Bizimle iletişime geçin

Haberler

Başarılı bir podcast’in 5 şartı

Başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor? İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

Yayınlanma tarihi

on

Podcast’e ilgi artıyor. Yalnızca bireyler değil kurumlar da daha fazla podcast’e ilgi gösteriyor.

Bir podcast başlatanların sayısında artış olsa da, başlayan bir podcast’i sürdürülebilir kılmak kolay olmuyor. Heyecanla başlayan birçok yayın “podfade” (bir podcast’in kısa bir süre bölümler yayınladıktan sonra birdenbire yayınını sona erdirmesi) olarak tanımlanan bir sürece giriyor.

Örneğin, yalnızca Apple Podcasts’te 2,4 milyondan fazla podcast var ve bunların yalnızca yüzde 21’i aktif; yani son 90 gün içinde bir bölüm yayınlamışlar. Bir başka deyişle her 5 podcast’ten yalnızca bir tanesi yayınına devam edebiliyor.

Podcast’e ilgi gösterenlerin ilk motivasyonu “Spotify’da, Apple Podcasts’te podcast’imi nasıl yayınlarım ya da nasıl yüklerim?” sorusu oluyor.

Önceki yazılarımda da dile getirdiğim gibi ilginin artmasında özellikle Spotify’ın 2019’dan itibaren podcast’e yatırım yapması ciddi bir itici güç oldu. Hakkını teslim etmemiz gerekiyor.

Ama, bir ses dosyasının (podcast’in) tek başına Spotify’da ya da Apple Podcasts’te yer alması başarılı bir podcast projesi için yeterli bir unsur değil. Podcast mecrasının anlaşılması, nitelikli bir yayının gerekliliklerinin öğrenilmesi ve bunların devamında stratejik bir planlama orta ve uzun vadede hayatta kalacak bir podcast yayınının ortaya çıkmasının temel koşullarını oluşturuyor.

Peki, başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor. İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

1. NEDEN PODCAST’E BAŞLIYORSUNUZ?

Evet, daha ilk adımda bu soruya vereceğiniz yanıt gerçekten çok önemli. Emek ve para harcayacağınız bir işe neden girişiyorsunuz? Sizi podcast’e başlamaya iten “nedenlerinizin” kuvveti ve motivasyonu sizin “tutkunuzun” ve aynı zamanda farkındalığınızın düzeyini de belirleyecek. Her işte olduğu gibi podcast yayıncılığında da engeller, zorluklar ve zorunluluklarla karşılaşacaksınız. Bunların üstesinden gelme cesaretinizi ve becerinizi işte başlangıçta oluşturduğunuz farkındalığınız ve güçlü “nedenleriniz” belirleyecek. Popüler bir heyecana kapılmakla gerçekten “onu” istemek arasındaki temel ayırt edici yer burası.

Podcast’e “neden” başlıyor olabilirsiniz? Örneğin, bireysel olarak bir uzmanlığınız var ve uzmanlığınızla ilgili bir “otorite”, “güven” ve “itibar” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kişisel markanız etrafında bir “topluluk” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kaliteli bir podcast yayını ile sponsorluk ve reklam geliri elde etmek isteyebilirsiniz.

Ya da podcast’inizi kurumunuz, markanız için başlatacaksanız aynı şekilde kurumunuz, markanız etrafında bir “güven” ve “itibar” inşa edebilirsiniz; “otorite” haline getirebilirsiniz. Bulunduğunuz sektör ya da iş alanına göre daha birçok farklı “neden” için bir podcast’e başlayabilirsiniz. Ancak, dediğimiz gibi bu “nedenlerinizi” daha başlarken çok iyi belirlemiş olmanız gerekir.

Bu ilk adımda güçlü bir yanıt oluşturamıyorsanız belki de hiç başlamamak daha doğru bir karar olabilir.

2. HEDEF KİTLENİZİ TANIYOR MUSUNUZ?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” iyi belirlediyseniz muhtemelen yayınınızı kimlerin dinlemesini istediğinizi de belirlemişsinizdir. Bir podcast’i yayınlayıp sonra rastlantısal olarak herkesin dinlemesini beklemek, hayal kırıklıklarının temelini oluşturuyor ve “podfade”e giden süreci başlatıyor. Kime ulaşmak istediğinizi bilmiyorsanız, hangi yoldan gittiğinizi de bilemezsiniz.

Elbette geniş kitlelere seslenen popüler podcast’ler de var. Çoğu eğlence, gerçek suç hikayeleri gibi farklı alanlarda podcast’ler de bulunuyor. Ama son derece sınırlı sayıdaki bu yayınların arkasında ya popüler isimler ya da büyük yapım şirketleri var.

Ayrıca podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitlenizi” iyi belirlemişseniz, öyle milyonlarca, yüzbinlerce kişiye ulaşma ihtiyacınız ve kaygınız da olmaz. Eğer yayınınızı dinlemesini arzu ettiğiniz hedef kitleniz 10 bin kişiden ibaretse, yalnızca bu kitleye odaklanmanız yeterli olur. Bu kitle bazen 500 kişiye kadar bile daralabilir.

Hedef kitlenizi “soyut” olarak belirlemek yerine ne kadar “somut” veriler üzerine dayandırırsanız o kadar başarılı olursunuz. Bunun için de iyi bir araştırma, analiz yapmanız, raporlar hazırlamanız gerekir. Bu aşamada tüm verileri toplayıp, segmente edebilirsiniz. Hatta örneklem yöntemiyle belirlediğiniz hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerini analiz etmek için online anket ve araştırmalar da yapabilirsiniz. Bu aynı zamanda daha podcast’iniz yayına başlamadan hedef kitlenizi duyarlı ve ilgili hale getirir.

Dolayısıyla, başlangıçta hedef kitlenizi seçmek aynı zamanda kimin için, nasıl içerikler üretmeniz gerektiğini de belirler. Hedef kitlenizin “ihtiyaçlarını, zorluklarını, beklentilerini” iyi tespit eder, ona göre içerik üretmenizi sağlarsınız. Yine podcast’iniz için tanıtım ve pazarlama araçlarını seçerken yayınınızı kime ulaştırmanız gerektiğini bilirsiniz; hedef kitlenizin bulunduğu mecraları seçer, kullandığı araçlara odaklanırsınız.

3. PLANLAMINIZI YAPTINIZ MI?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitle seçiminizi” sağlıklı ve doğru biçimde yaptıysanız önemli eşikleri aştınız demektir. Bundan sonra “planlama” aşamasına geçmeniz gerekir. Planlama aşamasında nasıl bir yayın süreci gerçekleştireceğinizi belirlersiniz. Bu aşamada podcast formatı, adı, tasarımlar, periyot, süre, tanıtım ve pazarlama araçlarını belirlemelisiniz.

Yine podcast kayıtlarını hangi koşullarda ve hangi araçlarla gerçekleştireceğinizi, tüm süreci kendiniz mi yöneteceksiniz yoksa dışardan profesyonel bir destek alıp almayacağınızı da planlamanız gerekir.

Hedef kitlenizin ilgisini çekecek içerik stratejinizi, temaları ve başlıkları da oluşturup genel planlamanıza son şeklini vermeniz sürdürülebilir bir yayın oluşturabilmek için zorunlu.

Açıkçası her 5 podcast’ten 4’ünün “podfade” ile sonuçlanmasının altında özellikle bu üç unsurun göz ardı edilmesi yatıyor. Neyi, nasıl yapacağınızı bilmezseniz, başlangıçtaki enerjiniz “niyet ve hayal” olmaktan öteye geçemez.

Özellikle bireysel olarak profesyonel bir işinize ek olarak podcast üretecekseniz, üstelik bunu kendi olanaklarınızla yapmaya yönelmişseniz dersinize çalışmadan başlayacağınız yolculuğun kısa sürede akamete uğraması kaçınılmaz. Bu aynı zamanda kurumunuz için yürüteceğiniz bir podcast süreci için de geçerli. Plansız ve hazırlıksız bir podcast sürecinin sonunda başarısızlığın faturasını bizzat podcast’in kendisine ve mecraya kesmek akılcı bir açıklama olamaz.

4. PODCAST’İ ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRDİNİZ Mİ?

Her şeyi dört dörtlük yaptınız ve harika içerikler oluşturarak başarılı bir podcast oluşturdunuz. Peki, hedef kitlenizin bundan haberi var mı?

Evet, podcast’inizi sunucunuzda yayınlayarak Spotify Apple Podcasts, Google Podcasts, Deezer gibi birçok dizine (dinleme platformu) dağıtıyorsunuz. Kullanıcıların bir kısmı platform içi aramalarla podcast’inizi görebilir. Ya da bu platformların algoritmasının izin verdiği kadar yayınınız keşfedilebilir. Ancak platformlar içi erişim ve keşfedilebilirlik ne yazık ki şu an için başarılı yayınları dinleyicilere ulaştırmak için yeterli düzeyde değil.

Ayrıca birçok potansiyel dinleyici için podcast alanı oldukça yeni. Kavramı bile yeni duyan hâlâ birçok kişi var. Bir taraftan mevcut podcast dinleyicilerinin dikkatini çekmeye çalışırken, bir taraftan da potansiyel dinleyicilere ilk deneyimlerini yaşatmak gibi bir misyonu da üstlenmeniz gerekir. Bu aynı zamanda “yenilikçi” bir yaklaşım sunacağı için size ve markanıza “değer” katacak bir unsura da dönüşebilir.

Bu nedenle, podcast’inizi yayınlamak tek başına yeterli olmayacaktır; yayınınızı ek tanıtım ve pazarlama araçlarını kullanarak hedef kitleniz için erişilebilir ve fark edilebilir hale getirmelisiniz. Bunu da 3’üncü başlığımızda vurguladığımız gibi daha planlama aşamasında belirlemişseniz her şey tıkır tıkır işler. Kullanacağınız sosyal medya mecraları belli mi? Auidogram (kısa ses odaklı video klip)  hazırladınız mı? E-bülten kullanacak mısınız? Basın bülteni hazırlayacak mısınız? Paylaşımlarda hangi etiketleri kullanacaksınız? Bunlar gibi sektörünüze ve hedef kitlenize göre farklı tanıtım araçlarını kullanmanız, üstelik tüm bu araçları her bölümünüz için düzenli biçimde yapmanız gerekir.

Podcast farkındalığının ve dinleme alışkanlığının oluşması için orta ve uzun vadeli bir planlama içerisinde hareket etmelisiniz. İlk yayınınızdan itibaren ilgili bir kitleye ulaşacaksınız. Her yeni yayında onların bir kısmı geri gelecek. Böylece zincirin halkaları gibi her bölüm ile birlikte birbirine eklenerek topluluğunuz zaman içerisinde büyüyecek. Ancak bunun için aktardığımız gibi her şeyi planlı ve başlangıçtaki öngörülerinize göre ilerletlemelisiniz.

5. ANALİZ YAPIYOR MUSUNUZ?

Podcast’inizi büyük bir heyecanla kaydediyor ve yayınlıyorsunuz. Süreci profesyonelce yönetiyorsunuz. Peki, her şey yolunda mı?

Hedef kitlenizden nasıl tepkiler, geri bildirimler alıyorsunuz? Hangi içerikleriniz daha çok dinleniyor? Gündemi takip ediyor musunuz: neler değişiyor, yeni beklentiler var mı? Yeni ne yapabilirsiniz? Eksik yaptığınız bir şey var mı? Hedeflerinizi büyütmek için zaman geldi mi?

Belirli aralıklarla bu soruları sormak ve yanıtlarını bulmak çok önemli. Podcast istatistiklerinizi inceleyebilir, her türlü kanaldan topladığınız veri ve geri bildirimleri analiz edebilirsiniz. Bu analizler neyi doğru, neyi eksik yaptığınızı anlamanıza yardımcı olur.

İşte uzun vadeli sürdürülebilir podcast yayınları ortaya çıkarmak için bu 5 unsuru başarılı biçimde uygulamalısınız. Yok, bu aktardıklarımızı göz ardı eder, tez elden heyecanla Spotify’daki yerinizi almayı “arzularsanız”, evet, çevrenizdeki birkaç kişiye linkini gönderebileceğiniz birkaç yayınınız Spotify’da yerini alabilir. Ama hepsi bu kadar. Hevesinizi almak yeterliyse sorun yok. Belki de sizin için iyi bir podcast dinleyicisi olarak devam etmek daha doğru bir tercih olabilir.

NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

‘Markalar podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında’

Markaların, podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında olduğunu söyleyen küresel podcast yayıncısı Mel Robbins, yapay zeka, reklam bütçeleri ve dinleyici kitlesinin sahipliği konuları hakkında görüşlerini paylaştı.

Yayınlanma tarihi

=>

Mel Robbins, dünyanın en çok dinlenen podcast yayıncılarından biri ve “Bırakın Yapsınlar” teorisinin yaratıcısıdır. Bu basit fikir, başkaları üzerindeki kontrolü bırakmayı içerir ve bu fikir, listelerde zirveye çıkan kendi adını taşıyan podcast’ine, New York Times’ın en çok satanlar listesinde bir numaraya yükselen kitabına ve sosyal medyada kendi başına bir yaşam kazanan bir ifadeye yol açmıştır.

Robbins, geçen ay ilk kez Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’ne katıldı; bu, kurduğu imparatorluğun dışına attığı nadir adımlardan biriydi. “İşimi yürütmeye o kadar odaklanmış durumdayım ki, büyük etkinliklere katılmak için kendimi nadiren ondan ayırıyorum.”

Ancak reklam satış ortağı SiriusXM ile birlikte katılmaya davet edilmesiyle, 2026 festivali programına uyan ilk fırsat oldu.

Digiday, Robbins ile yapay zekanın medya ekosistemi üzerindeki etkisini, podcast yayıncılığının pazarlamacılar tarafından neden yanlış sınıflandırıldığını ve yeni trendlerin peşinden koşmadan nasıl zirvede kalmayı planladığını konuşmak üzere bir araya geldi. 

İşte söyledikleri.

Robbins gibi bir isim için Cannes’ın önemi

Cannes’a katılmadan önce Robbins, bunun sadece büyük bir etkinlikten ibaret olduğunu düşünüyordu. Ve işini büyütmeye bu kadar odaklanmış biri için, Fransız Rivierası’nda gösterişli bir hafta gibi görünen bir şey için zaman ayırmanın değerini görmek, hatta bunu haklı çıkarmak zor olabilir.

“Şimdi anlıyorum ki, bu etkinlikte birçok pazarlama müdürü, marka müdürü ve medya müdürü bir araya geliyor, anlaşmalar burada yapılıyor. 2027 bütçeleri burada kesinleşiyor ve kampanyalar burada planlanıyor. Dolayısıyla burası gerçekten bağlantı kurabileceğiniz ve insanlarla tanışabileceğiniz bir yer.” 

Değer, planlanmamış karşılaşmalarda gizlidir. Tıpkı Cannes UTA ​​etkinliğinden sonra oteline döndüğü gece gibi. 

Robbins, “Lobiye girdiğimde, daha önce Ulta Beauty’de CMO olarak görev yapmış ve iş ilişkilerim olan SharkNinja’nın marka ve deneyimden sorumlu başkanı Michelle [Crossan-Matos] ile karşılaştım. Sonra asansörde Adobe’nin CMO’suyla karşılaştım; üç yıl önce büyük bir etkinlik için kurumsal bir konuşma yapmam için beni işe almışlardı. Bu kadar üst düzey insanın arasında kendinizi nerede bulabilir, bu tür tesadüfi karşılaşmalar yaşayabilir ve aynı zamanda iş toplantıları düzenleyebilirsiniz ki?” dedi.

Podcast’i 194 ülkede haftalık 11 milyon dinleyiciye ulaşan ve “The Let Them Theory” adlı kitabı ilk yılında 10 milyon kopya satan Robbins’in bu kadar iddialı olması garip gelebilir.

Bu etkileşimlerde hâlâ gerçek bir değer bulurdu. Belirttiği gibi, podcast’i sıradan insanların hayatlarında bir etki yaratmaya odaklanmış durumda. Ancak bunun da kendi zorlukları var. Podcast’te sürekli ünlü konuklar yok, son dakika haberleri veya popüler kültür konuları ele alınmıyor. 

Robbins, “Biz, bu tür programların her zaman aldığı medya ve tanıtım desteğinden faydalanamıyoruz. Ben Los Angeles, New York veya büyük medya şehirlerinde yaşamıyorum. Podcast’imiz Boston’da üretiliyor. Kendinizi çok sayıda insanın ve olayın olduğu bir etkinliğin içine koyarsanız, ortaya çıkan basın ilgisi inanılmaz. Altın Küre Ödülleri’ndeki ve Time Yılın Kadınları ödül törenindeki görünümümün, podcast indirmelerine ve ertesi hafta kitap satışlarına doğrudan etkisini gördük” dedi.

Yapay zekanın olası sonuçlarını şimdiden nasıl değerlendirdiğini anlatıyor.

Robbins, yapay zekanın, yıllarca çalışmayı öğrendiği medya ortamının temelini yeniden şekillendirdiğinin farkında. Ve bu sürecin hızı dikkat gerektiriyor.

“Yapay zekadaki değişim hızını ve yapay zekanın şu anda basında nasıl yankı uyandırdığını anlamak herkes için çok önemli; yaşananlar büyüleyici” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Nice’te uçaktan indim ve Today Show’dan arkadaşım Huda ile karşılaştım. Uzun uzun sohbet ettik. İkimizin karşılaşmasını gösteren bir Instagram gönderisi paylaştı ve ben de ona cevap verdim. Parade dergisi bununla ilgili bir makale yazdı. Bu, bana göre, içinde bulunduğunuz ekosistemi düşünmeniz ve kendinize, suyun çalkalandığı büyük olayların neler olduğunu sormanız gerektiğinin bir göstergesi; çünkü eğer bunlara dahil olursanız, bunlardan kaynaklanan basın ilgisinden faydalanırsınız.”

Onun vurgulamak istediği nokta, bu döngünün bu kadar hızlı ilerlemesini sağlayan şeyin yapay zeka olduğuydı; günümüzde sıradan bir karşılaşma neredeyse anında basında yer alan bir olaya dönüşüyor. Bu nedenle, faaliyetlerin Croisette boyunca yoğunlaştığı Cannes’da görünmek artık çok daha büyük getiriler sağlıyor.

Pazarlama yöneticilerinin gözünde podcast’lerin algısı nasıl değişti?

Robbins, podcast’lerin medya bütçelerindeki yerini ve bu konumun son zamanlarda nasıl değiştiğini oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yıllarca bu formatın sesli içeriğin bir uzantısı gibi ele alındığını ve sektörün ancak şimdi sunduğu gerçek potansiyeli anlamaya başladığını savunuyor. 

Robbins, “Dünyanın en büyük şovlarından birine sahibim ve küresel çapta yarattığımız etki çok iyi biliniyor ve çok saygı görüyor. Özellikle markaların bu formatın kültürel hakimiyetini ve etkisini fark etmesinden dolayı heyecanlıyım” dedi.

Yıllarca, paranın yanlış kasada olduğunu savundu.

Robbins, “Pazarlama müdürlerinin, marka yöneticilerinin ve medya yöneticilerinin %90’ına podcast harcamaları için ayırdıkları bütçeyi sorsanız, bizi radyo ve sesli içerikle aynı kategoriye koyarlardı. Gerçek şu ki, YouTube podcast’lerinde video içeriğiyle de yer aldık. Akıllıca davranırsanız, öncelikle ses formatında yayın yapabilirsiniz, ancak kendinizi etkili bir şekilde pazarlamak için videoya da ihtiyacınız var” dedi.

Ancak değişen şey, podcast’in bir kategori olarak kendisiyle ilgili değil, daha çok neyle daha çok örtüştüğüyle ilgili.

Robbins, “İnsanların zihninde bir açma kapama düğmesi gibi bir şey oldu; Netflix, Spotify, Apple’ın video içerik sunması, hatta Hulu’nun bile dahil olmasıyla birlikte, birçok oyuncu video içeriklerine yöneldi. İnsanlar artık birçok farklı yayın hizmetini televizyon olarak düşünüyor, ses olarak değil; işte bu değişti. Podcast’ler her zaman son derece baskın olmuştur. Bence dünya artık bu mecranın ve markaların sunduğu fırsatların farkına varıyor” dedi.

Sahip olduğu tek şey izleyicileriyken, kontrolü elinde tutmak…

Platformlardan geniş bir erişim elde etse de, Robbins’in platformlardan sadece alan kiraladığının farkında olduğu bir gerçek.

Robbins, “Aslında sahip olduğunuz tek şey bülten listeniz, kontrol edebildiğiniz tek şey bu. Bir içerik üreticisi olarak işinizi düşündüğünüzde, yaptığım her şeyin sahibi benim. Dolayısıyla platformlarla ilgili bir sorun yaşanırsa, çok fazla ilgi çekici teknoloji var, farklı teknolojiler kullanarak kendiniz yeniden başlatabilirsiniz” dedi.

Bu sahiplik, altyapının kendisiyle ilgili olmaktan ziyade, onun benzersiz satış noktasını (nedenini) net bir şekilde ortaya koymakla ilgili.

“Ne yaptığınız, neden yaptığınız, kimin ve ne için yaptığınız konusunda net olursanız, platformlar gelip geçecek, teknoloji gelişmeye devam edecek ve bu içsel rehberlik sistemini, bir sonraki adımda ne yapacağınıza dair kararlar almanıza yardımcı olmak için kullanabilirsiniz.”

Ticari modelini de şekillendiren bu felsefe olmuştur. 

Robbins, “Bir numaralı hedefim: Yaptığım şeyin ücretsiz olmasını istiyorum, bu yüzden reklamları ve markaları destekleyen içerikleri seviyorum. Bu, küresel ölçekte tek bir kişiye hizmet eden bir şey yaratmama ve bunu dünya çapındaki insanlara ücretsiz olarak sunmama olanak tanıyor. Bu, kazanan bir formül” dedi.

Parçalanmış bir dikkat ortamında alçakgönüllü kalmak

Robbins, kariyerinin zirvesindeyken bile, kendi performans ölçütlerinden bilinçli olarak uzak durarak rehavete kapılmaktan kaçınıyor.

Robbins, “Her hafta yönetici yapımcımız Tracy’ye dönüp ‘İşler hâlâ iyi gidiyor mu?’ diye sorduğumda, ‘Evet, işler hâlâ iyi gidiyor’ diyor ve gerçekten şaşırıyorum” dedi. 

Bu şaşkınlık, podcast yayıncılığı alanının ne kadar rekabetçi olduğunu bilmekten kaynaklanıyor.

Robbins, “Ne kadar çok çalıştığımı biliyorum, ama aynı zamanda ne kadar çok harika gösteri olduğunu da biliyorum. İnsanların şu anda ne kadar bunalmış hissettiklerini biliyorum. Birinin dikkatini çekmenin ve kazanmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum ve bunu hafife almıyorum. Aslında 2025’te bizi başarılı kılan şeyin 2026’da aynı sonuçları yaratmayacağına inanıyorum” dedi.

Bu aynı zamanda ona sık sık sorulan “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna direnmesinin de nedeni.

“Ben ‘Bırakın Onlar’ teorisi gibi olağanüstü bir şey yaratmışken, neden ikinci bir şey yaratıp insanların dikkatini dağıtayım ki?”

Bu nedenle Robbins, kendisinin ve ekibinin nerede olduklarını ve dikkati daha da dağıtmadan nasıl daha da ileriye gidebileceklerini değerlendirmek istiyor.

“Önümüzdeki altı ay ila bir yıl içinde şirketimizdeki her bir pozisyonu incelemeyi hedefliyorum” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Operasyonlarımızın, üretim döngümüzün her bir parçasını inceleyip kendimize şu soruyu sormak istiyorum: Bunu nasıl kolaylaştırabiliriz? İnsanlara nasıl daha fazla zaman kazandırabiliriz? Market kuyruğunda önümde duran o tek kişiye hizmet etmek için nasıl daha fazla insan yaratıcılığı ve zekâsı katabiliriz? Bunu başarabilirsek, bu inanılmaz bir şey olur.”

Kaynak: Mel Robbins / Digiday

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, podcast dinleme deneyimini yeniden tanımlıyor

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Bu değişiklik, Spotify’ın bakış açısına göre toplam dinleme sayılarını düşürürken, potansiyel reklamverenlere tüketim konusunda daha doğru raporlar sunacak.

Bundan böyle, Spotify’ın podcast dinleme tanımı en az 30 saniye olacak. Bu standart, hem sesli hem de görüntülü içeriklerin dinlenmeleri için geçerli olacak.

Buradaki amaç, podcast oynatmanın yanlışlıkla başlatılması veya kullanıcının hızlıca ileri sarması gibi kazaları önleyerek netlik sağlamak. Amaç, podcast yayıncıları ve ağlar için temel bir başarı ölçütü oluşturmak.

Şimdi podcast yayıncıları için zorluk, dinleyicilerin ilgisini canlı tutmak ve her tıklamanın atfedilebilir bir oynatma haline gelmesi için bölüm başlangıçlarını optimize etmek olacak. Bu, zaten podcast yayıncılarının oynatma metriklerini ifşa ettiği için şikayetlerine maruz kalan Spotify için zorlu bir halkla ilişkiler durumu.

Okumaya devam et

Haberler

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü ilan edildi

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan edildi. Bu günde bağımsız podcast yayıncılığının en iyi örneklerini ve neden sektörümüzün temeli olmaya devam ettiğini gösteren vaka çalışmaları ve içerik oluşturucu hikayeleri sergilenecek. Orbit ve Mercury tarafından organize edilen etkinliğe, web sitesi üzerinden destek verebilirsiniz.

Yayınlanma tarihi

=>

Mercury ve Orbit, 4 Temmuz’u bağımsız podcast yaratıcıları için yeni bir yıllık kutlama günü haline getiriyor.

İki şirket, büyük yayın ağlarının dışında dinleyici kitlesi oluşturan podcast’leri ve kişileri tanımak amacıyla düzenlenen küresel bir etkinlik olan Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’nü bu tarih olarak ilan etti.

IndependentPodcastersDay.com adlı yeni bir web sitesi, bağımsız podcast yayıncılarının sektördeki rolünü vurgulayan içerik oluşturucu öyküleri ve örnek olay incelemelerine yer verecek.

Mercury ve Orbit 4 Temmuz’u, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan etti ve tüm bağımsız podcast yayıncılarını bu günü desteklemeye çağırdı.

Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

4 Temmuz, Mercury ve Orbit’ten, sizin gücünüzle, kendi tarzlarında podcast yapanların ve podcast’lerin küresel bir kutlamasıdır.

IndependentPodcastersDay.com, bağımsız podcast yayıncılığının sunduğu en iyi örnekleri ve sektörümüzün temeli olmaya devam etmesinin nedenlerini sergileyen vaka çalışmaları ve içerik üretici öykülerine yer verecek.

Bugünden itibaren Mercury, herkesi (içerik oluşturucuları, ajansları, yöneticileri ve takipçi ağlarını) web sitesi aracılığıyla Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’ne bağlılıklarını bildirmeye davet ediyor. Bu, bağımsız içeriği sevdiğinizi ve desteklediğinizi ilan etme şansınız. Katılımcı listesi yakında yayınlanacak.

Mercury ve Orbit CEO’su Liam Heffernan, “Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, Mercury ve Orbit’in temsil ettiği her şeyi yansıtıyor. Bağımsız içerik üreticilerini desteklemek, temsil etmek ve güçlendirmek için varız, bu yüzden #IndiePodDay’i başlatmamız mantıklı. Bağımsız yayıncıları yeterince kutlayamıyoruz, bu yüzden takvimde başka bir gün istemeyenlere ‘hatırlamayalım!’ diyoruz! Ve tüm çalışkan, çığır açan içerik üreticilerine, arkanızdayız!” dedi.

Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, her yıl bir önceki yıla dayanarak gelişen, organik ve kullanıcı tarafından oluşturulan yıllık bir etkinlik olarak tasarlanmıştır; bu etkinlikte küresel içerik üretici ekosistemini bir kutlama ve takdir günü için harekete geçiriyoruz. Bu, rekabet etmek veya karşılaştırmakla ilgili değil, bağımsız podcast yayıncılığının benzersiz zorluklarını tanımlayan iyi, kötü ve kaotik durumları paylaşmakla ilgilidir.

Öyleyse hep birlikte bir araya gelelim, çünkü 4 Temmuz artık sonsuza dek Bağımsızlar Günü olarak bilinecek!

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et

En son