanaatindeyim. Standart YouTube gelir paylaşımı yayıncıya yüzde 55, YouTube’a ise yüzde 45 oranında dağıtılıyor. Ancak bir podcast yayıncısı bugüne kadar dinamik reklam satış ortaklıklarıyla daha iyi gelirler elde edebiliyordu. Youtube’ta yer alması bu gelirden vazgeçmesi anlamına gelecek. Türkiye’de podcast reklamcılığı henüz gelişmediği için Türkiyeli yayıncıların bu farkı şu anda tam olarak kavraması zor olabilir, ama küresel yayıncıların kararlarını etkileyecektir.
Yayıncılar neler yapabilir?
Bu açmaz ve tercih, kanımca bireysel, küçük yayıncılar ile büyük yayıncılar arasında değişkenlik gösterecektir. Spotify ve Apple Podcasts gibi platformlara da dağıtım yapan bireysel, küçük yayıncılar “dinamik reklamları kaparak” Youtube’ta da yer almayı tercih edebilir. Böylece Youtube kitlesine de ulaşarak dinleyici topluluğunu büyütebilir. Spotify ve Apple Podcasts gibi platformların kendi dizinlerinde yeterli “keşfedilebilirlik algoritması” sunamadığını düşündüğümüzde Youtube’un daha iyi çalışan algoritması ilgiyi daha da artırabilir. Ancak zaten iyi bir kitleye ulaşan büyük prodüksiyonların Youtube’a mesafeli durmaları ya da Youtube ile özel anlaşma arayışlarına girmeleri pek muhtemel gibi duruyor.
Yayıncılar için başvurulacak yollardan birisi de podcast bölümünü sunucunuzda yayınlamadan önce dinamik reklamları kapatmak, Youtube kopyasını sunucusuna çektikten sonra tekrar açmak olabilir. Bir başka yol da, aynı podcast için “ikinci bir RSS Feed” (yani aynı yayı iki kez yayınlamak) oluşturup, ikinci RSS Feed’ini Youtube’a bağlamak olabilir. İlkini tüm podcast platformlarına dağıtabilir, ikincisini ise dinamik reklamları kaparak yalnızca Youtube’a bağlayabilirsiniz. Biraz kafa karıştırıcı ve zahmetli bir işmiş gibi gözüküyor; ama ortaya çıkan tabloda çözüm olabilir.
Youtube’un RSS adımı ekosistemde nasıl karşılık bulacak, yayıncılar güçlü bir ilgi gösterecek mi kestiremiyorum. Hem yayıncılar hem de Youtube tarafında kafa karışıklıkları, karmaşa dönemi yaşanacağını düşünüyorum. Birçok podcast yayıncısının merak ve ilgi nedeniyle ilk etapta podcast’lerini RSS ile Youtube’a bağlayacaklarını, ancak dinamik reklamları sunucuda açmış olmaları nedeniyle karşılıklı sancılı bir dönem yaşanacağını tahmin ediyorum.
Spotify ve Apple Youtube’u Takip Eder Mi?
Akıllara gelen bir başka soru da şu: “Youtube’un açacağı yol ilgi görür ve başarılı olursa Spotify ve Apple gibi dev markaların da aklını karıştırıp iştahını artırabilir mi?”
Bu iki marka da 2021 yılında kendi reklam politikaları ve abonelik modelini kullanabilmeleri için kullanıcılara podcast’lerini kendi sunucalarına da taşımalarını zorunlu tutmuş, ama klasik RSS süreçlerini de desteklemeye devam etmişlerdi. Ya önümüzdeki dönem onlar da Youtube’un yolundan yürür ve kendi sunucuları üzerinden hizmet vermeyi dayatırlarsa ne olacak?
Sürekli zarar eden Spotify’ın gelir arayışı kapsamında reklam konusunda bir çözüm arayışı olduğunu zaten uzun süredir biliyoruz. Bu yolun açılıp, güçlenip güçlenmeyeceğini şimdiden öngörmek zor, ama olma olasılığı da yabana atılmayacak kadar güçlü. Klasik podcasting süreçlerinde hem sunucu tarafında hem de Spotify, Apple Podcasts tarafından gerçek dinleme istatistiklerini belirlemek çok zor; mevcut RSS teknoloji ne yazık ki buna olanak tanımıyor. Bunun ayrıntılarını burada ele almamız mümkün değil; ama Youtube RSS’ten de yararlanarak yeni bir podcast platformu olarak yükselirse video tarafında olduğu gibi reklamverenlere daha anlaşılabilir veriler sağlayabilir ve gelir beklentisi içindeki yayıncıları daha fazla kendisine çekmede etkili olabilir.
RSS’in ve podcasting’in geleceği tehdit altında mı?
Bağımsız, özgür podcast yayıncılığını savunanlar için önümüzdeki dönem kolay bir süreç olmayacak. Bir tarafta dev markalar reklam ve gelir baskısı altında daha kontrol edilebilir sistemleri (teknolojileri) dayatma eğilimine girerken, diğer tarafta da gelir ihtiyacı altında açmaza girecek olan içerik oluşturucularının yayınları üzerindeki kontrol ile gelir elde etme imkan ve fırsatları arasında kafa karışıklıkları artabilir.
Bir başka sancılı süreç de bağımsız podcast sunucu hizmeti veren küçük ve orta ölçekteki markalar açısından yaşanacak. Spotify ve Apple Podcasts’in 2021’deki kendi sunucuları üzerinden hizmet vermeye başlamasıyla birlikte alarm zilleri çalmaya başlamıştı. Açık podcast’i savunmak için podcast endüstrisinin bazı popüler markalarının da içinde yer aldığı bir grup Podcast Standartları Projesi (The Podcast Standards Project) başlattı.
Spotify, Apple, Youtube ve hatta Amazon (Audible) gibi dev markalara karşı direnme yetenekleri olup olmayacağını sanırım önümüzdeki dönemde Youtube’un attığı bu RSS hamlenin ne derece ilgi görüp görmeyeceği bir ölçüde belirleyici olacak. Youtube’un ana platformu üzerinde www.youtube.com/podcasts adresiyle videonun yanında ses odaklı “ikinci bir anasayfa” hazırlığı yaptığını da biliyoruz. Bu adres şu an yalnızca ABD’de sınırlı bir kullanımla test ediliyor. Kim bilir belki de şu an Youtube’un attığı RSS hamlesi ilgi görür, yayıncıları kendisine çekebilirse, bir süre sonra RSS’e ihtiyaç duymadan ses dosyalarını doğrudan kendi sunucularına yüklemeleri için fırsat sunabilir. Bunu önce bir “seçenek” olarak başlatıp, sonrasında tamamen buna yönelebilir. Bu olasılıkların hangisinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini hep birlikte yaşayıp göreceğiz.
Ama “dijital iletişim” ve hatta genel anlamda “iletişim alanında” özgür yayıncılık için elimizde kalan tek mecranın da ciddi bir tehdit altında olduğu da bir gerçek.
Beğenebilirsin
Haberler
Spotify özel avantajlar sunan ücretli podcast üyeliklerini kullanıma sundu
Spotify, podcast yayıncıları için geliştirilmiş bir premium üyelik aracı olan Spotify Memberships’i kullanıma sundu. Bu özellik dünya çapında 34 pazarda kullanıma sunulurken, bu ülkeler arasında Türkiye yok.
Yayınlanma tarihi
5 gün önce=>
23 Ekim 2026
Spotify, ücretli üyelikleri hayata geçirdi; bu, podcast yayıncılarının ücretli erişim gerektiren bonus bölümlerin ötesinde en sadık hayranlarından gelir elde etmelerine olanak tanıyan yeni bir yöntem. İçerik üreticileri, dinleyicilere hangi avantajları sunacaklarına kendileri karar verebiliyor; bunlar bonus ses veya video içerikleri, daha az reklam, programlara erken erişim ya da bunların bir kombinasyonu olabilir.
Bu akış hizmeti, bu fikri ilk olarak Mayıs ayında düzenlediği Yatırımcı Günü etkinliğinde tanıtılmıştı. Etkinlikte ayrıca, dinleyicilerin dinledikleri veya izledikleri içeriklerle ilgili sorular sorabilmelerini sağlayan yapay zeka özellikleri de tanıtılmış ve içerik üreticilerinin sponsorluklarını yönetmeye yönelik yeni araçlar ilk kez kullanıma sunulmuştu.
Şirketin o dönemde açıkladığı gibi, üyelikler “daha derine inmek için doğal bir yol oluşturmaya yardımcı olacak, hayranlar için yeni ve özel deneyimler sunacak ve içerik üreticiler için yeni gelir fırsatları yaratacaktır.”
Bu özellik şu anda ABD dahil olmak üzere dünya çapında 34 pazarda kullanıma sunuluyor. Ama bu ülkeler arasında Türkiye yok.
Bu lansman, Spotify’ın platformunu podcast içerik üreticileri için daha çekici hale getirme çabalarının en son örneği; özellikle de YouTube ile rekabet etmek amacıyla video alanına daha fazla yönelirken. Podcast yayıncıları uzun süredir reklamlar yoluyla gelir elde edebiliyor olsa da, yeni üyelikler, sadece ara sıra yayınlanan bonus bölümlerden daha fazlasını sunarak daha fazla hayranı içerik üreticilerini desteklemeye teşvik edebilir.
İçerik üreticiler, üyelik gelirlerinin %90’ını kendilerine ayırıyor ve farklı bağlılık düzeylerindeki hayranlara hitap etmek için avantajlarını çeşitli kademeler ve fiyatlandırma seçenekleri halinde paketleyebiliyor. Bu programdan yararlanabilmek için podcast yayıncılarının programlarını Spotify for Creators veya Megaphone üzerinde barındırması, en az 100 saatlik dinleme süresi, 100 dinleyici veya izleyiciye sahip olması ve en az üç yayınlanmış bölümün bulunması gerekiyor.
Hayranlar, programın Spotify sayfasında tanıtılan üyelik seçeneklerini görecek ve buradan abone olup ödeme yaparak özel içeriğe anında erişebilecekler. (Şirket, üyeliklerin uygulama içi satın alımlar yoluyla değil, web üzerinden satın alınacağını belirtiyor.)
Lansman aşamasında “The Adam Friedland Show”, “Making Sense with Sam Harris”, “Shawn Ryan Show”, “The Sculpt Society”, “Two Hot Takes” gibi programların yanı sıra, ağındaki 12 programa üyelik hizmeti sunan YMH Studios da yer alıyor.
Üyelikler, reklamcılık ve Spotify Ortak Programı gibi diğer Spotify gelir elde etme araçlarının yanı sıra, tanıtımlar, ücretsiz deneme sürümleri ve analizler gibi içerik üreticilerin kitlelerini büyütmelerine yardımcı olan özelliklere de ekleniyor. Spotify, içerik üreticilerin yakında hayranlarına üyelik rozetleri ve hoş geldiniz videoları da sunabileceklerini belirtiyor.
KAYNAK: Spotify Newsroom
Araştırma
Podcast yayıncılığındaki “format savaşı” sona mı eriyor?
Yayınlanma tarihi
1 ay önce=>
26 Eylül 2026
Acast, Podcast Pulse raporunun 2026 edisyonunu yayınladı. Başlıca bulgu şu:
“Format tartışması sona erdi. İzleyiciler umursamayarak tartışmayı bitirdiler.”
Kaygısız, evet, ve verilerle destekleniyor. Acast CEO’su Greg Glenday: “Podcast sektörü formatlara ve platformlara takıntılı […] Dinleyiciler böyle düşünmüyor.”
Aşağıda, 49 sayfalık bu basın bülteninin giriş bölümünde yer alan önemli bir ölçüt bulunuyor:
Podcast tüketicileri hakkında iki önemli bulguyu hızla öğreniyoruz:
- “On kişiden dokuzu, en sevdikleri podcast yayıncılarını podcast’in kendisinin ötesinde bir yerlerde takip ediyor […] Podcast yayıncılığı akışkan bir yapıya sahip. Platformlar ve formatlar sadece birer kap görevi görüyor.”
- Sesli/görüntülü içerik tüketici grubu her yıl hızla artıyor; ankete katılan tüketicilerin %88’i artık hem sesli hem de görüntülü podcast dinliyor, bu da geçen yılki ankete göre %78’lik büyük bir artış anlamına geliyor.
Genel olarak podcast tüketiminin, hem dinleme hem de izleme açısından artacağı tahmin ediliyor:
- — %49’u podcast’leri daha sık dinlemeyi bekliyor.
- — %48’i podcast’leri daha sık dinlemeyi bekliyor.
(Şunu da aklınızda bulundurmanızda fayda var: “YouTube’da podcast izlemek” ifadesi , aynı kolaylıkla (ve belki de aynı sıklıkla) YouTube’da podcast dinlemek anlamına da gelebilir.)
İlginç bir şekilde, bu araştırma, tek bir podcast’i dinlerken platformlar arasında geçiş yapan dinleyicileri test etti; katılımcıların %63’ü bunu yaptığını, %75’inin ise bunu yapmak için uygulama veya platform değiştirmek zorunda kaldığını belirtti.
Günün saati de burada önemli bir rol oynuyor: “Ses kayıtları sabah saatlerine, videolar ise gece saatlerine hakim. ‘Öğle arası videoları’ ise öğle saatlerine hakim,” diye öğreniyoruz ki bu da mantıklı.
Ekran olmadan dinleme kısmen bir tercih… ve aynı zamanda bir zorunluluk. Bu şekilde dinleyen katılımcıların %50’si ekranı istemiyor ve %50’si de çeşitli nedenlerle ekrana erişemiyor.
Bu çalışma, video podcast dinlemenin medya sınırlarını aşan reklam fırsatları yarattığına dikkat çekiyor. Bu nokta şu ölçütle vurgulanıyor: “Acast podcast’leri ve içerik oluşturucularının sosyal ağlarda 3,75 milyar takipçisi var.”
Bu kapsamlı sunumda ele alınan diğer konular şunlardır:
- Markalar için canlı podcast yayıncılığının avantajları
- Podcast yayıncılığında marka güveni, diğer birçok medya kategorisine göre daha yüksektir.
- Podcast’lerde dinleyici ilgisi, müzik yayını veya radyoya kıyasla daha yoğundur.
- Podcast’ler “aranan, sunulan değil” şeylerdir.
- Podcast’ler “gerçekleri yansıtır” (bu, yapay zeka çağının bir değeridir).
- Podcast’lerin dinleyici üzerindeki etkisi, tüketici davranışını etkileme söz konusu olduğunda diğer medya türlerine göre “daha etkili”dir.
- Podcast’lerde reklam atlama diğer medya türlerine göre daha az yaygındır.
- Bir markaya tekrar tekrar maruz kalmak markaya zarar vermez; aksine fayda sağlar.
Bu sunum dosyası, 30 saniyelik video podcast reklamları oluşturmaya dair kısa bir eğitim içeriyor.
Araştırmanın orijinaline BURADAN ulaşabilirsiniz.
Kaynak: RainNews
Haberler
YouTube, yeni içerik oluşturma araçlarını ve alışveriş özelliklerini tanıttı
YouTube, New York’ta düzenlenen yıllık Made on YouTube etkinliğinde bir dizi yapay zeka aracı, alışveriş güncellemeleri ve kişiselleştirilmiş izleyici özelliklerini tanıttı.
Yayınlanma tarihi
1 ay önce=>
26 Eylül 2026
Alphabet’e ait YouTube, New York’ta düzenlenen yıllık Made on YouTube etkinliğinde bir dizi yapay zeka aracı, alışveriş güncellemeleri ve kişiselleştirilmiş izleyici özelliklerini tanıttı.
Bu yeni özellikler şunlardan oluşuyor:
- Yeni içerik oluşturucu araçları arasında YouTube Studio’ya eklenen, video taslakları üzerinde geri bildirim alma, kanala uygun küçük resimler oluşturma ve üç adede kadar video kesitini test etme özellikleri yer alıyor.
- Shorts ve YouTube Create’deki Gemini destekli asistan, klipleri düzenlemeye, duraklamaları kırpmaya ve müziği senkronize etmeye de yardımcı olacak.
- Video platformu, içerik oluşturucuların tercihlerine uyum sağlayan, isteğe bağlı yapay zeka tabanlı yorum denetimini test ediyor. Ayrıca, benzerlik koruma araçlarında ses ve yüz tanımayı birleştirecek.
- Şirket, yıl sonuna kadar YouTube Alışveriş ortaklık programını 35 ülkeye genişletecek ve halihazırda 1,3 milyondan fazla içerik üreticisi programa kayıtlı durumda.
- Hindistan ve Brezilya’daki içerik üreticileri yakında Amazon ürünlerini etiketleyebilecekler; ürün etiketleri ise farklı pazarlardaki izleyicilere yerelleştirilmiş teklifler gösterecek.
- YouTube, ABD’deki kullanıcılar için web, mobil ve TV platformlarında Özel Akışlar özelliğini sunacak. Bu özellik sayesinde kullanıcılar, belgeseller veya kendin yap videoları gibi ilgi alanlarına göre uyarlanmış ana sayfa sekmelerini kaydedebilecekler.
- YouTube’un “YouTube’a Sor” özelliği, TV kullanıcıları için ürün karşılaştırma tabloları ve sesli komutlar da dahil olmak üzere alışveriş sorguları ve takip soruları ekleyecek.
Kaynak: Youtube Blog

Spotify özel avantajlar sunan ücretli podcast üyeliklerini kullanıma sundu

Podcast yayıncılığındaki “format savaşı” sona mı eriyor?

YouTube, yeni içerik oluşturma araçlarını ve alışveriş özelliklerini tanıttı
En son
- Araştırma2 yıl önce
Popüler podcast yayıncıları sektördeki en büyük zorlukları yorumluyor
- Haberler4 yıl önce
Podcast’ten para kazanmanın 12 yolu
- Etkinlik3 yıl önce
‘Podcast Dinliyorum’ etkinliğinin ikincisi 25 Ekim’de
- Haberler4 yıl önce
Spotify’dan ‘Şişedeki Çalma Listesi’
- Haberler4 yıl önce
Video podcast nedir?
- Araştırma5 yıl önce
Mart ayına Anchor, Buzzsprout ve Spreaker damgası
- Haberler4 yıl önce
Podcast’leri nasıl daha hızlı dinleyebilirsiniz?
- Haberler4 yıl önce
Daniel Ek Spotify’ın büyük vizyonunu anlattı


















