Bizimle iletişime geçin

Haberler

Başarılı bir podcast’in 5 şartı

Başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor? İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

Yayınlanma tarihi

on

Podcast’e ilgi artıyor. Yalnızca bireyler değil kurumlar da daha fazla podcast’e ilgi gösteriyor.

Bir podcast başlatanların sayısında artış olsa da, başlayan bir podcast’i sürdürülebilir kılmak kolay olmuyor. Heyecanla başlayan birçok yayın “podfade” (bir podcast’in kısa bir süre bölümler yayınladıktan sonra birdenbire yayınını sona erdirmesi) olarak tanımlanan bir sürece giriyor.

Örneğin, yalnızca Apple Podcasts’te 2,4 milyondan fazla podcast var ve bunların yalnızca yüzde 21’i aktif; yani son 90 gün içinde bir bölüm yayınlamışlar. Bir başka deyişle her 5 podcast’ten yalnızca bir tanesi yayınına devam edebiliyor.

Podcast’e ilgi gösterenlerin ilk motivasyonu “Spotify’da, Apple Podcasts’te podcast’imi nasıl yayınlarım ya da nasıl yüklerim?” sorusu oluyor.

Önceki yazılarımda da dile getirdiğim gibi ilginin artmasında özellikle Spotify’ın 2019’dan itibaren podcast’e yatırım yapması ciddi bir itici güç oldu. Hakkını teslim etmemiz gerekiyor.

Ama, bir ses dosyasının (podcast’in) tek başına Spotify’da ya da Apple Podcasts’te yer alması başarılı bir podcast projesi için yeterli bir unsur değil. Podcast mecrasının anlaşılması, nitelikli bir yayının gerekliliklerinin öğrenilmesi ve bunların devamında stratejik bir planlama orta ve uzun vadede hayatta kalacak bir podcast yayınının ortaya çıkmasının temel koşullarını oluşturuyor.

Peki, başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor. İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

1. NEDEN PODCAST’E BAŞLIYORSUNUZ?

Evet, daha ilk adımda bu soruya vereceğiniz yanıt gerçekten çok önemli. Emek ve para harcayacağınız bir işe neden girişiyorsunuz? Sizi podcast’e başlamaya iten “nedenlerinizin” kuvveti ve motivasyonu sizin “tutkunuzun” ve aynı zamanda farkındalığınızın düzeyini de belirleyecek. Her işte olduğu gibi podcast yayıncılığında da engeller, zorluklar ve zorunluluklarla karşılaşacaksınız. Bunların üstesinden gelme cesaretinizi ve becerinizi işte başlangıçta oluşturduğunuz farkındalığınız ve güçlü “nedenleriniz” belirleyecek. Popüler bir heyecana kapılmakla gerçekten “onu” istemek arasındaki temel ayırt edici yer burası.

Podcast’e “neden” başlıyor olabilirsiniz? Örneğin, bireysel olarak bir uzmanlığınız var ve uzmanlığınızla ilgili bir “otorite”, “güven” ve “itibar” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kişisel markanız etrafında bir “topluluk” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kaliteli bir podcast yayını ile sponsorluk ve reklam geliri elde etmek isteyebilirsiniz.

Ya da podcast’inizi kurumunuz, markanız için başlatacaksanız aynı şekilde kurumunuz, markanız etrafında bir “güven” ve “itibar” inşa edebilirsiniz; “otorite” haline getirebilirsiniz. Bulunduğunuz sektör ya da iş alanına göre daha birçok farklı “neden” için bir podcast’e başlayabilirsiniz. Ancak, dediğimiz gibi bu “nedenlerinizi” daha başlarken çok iyi belirlemiş olmanız gerekir.

Bu ilk adımda güçlü bir yanıt oluşturamıyorsanız belki de hiç başlamamak daha doğru bir karar olabilir.

2. HEDEF KİTLENİZİ TANIYOR MUSUNUZ?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” iyi belirlediyseniz muhtemelen yayınınızı kimlerin dinlemesini istediğinizi de belirlemişsinizdir. Bir podcast’i yayınlayıp sonra rastlantısal olarak herkesin dinlemesini beklemek, hayal kırıklıklarının temelini oluşturuyor ve “podfade”e giden süreci başlatıyor. Kime ulaşmak istediğinizi bilmiyorsanız, hangi yoldan gittiğinizi de bilemezsiniz.

Elbette geniş kitlelere seslenen popüler podcast’ler de var. Çoğu eğlence, gerçek suç hikayeleri gibi farklı alanlarda podcast’ler de bulunuyor. Ama son derece sınırlı sayıdaki bu yayınların arkasında ya popüler isimler ya da büyük yapım şirketleri var.

Ayrıca podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitlenizi” iyi belirlemişseniz, öyle milyonlarca, yüzbinlerce kişiye ulaşma ihtiyacınız ve kaygınız da olmaz. Eğer yayınınızı dinlemesini arzu ettiğiniz hedef kitleniz 10 bin kişiden ibaretse, yalnızca bu kitleye odaklanmanız yeterli olur. Bu kitle bazen 500 kişiye kadar bile daralabilir.

Hedef kitlenizi “soyut” olarak belirlemek yerine ne kadar “somut” veriler üzerine dayandırırsanız o kadar başarılı olursunuz. Bunun için de iyi bir araştırma, analiz yapmanız, raporlar hazırlamanız gerekir. Bu aşamada tüm verileri toplayıp, segmente edebilirsiniz. Hatta örneklem yöntemiyle belirlediğiniz hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerini analiz etmek için online anket ve araştırmalar da yapabilirsiniz. Bu aynı zamanda daha podcast’iniz yayına başlamadan hedef kitlenizi duyarlı ve ilgili hale getirir.

Dolayısıyla, başlangıçta hedef kitlenizi seçmek aynı zamanda kimin için, nasıl içerikler üretmeniz gerektiğini de belirler. Hedef kitlenizin “ihtiyaçlarını, zorluklarını, beklentilerini” iyi tespit eder, ona göre içerik üretmenizi sağlarsınız. Yine podcast’iniz için tanıtım ve pazarlama araçlarını seçerken yayınınızı kime ulaştırmanız gerektiğini bilirsiniz; hedef kitlenizin bulunduğu mecraları seçer, kullandığı araçlara odaklanırsınız.

3. PLANLAMINIZI YAPTINIZ MI?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitle seçiminizi” sağlıklı ve doğru biçimde yaptıysanız önemli eşikleri aştınız demektir. Bundan sonra “planlama” aşamasına geçmeniz gerekir. Planlama aşamasında nasıl bir yayın süreci gerçekleştireceğinizi belirlersiniz. Bu aşamada podcast formatı, adı, tasarımlar, periyot, süre, tanıtım ve pazarlama araçlarını belirlemelisiniz.

Yine podcast kayıtlarını hangi koşullarda ve hangi araçlarla gerçekleştireceğinizi, tüm süreci kendiniz mi yöneteceksiniz yoksa dışardan profesyonel bir destek alıp almayacağınızı da planlamanız gerekir.

Hedef kitlenizin ilgisini çekecek içerik stratejinizi, temaları ve başlıkları da oluşturup genel planlamanıza son şeklini vermeniz sürdürülebilir bir yayın oluşturabilmek için zorunlu.

Açıkçası her 5 podcast’ten 4’ünün “podfade” ile sonuçlanmasının altında özellikle bu üç unsurun göz ardı edilmesi yatıyor. Neyi, nasıl yapacağınızı bilmezseniz, başlangıçtaki enerjiniz “niyet ve hayal” olmaktan öteye geçemez.

Özellikle bireysel olarak profesyonel bir işinize ek olarak podcast üretecekseniz, üstelik bunu kendi olanaklarınızla yapmaya yönelmişseniz dersinize çalışmadan başlayacağınız yolculuğun kısa sürede akamete uğraması kaçınılmaz. Bu aynı zamanda kurumunuz için yürüteceğiniz bir podcast süreci için de geçerli. Plansız ve hazırlıksız bir podcast sürecinin sonunda başarısızlığın faturasını bizzat podcast’in kendisine ve mecraya kesmek akılcı bir açıklama olamaz.

4. PODCAST’İ ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRDİNİZ Mİ?

Her şeyi dört dörtlük yaptınız ve harika içerikler oluşturarak başarılı bir podcast oluşturdunuz. Peki, hedef kitlenizin bundan haberi var mı?

Evet, podcast’inizi sunucunuzda yayınlayarak Spotify Apple Podcasts, Google Podcasts, Deezer gibi birçok dizine (dinleme platformu) dağıtıyorsunuz. Kullanıcıların bir kısmı platform içi aramalarla podcast’inizi görebilir. Ya da bu platformların algoritmasının izin verdiği kadar yayınınız keşfedilebilir. Ancak platformlar içi erişim ve keşfedilebilirlik ne yazık ki şu an için başarılı yayınları dinleyicilere ulaştırmak için yeterli düzeyde değil.

Ayrıca birçok potansiyel dinleyici için podcast alanı oldukça yeni. Kavramı bile yeni duyan hâlâ birçok kişi var. Bir taraftan mevcut podcast dinleyicilerinin dikkatini çekmeye çalışırken, bir taraftan da potansiyel dinleyicilere ilk deneyimlerini yaşatmak gibi bir misyonu da üstlenmeniz gerekir. Bu aynı zamanda “yenilikçi” bir yaklaşım sunacağı için size ve markanıza “değer” katacak bir unsura da dönüşebilir.

Bu nedenle, podcast’inizi yayınlamak tek başına yeterli olmayacaktır; yayınınızı ek tanıtım ve pazarlama araçlarını kullanarak hedef kitleniz için erişilebilir ve fark edilebilir hale getirmelisiniz. Bunu da 3’üncü başlığımızda vurguladığımız gibi daha planlama aşamasında belirlemişseniz her şey tıkır tıkır işler. Kullanacağınız sosyal medya mecraları belli mi? Auidogram (kısa ses odaklı video klip)  hazırladınız mı? E-bülten kullanacak mısınız? Basın bülteni hazırlayacak mısınız? Paylaşımlarda hangi etiketleri kullanacaksınız? Bunlar gibi sektörünüze ve hedef kitlenize göre farklı tanıtım araçlarını kullanmanız, üstelik tüm bu araçları her bölümünüz için düzenli biçimde yapmanız gerekir.

Podcast farkındalığının ve dinleme alışkanlığının oluşması için orta ve uzun vadeli bir planlama içerisinde hareket etmelisiniz. İlk yayınınızdan itibaren ilgili bir kitleye ulaşacaksınız. Her yeni yayında onların bir kısmı geri gelecek. Böylece zincirin halkaları gibi her bölüm ile birlikte birbirine eklenerek topluluğunuz zaman içerisinde büyüyecek. Ancak bunun için aktardığımız gibi her şeyi planlı ve başlangıçtaki öngörülerinize göre ilerletlemelisiniz.

5. ANALİZ YAPIYOR MUSUNUZ?

Podcast’inizi büyük bir heyecanla kaydediyor ve yayınlıyorsunuz. Süreci profesyonelce yönetiyorsunuz. Peki, her şey yolunda mı?

Hedef kitlenizden nasıl tepkiler, geri bildirimler alıyorsunuz? Hangi içerikleriniz daha çok dinleniyor? Gündemi takip ediyor musunuz: neler değişiyor, yeni beklentiler var mı? Yeni ne yapabilirsiniz? Eksik yaptığınız bir şey var mı? Hedeflerinizi büyütmek için zaman geldi mi?

Belirli aralıklarla bu soruları sormak ve yanıtlarını bulmak çok önemli. Podcast istatistiklerinizi inceleyebilir, her türlü kanaldan topladığınız veri ve geri bildirimleri analiz edebilirsiniz. Bu analizler neyi doğru, neyi eksik yaptığınızı anlamanıza yardımcı olur.

İşte uzun vadeli sürdürülebilir podcast yayınları ortaya çıkarmak için bu 5 unsuru başarılı biçimde uygulamalısınız. Yok, bu aktardıklarımızı göz ardı eder, tez elden heyecanla Spotify’daki yerinizi almayı “arzularsanız”, evet, çevrenizdeki birkaç kişiye linkini gönderebileceğiniz birkaç yayınınız Spotify’da yerini alabilir. Ama hepsi bu kadar. Hevesinizi almak yeterliyse sorun yok. Belki de sizin için iyi bir podcast dinleyicisi olarak devam etmek daha doğru bir tercih olabilir.

NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Podcast’inize nefes alma izni verin

Podcast bölümlerinizi düzenlerken mükemmel olmasını istiyor ve tüm “ııııı”lar ile nefesleri temizliyorsanız bir kez daha düşünün; bu tercihiniz hem podcast’inizin doğallığını bozabilir, hem de dinleyicilerinizi yorabilir.

Yayınlanma tarihi

=>

Kısa bir süre önce Twitter’da bir anket düzenledim ve en sevdiğiniz podcast’i dinlemenize engel olan en önemli şeyin ne olduğunu sordum. Seçenekler reklam ekleme, format değişikliği, sıklık değişikliği ya da “diğer” şeklindeydi. Sonuçlar aşağıda yer alıyor (Twitter’daki anketi açmak için resme tıklayın):

Gördüğünüz gibi, reklam eklemek ve formatı değiştirmek arasında oldukça eşit bir dağılım var. Ancak 81 oydan neredeyse %25’i “diğer” dedi ve bu oylar öncelikle tüm podcast yayıncılarının öğrenmesi ve/veya yapmayı hatırlaması gereken bir şeyi paylaştı ve bu da podcast’inize nefes alma izni vermek.

İnsan Sesi Staccato Değildir

“Diğer” sonucu için yanıtlara bakıldığında, düzenli olarak ortaya çıkan bir şey düzenlemeydi. Daha spesifik olarak, iyi/mükemmel ses elde etme arayışının biraz fazla ileri gittiği ve düzenlemenin sergilenen sesin daha doğal akışını ortadan kaldırdığı çok fazla düzenleme.

Ve bu anlaşılabilir bir durum, sonuçta dinleyicilerinize sunabileceğiniz en iyi deneyimi sunmak istiyorsunuz. Ancak, düzenleyebileceğiniz her şeye çok fazla takılırsanız, bu deneyim pahasına olabilir.

Örneğin, Euan McAleece şunları söyledi:

Son zamanlarda duyduğum bir başka sıkıntı da Premier Pro, Descript ya da bunu sunan başka bir şeyde yapay zekanın otomatik dolgu sözcüklerini kaldırma işlevinin kullanılmasıyla ortaya çıkan kötü düzenlemeler. Düzenlemelerin yarısından fazlası 17. yüzyıl Hollanda köylülerinin dansından bile daha hantal.

Euan’ın belirttiği gibi, bu birkaç kez fark ettiğim bir şey ve genellikle bir podcaster, genellikle post prodüksiyonda zaman kazanmak amacıyla, dolgu kelimelerini tek bir tıklamayla kaldırmak için yukarıda bahsedilen araçları kullandığında meydana geliyor.

Ancak, bu araçlar aşırı agresif olabiliyor ve örnek olarak doğal bir “ıııı”nın ne olduğunu ve birinin tekrar konuşmadan önce durakladığını ve düşündüğünü vurgulamak için bu “ııı”lardan bazılarının neden bırakılması gerektiğini her zaman yakalayamayabiliyor.

Bu araçların düzenleyebildiği agresiflik seviyesi nedeniyle, sonuç çok dalgalı veya kesik kesik olabilir. Bu durum YouTube atlama klipleri için iyi olabilir, ancak sesli podcast’ler için pek de iyi değil.

Bir başka mükemmel noktaya da The Nerdstalgic Podcast’ten Luke değindi:

Son derece kurgulanmış, o kadar ki tüm insan kişiliği kaybolmuş ve kulağa çok mükemmel geliyor. Bu gerçek yüzünden programları dinlemeyi bıraktım, “ıııı”, nefes ve kötü mikrofon kalitesiyle başa çıkabilirim çünkü bunlar indie podcast’ler, insan şakası olacak, ama gerçek hissettirdiğinde dışarıdayım.

Hem Luke hem de Euan’ın yanıtlarında vurguladıkları gibi, bazı podcast yayıncıları düzenleme tahtasına büyük bir kesme bıçağı götürüyor ve konuşmanın belirli kelimeleri olmayan her şeyi çıkarıyor.

Bu genellikle ıııı, ahh, vb. gibi dolgu kelimelerdir. Ancak, konuşmacılardan birinin diğerlerinden daha duyulabilir bir nefes alma sesine sahip olduğu nefesler kadar basit bir şey de olabilir. Ve bunlar, her örnek bırakıldığında kesinlikle dikkat çekici olabilirken, dinleme deneyiminden uzaklaşabilir, ancak hepsini kaldırmak da aynı derecede kötü olabilir.

Bu da bizi podcast’inizin nefes almasına izin vermenin önemine geri getiriyor.

Konuşmanın Organik Akışı

Şimdiye kadar yaptığınız herhangi bir konuşmayı düşünün. Ya da yapmış olabileceğiniz bir monoloğu (belki bir düğünde sağdıç olarak yaptığınız bir konuşmayı ya da okulda yaptığınız bir mezuniyet konuşmasını, hatta yerel süpermarkette kasiyerle yaptığınız bir konuşmayı, vb.) Şimdi, siz (ve diğerleri) konuşurken, bu nasıl gitti?

  • Konuşma rahattı ve ıııı ve ah’ları içeriyordu, aynı zamanda kasıtlıydı ve biri tekrar konuşmadan önce duraklamalar vardı.
  • Konuşma ürkek ve bir sonraki noktaya geçmeye aşırı odaklanmıştı.

Tahminimce her seferinde birincisiydi. Çünkü biz insanlar böyleyiz.

Sohbetler, insan konuşmasının güzelliği, tonu ve nüansının geldiği bir gelgit ve akış içinde yakalanan ses anlarıdır. Bunu ortadan kaldırırsak, harika bir sohbeti oluşturan organik tonu ortadan kaldırmış oluruz ve bu da bölümlerimizi oynatırken dinleyicileri o andan uzaklaştırabilir.

Bir dinleyiciyi dinleme deneyiminin dışına çıkarırsak, onu tekrar içeri çekmek zor olabilir ki bu da -en kötü senaryoda- dinleyiciyi kaybetmek demektir.

Dolayısıyla podcast’imizin nefes almasına izin vermeliyiz ve düzenleme söz konusu olduğunda bunu yapmanın üç basit yolu var.

  1. Her ıııı’yı silmeyin. Evet, çok fazla olduklarında çok dikkat çekici olabilirler, ancak bazen konuşmanın çok doğal bir parçası da olabilirler (örneğin, bir şey yapmak için bir nokta düşünürken). Bu yüzden onları içeride bırakın.
  2. Nefesleri çıkarma konusunda çok agresif olmayın. Tıpkı “ıııı”lar gibi, eğer birisi konuşurken özellikle nefes nefese kalıyorsa bunlar da dikkat çekici olabilir; ancak bu konuda çok agresif olursanız, artık doğal nefesler de çıkarıldığı için kulağa dalgalı gelebilir. Bu nedenle, fark edilmeyen nefesleri içeride bırakırken, post prodüksiyonda dB’yi düşürerek herhangi bir nefes çıkarma işlemini yönetmeye çalışın.
  3. Dolgu sözcükleri ve boşlukları kaldırmak için yapay zekaya güvenmeyin. Size zaman kazandırsa da, bir podcaster’ın gözden geçirmeden dolgu kelimeleri kaldırmak için bir yapay zeka aracı kullandığını her zaman anlayabilirsiniz, çünkü kelimeler ve cümleler arasındaki boşluk çok daha belirgin ve zıplamalı ve kulağa çok doğal gelmiyor. Bu nedenle, gözden geçirmek için zaman ayırın ve yalnızca deneyime katkıda bulunmayan veya kaldırıldığında daha belirgin olanları kaldırın.

Dinleyiciler de tıpkı podcast yayıncıları gibidir; iyi bir dinleme deneyimi isterler, ancak aynı zamanda günlük olarak alıştıkları her şeye benzeyen bir ses de isterler. Buna, daha iyi bir kelime bulmak gerekirse, ııııı, aah, nefes alma vb. gibi konuşma “tuhaflıkları” da dahildir.

Ve bunu yapmanın en iyi yolu, podcast’inizin nefes almasına izin vermek ve onu akıcı kılan parçaları çıkarmak ve kopuk bir deneyim bırakmak yerine onları korumaktır.

Bir dahaki sefere kadar, mutlu podcast yayınları!

Kaynak: Danny Brown / Pod Chat News

Okumaya devam et

Haberler

Sony Music, yapay zeka şirketlerine savaş açtı

Sony Music, kataloğundaki müziklerini tüm yapay zeka eğitimlerinden geri çektiğine ilişkin kamuoyuna açık bir deglerasyon yayınladı.

Yayınlanma tarihi

=>

“Yapay Zeka Eğitiminden Vazgeçme Beyanı.”

Sony Music, yayınladığı ve dev müzik şirketinin tüm kataloğunun tüm yapay zeka eğitim sistemlerine kapalı olduğunu ilan eden açıklamasını bu şekilde nitelendiriyor.

Yapay Zeka (YZ) eğitimi” (bazen “kazıma” olarak da adlandırılır), YZ sorgularına bilinçli yanıtlar üretmek için çevrimiçi medyayı YZ motorlarına kopyalamak anlamına geliyor.

Sony’nin açıklamasında herhangi bir nüans yok. Şirket, Sony Music içeriğinin “herhangi bir metin veya veri madenciliği, web kazıma veya benzer şekilde çoğaltılmasını açıkça yasaklıyor ve buna karşı çıkıyor”.

Buna besteler, kayıtlar, şarkı sözleri, videolar, sanat eserleri ve veriler de dahil. Sınır, herhangi bir amaca karşı çizilmiştir, ancak özellikle “herhangi bir yapay zeka sisteminin eğitilmesi, geliştirilmesi veya ticarileştirilmesi ile ilgili olarak”.

Bildiri, mevcut ve gelecekteki müzikler için geçerli.

Sony, yapay zekayı yaratıcı bir araç olarak desteklemeye özen gösteriyor.

“SMG, sorumlu bir şekilde üretilen yapay zekanın yaratıcı bir araç olarak kullanılma potansiyelini benimseyerek şarkı yazarlarının ve kayıt sanatçılarının müzik yaratma yöntemlerinde devrim yaratıyor.”

Yani, YZ yaratıcı bir araç olarak ön tarafta iyi, ancak onaylanmamış kopyalama söz konusu olduğunda perde arkasında iyi değil.

Bir telif hakkı koruma mücadelesi olarak bu konu 1990’ların dosya paylaşım savaşlarına benziyor. O tartışmada müzik şirketleri, şarkıları elde etmek için izinsiz müzik indirme sistemlerini kullanan tüketicilerle mücadele etmişti. Bugün ise yapay zeka destekli içerik aramayı eğitmek için tüm interneti kopyalamak isteyen hızlı hareket eden şirketlerle mücadele ediliyor.

Yazının tamamını BURADAN okuyabilirsiniz.

Kaynak: RainNews

Okumaya devam et

Araştırma

İdeal podcast dinleyicileri genel nüfusa göre daha varlıklı ve eğitimli

Edison Research, The Podcast Consumer 2024 adlı yeni bir çalışma yayınladı. ABD podcast yayıncılığına ilişkin karşılaştırmalı veriler içeren ve reklamverenlerin podcast ortamı hakkında bilgi sahibi olmalarını amaçlayan çalışmaya göre, ideal podcast dinleyicileri genel nüfusa göre daha varlıklı ve eğitimli…

Yayınlanma tarihi

=>

Edison Research, The Podcast Consumer 2024 adlı yeni bir çalışma yayınladı. Çalışma, ABD podcast yayıncılığına ilişkin karşılaştırmalı veriler içeriyor ve reklamverenlerin podcast ortamı hakkında bilgi sahibi olmaları için ideal podcast dinleyicilerinin genel nüfusa göre daha varlıklı ve eğitimli olduğu belirtiliyor.

Edison Research tarafından hazırlanan The Podcast Consumer 2024 raporuna göre podcast’ler, sürekli büyüyen ve yüksek katılımlı bir kitleyi kendine çekerek ana akım bir medya platformu haline geldi.

Edison Research Başkan Yardımcısı Megan Lazovick, ABD’deki haftalık ve aylık podcast tüketimine ilişkin karşılaştırmalı veriler sunan bir web seminerinde içgörüler sundu. Sunum, podcast alanındaki temel araştırma bulgularına odaklandı ve podcast’lerin hedeflenen çekiciliğini ve artan etkisini vurguladı.

Reklamverenlerin podcast dinleyicileri hakkında bilmesi gereken önemli noktalar:

  • Her zamankinden daha fazla insan podcast dinliyor: 12+ nüfusun %67’si şimdiye kadar bir podcast dinledi; 12+ nüfusun %47’si aylık podcast dinleyicisi ve %34’ü haftalık dinleyici.
  • Dinleyiciler podcast’lerle her zamankinden daha fazla zaman geçiriyor: 2014 yılında, 13 yaş ve üzerindekilerin tüm sesleri dinlemek için harcadıkları günlük sürenin %2’si podcast’lerle geçmiştir. Bu sayı 2024’te dört kattan fazla arttı ve podcastler artık günlük ses dinleme süresinin %11’ini oluşturuyor. Haftalık podcast dinleyicilerinin yüzde yirmi üçü her hafta 10 saat veya daha fazla süreyi bu mecrayı dinleyerek geçiriyor.
  • Podcast’ler tüm nesillere ulaşıyor: 6-12 yaş arasındaki çocukların %29’u, 12-34 yaş arasındakilerin %59’u, 35-54 yaş arasındakilerin %55’i ve 55 yaş üzerindekilerin %27’si aylık podcast dinleyicisidir.
  • Podcast dinleyicileri çeşitlilik gösteriyor ve giderek daha fazla kadın dinleyiciye ulaşıyor: Siyahi Amerikalıların %48’i ve Latin Amerikalıların %43’ü aylık podcast dinleyicisidir. Podcast dinleyen ABD’li kadınların sayısı, kadınların %45’inin aylık podcast dinleyicisi ve %32’sinin haftalık podcast dinleyicisi olmasıyla yeni bir zirveye ulaşmıştır.
  • Podcast dinleyicileri, varlıklı ve eğitimli olmaları nedeniyle reklamverenler için oldukça cazip bir kitle: ABD nüfusunun %48’ine kıyasla aylık podcast dinleyicilerinin %56’sının yıllık hane geliri 75 bin doların üzerinde ve ABD nüfusunun %44’üne kıyasla aylık podcast dinleyicilerinin %49’u üniversite eğitimli.
  • Podcast’ler satın alma eğilimindeki kitlelere ulaşıyor: Haftalık podcast dinleyicilerinin %46’sı bir podcast’te duydukları reklam sonucunda bir ürün veya hizmet satın alıyor. Podcast endüstrisi, reklamverenlerin tüketicilerle eşleşmesine yardımcı olacak metriklere sahip.

Lazovick şunları söyledi:

“Bu rapordaki her unsur tek bir amaç doğrultusunda seçildi: Podcast sektörünü desteklemek ve ilerletmek. Çünkü harika içeriklerin ve bunların arkasındaki yaratıcıların desteklenmesi gerekiyor. Sektör ölçümlerinin yanı sıra bugünün içgörüleri, kitleleriyle daha etkili bir şekilde bağlantı kurmak isteyen herkes için değerli araçlar.”

Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz (PDF)

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et

En son