Bizimle iletişime geçin

Haberler

Başarılı bir podcast’in 5 şartı

Başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor? İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

Yayınlanma tarihi

on

Podcast’e ilgi artıyor. Yalnızca bireyler değil kurumlar da daha fazla podcast’e ilgi gösteriyor.

Bir podcast başlatanların sayısında artış olsa da, başlayan bir podcast’i sürdürülebilir kılmak kolay olmuyor. Heyecanla başlayan birçok yayın “podfade” (bir podcast’in kısa bir süre bölümler yayınladıktan sonra birdenbire yayınını sona erdirmesi) olarak tanımlanan bir sürece giriyor.

Örneğin, yalnızca Apple Podcasts’te 2,4 milyondan fazla podcast var ve bunların yalnızca yüzde 21’i aktif; yani son 90 gün içinde bir bölüm yayınlamışlar. Bir başka deyişle her 5 podcast’ten yalnızca bir tanesi yayınına devam edebiliyor.

Podcast’e ilgi gösterenlerin ilk motivasyonu “Spotify’da, Apple Podcasts’te podcast’imi nasıl yayınlarım ya da nasıl yüklerim?” sorusu oluyor.

Önceki yazılarımda da dile getirdiğim gibi ilginin artmasında özellikle Spotify’ın 2019’dan itibaren podcast’e yatırım yapması ciddi bir itici güç oldu. Hakkını teslim etmemiz gerekiyor.

Ama, bir ses dosyasının (podcast’in) tek başına Spotify’da ya da Apple Podcasts’te yer alması başarılı bir podcast projesi için yeterli bir unsur değil. Podcast mecrasının anlaşılması, nitelikli bir yayının gerekliliklerinin öğrenilmesi ve bunların devamında stratejik bir planlama orta ve uzun vadede hayatta kalacak bir podcast yayınının ortaya çıkmasının temel koşullarını oluşturuyor.

Peki, başarılı ve sürdürülebilir bir podcast yayını için ne yapmanız gerekiyor. İşte yola çıkarken göz önünde bulundurmanız gereken 5 şart…

1. NEDEN PODCAST’E BAŞLIYORSUNUZ?

Evet, daha ilk adımda bu soruya vereceğiniz yanıt gerçekten çok önemli. Emek ve para harcayacağınız bir işe neden girişiyorsunuz? Sizi podcast’e başlamaya iten “nedenlerinizin” kuvveti ve motivasyonu sizin “tutkunuzun” ve aynı zamanda farkındalığınızın düzeyini de belirleyecek. Her işte olduğu gibi podcast yayıncılığında da engeller, zorluklar ve zorunluluklarla karşılaşacaksınız. Bunların üstesinden gelme cesaretinizi ve becerinizi işte başlangıçta oluşturduğunuz farkındalığınız ve güçlü “nedenleriniz” belirleyecek. Popüler bir heyecana kapılmakla gerçekten “onu” istemek arasındaki temel ayırt edici yer burası.

Podcast’e “neden” başlıyor olabilirsiniz? Örneğin, bireysel olarak bir uzmanlığınız var ve uzmanlığınızla ilgili bir “otorite”, “güven” ve “itibar” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kişisel markanız etrafında bir “topluluk” oluşturmak isteyebilirsiniz. Kaliteli bir podcast yayını ile sponsorluk ve reklam geliri elde etmek isteyebilirsiniz.

Ya da podcast’inizi kurumunuz, markanız için başlatacaksanız aynı şekilde kurumunuz, markanız etrafında bir “güven” ve “itibar” inşa edebilirsiniz; “otorite” haline getirebilirsiniz. Bulunduğunuz sektör ya da iş alanına göre daha birçok farklı “neden” için bir podcast’e başlayabilirsiniz. Ancak, dediğimiz gibi bu “nedenlerinizi” daha başlarken çok iyi belirlemiş olmanız gerekir.

Bu ilk adımda güçlü bir yanıt oluşturamıyorsanız belki de hiç başlamamak daha doğru bir karar olabilir.

2. HEDEF KİTLENİZİ TANIYOR MUSUNUZ?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” iyi belirlediyseniz muhtemelen yayınınızı kimlerin dinlemesini istediğinizi de belirlemişsinizdir. Bir podcast’i yayınlayıp sonra rastlantısal olarak herkesin dinlemesini beklemek, hayal kırıklıklarının temelini oluşturuyor ve “podfade”e giden süreci başlatıyor. Kime ulaşmak istediğinizi bilmiyorsanız, hangi yoldan gittiğinizi de bilemezsiniz.

Elbette geniş kitlelere seslenen popüler podcast’ler de var. Çoğu eğlence, gerçek suç hikayeleri gibi farklı alanlarda podcast’ler de bulunuyor. Ama son derece sınırlı sayıdaki bu yayınların arkasında ya popüler isimler ya da büyük yapım şirketleri var.

Ayrıca podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitlenizi” iyi belirlemişseniz, öyle milyonlarca, yüzbinlerce kişiye ulaşma ihtiyacınız ve kaygınız da olmaz. Eğer yayınınızı dinlemesini arzu ettiğiniz hedef kitleniz 10 bin kişiden ibaretse, yalnızca bu kitleye odaklanmanız yeterli olur. Bu kitle bazen 500 kişiye kadar bile daralabilir.

Hedef kitlenizi “soyut” olarak belirlemek yerine ne kadar “somut” veriler üzerine dayandırırsanız o kadar başarılı olursunuz. Bunun için de iyi bir araştırma, analiz yapmanız, raporlar hazırlamanız gerekir. Bu aşamada tüm verileri toplayıp, segmente edebilirsiniz. Hatta örneklem yöntemiyle belirlediğiniz hedef kitlenin ihtiyaç ve beklentilerini analiz etmek için online anket ve araştırmalar da yapabilirsiniz. Bu aynı zamanda daha podcast’iniz yayına başlamadan hedef kitlenizi duyarlı ve ilgili hale getirir.

Dolayısıyla, başlangıçta hedef kitlenizi seçmek aynı zamanda kimin için, nasıl içerikler üretmeniz gerektiğini de belirler. Hedef kitlenizin “ihtiyaçlarını, zorluklarını, beklentilerini” iyi tespit eder, ona göre içerik üretmenizi sağlarsınız. Yine podcast’iniz için tanıtım ve pazarlama araçlarını seçerken yayınınızı kime ulaştırmanız gerektiğini bilirsiniz; hedef kitlenizin bulunduğu mecraları seçer, kullandığı araçlara odaklanırsınız.

3. PLANLAMINIZI YAPTINIZ MI?

Podcast’e başlama “nedenlerinizi” ve “hedef kitle seçiminizi” sağlıklı ve doğru biçimde yaptıysanız önemli eşikleri aştınız demektir. Bundan sonra “planlama” aşamasına geçmeniz gerekir. Planlama aşamasında nasıl bir yayın süreci gerçekleştireceğinizi belirlersiniz. Bu aşamada podcast formatı, adı, tasarımlar, periyot, süre, tanıtım ve pazarlama araçlarını belirlemelisiniz.

Yine podcast kayıtlarını hangi koşullarda ve hangi araçlarla gerçekleştireceğinizi, tüm süreci kendiniz mi yöneteceksiniz yoksa dışardan profesyonel bir destek alıp almayacağınızı da planlamanız gerekir.

Hedef kitlenizin ilgisini çekecek içerik stratejinizi, temaları ve başlıkları da oluşturup genel planlamanıza son şeklini vermeniz sürdürülebilir bir yayın oluşturabilmek için zorunlu.

Açıkçası her 5 podcast’ten 4’ünün “podfade” ile sonuçlanmasının altında özellikle bu üç unsurun göz ardı edilmesi yatıyor. Neyi, nasıl yapacağınızı bilmezseniz, başlangıçtaki enerjiniz “niyet ve hayal” olmaktan öteye geçemez.

Özellikle bireysel olarak profesyonel bir işinize ek olarak podcast üretecekseniz, üstelik bunu kendi olanaklarınızla yapmaya yönelmişseniz dersinize çalışmadan başlayacağınız yolculuğun kısa sürede akamete uğraması kaçınılmaz. Bu aynı zamanda kurumunuz için yürüteceğiniz bir podcast süreci için de geçerli. Plansız ve hazırlıksız bir podcast sürecinin sonunda başarısızlığın faturasını bizzat podcast’in kendisine ve mecraya kesmek akılcı bir açıklama olamaz.

4. PODCAST’İ ERİŞİLEBİLİR HALE GETİRDİNİZ Mİ?

Her şeyi dört dörtlük yaptınız ve harika içerikler oluşturarak başarılı bir podcast oluşturdunuz. Peki, hedef kitlenizin bundan haberi var mı?

Evet, podcast’inizi sunucunuzda yayınlayarak Spotify Apple Podcasts, Google Podcasts, Deezer gibi birçok dizine (dinleme platformu) dağıtıyorsunuz. Kullanıcıların bir kısmı platform içi aramalarla podcast’inizi görebilir. Ya da bu platformların algoritmasının izin verdiği kadar yayınınız keşfedilebilir. Ancak platformlar içi erişim ve keşfedilebilirlik ne yazık ki şu an için başarılı yayınları dinleyicilere ulaştırmak için yeterli düzeyde değil.

Ayrıca birçok potansiyel dinleyici için podcast alanı oldukça yeni. Kavramı bile yeni duyan hâlâ birçok kişi var. Bir taraftan mevcut podcast dinleyicilerinin dikkatini çekmeye çalışırken, bir taraftan da potansiyel dinleyicilere ilk deneyimlerini yaşatmak gibi bir misyonu da üstlenmeniz gerekir. Bu aynı zamanda “yenilikçi” bir yaklaşım sunacağı için size ve markanıza “değer” katacak bir unsura da dönüşebilir.

Bu nedenle, podcast’inizi yayınlamak tek başına yeterli olmayacaktır; yayınınızı ek tanıtım ve pazarlama araçlarını kullanarak hedef kitleniz için erişilebilir ve fark edilebilir hale getirmelisiniz. Bunu da 3’üncü başlığımızda vurguladığımız gibi daha planlama aşamasında belirlemişseniz her şey tıkır tıkır işler. Kullanacağınız sosyal medya mecraları belli mi? Auidogram (kısa ses odaklı video klip)  hazırladınız mı? E-bülten kullanacak mısınız? Basın bülteni hazırlayacak mısınız? Paylaşımlarda hangi etiketleri kullanacaksınız? Bunlar gibi sektörünüze ve hedef kitlenize göre farklı tanıtım araçlarını kullanmanız, üstelik tüm bu araçları her bölümünüz için düzenli biçimde yapmanız gerekir.

Podcast farkındalığının ve dinleme alışkanlığının oluşması için orta ve uzun vadeli bir planlama içerisinde hareket etmelisiniz. İlk yayınınızdan itibaren ilgili bir kitleye ulaşacaksınız. Her yeni yayında onların bir kısmı geri gelecek. Böylece zincirin halkaları gibi her bölüm ile birlikte birbirine eklenerek topluluğunuz zaman içerisinde büyüyecek. Ancak bunun için aktardığımız gibi her şeyi planlı ve başlangıçtaki öngörülerinize göre ilerletlemelisiniz.

5. ANALİZ YAPIYOR MUSUNUZ?

Podcast’inizi büyük bir heyecanla kaydediyor ve yayınlıyorsunuz. Süreci profesyonelce yönetiyorsunuz. Peki, her şey yolunda mı?

Hedef kitlenizden nasıl tepkiler, geri bildirimler alıyorsunuz? Hangi içerikleriniz daha çok dinleniyor? Gündemi takip ediyor musunuz: neler değişiyor, yeni beklentiler var mı? Yeni ne yapabilirsiniz? Eksik yaptığınız bir şey var mı? Hedeflerinizi büyütmek için zaman geldi mi?

Belirli aralıklarla bu soruları sormak ve yanıtlarını bulmak çok önemli. Podcast istatistiklerinizi inceleyebilir, her türlü kanaldan topladığınız veri ve geri bildirimleri analiz edebilirsiniz. Bu analizler neyi doğru, neyi eksik yaptığınızı anlamanıza yardımcı olur.

İşte uzun vadeli sürdürülebilir podcast yayınları ortaya çıkarmak için bu 5 unsuru başarılı biçimde uygulamalısınız. Yok, bu aktardıklarımızı göz ardı eder, tez elden heyecanla Spotify’daki yerinizi almayı “arzularsanız”, evet, çevrenizdeki birkaç kişiye linkini gönderebileceğiniz birkaç yayınınız Spotify’da yerini alabilir. Ama hepsi bu kadar. Hevesinizi almak yeterliyse sorun yok. Belki de sizin için iyi bir podcast dinleyicisi olarak devam etmek daha doğru bir tercih olabilir.

NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Medya stratejinizi değiştirecek 5 önemli ses trendi

Yayınlanma tarihi

=>

Yıllardır pazarlamacılar, sesli içeriği “gelişmekte olan bir fırsat” olarak nitelendiriyorlardı.

Ancak bu tanım artık geçerliliğini yitirmiştir.

En son yayınlanan Infinite Dial 2026 raporu, sesli içeriğin Amerika’da sessizce en baskın medya ortamlarından biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Akış yayınları, podcast’ler ve dijital dinleme, artık her ay yüz milyonlarca insana ulaşıyor.

Buna rağmen, birçok marka sesli içeriği hâlâ ikincil bir kanal olarak görüyor.

Veriler ise bambaşka bir tablo çiziyor. Ses, insanların cihazlar, platformlar ve formatlar arasında medyayı tüketme şeklini yeniden şekillendiriyor.

İşte, markaların sesli reklamcılık hakkındaki düşüncelerini kökten değiştirecek Infinite Dial 2026 raporundan beş önemli değişim.

1. Ses Artık Sadece Bir Kanal Değil. Günlük Bir Alışkanlık.

İnternet çağının büyük bir bölümünde, dijital ses niş bir davranış olarak görülüyordu. Ana akım bu trendi yakalamadan önce, teknolojiye yatkın kitlelerin yaptığı bir şeydi. O dönem artık geride kaldı.

Bugün, Amerikalıların %76’sı her ay çevrimiçi ses dinliyor; bu da yaklaşık 233 milyon kişiye tekabül ediyor.

Daha da çarpıcı olanı: %70’i her hafta dinliyor.

Bu rakamlar, ses akışını ülkedeki en büyük dijital medya platformlarıyla aynı lige yerleştiriyor. Ancak erişim tek başına asıl hikaye değil. Asıl hikaye, insanların ne zaman dinlediği.

Ses, günlük rutinlerinin bazı bölümlerinde görsel medyanın ortadan kaybolduğu anlarda hakimdir. Kitlenin akışları kaydırmadığı veya ekranlara bakmadığı bu zaman dilimlerinde dinliyorlar.

Markalar için bu sürekli dikkat, dijital pazarlamada giderek daha nadir hale gelen bir şeydir.

2. Ses Alanındaki En Hızlı Büyüme Genç Dinleyicilerden Gelmiyor

Uzun bir süre boyunca pazarlamacılar, ses akışını ve podcast’leri gençlerin yönlendirdiği bir medya olarak gördü. En son veriler bu varsayımı büyük ölçüde sorguluyor.

55 yaş ve üstü Amerikalılar arasında aylık çevrimiçi ses dinleme oranı sadece iki yıl içinde %52’den %70’e sıçradı.

Bu, davranışta büyük bir değişimdir.

Yaşananlar, teknoloji benimsemesinde defalarca gördüğümüz bir durumdur. Genç kitleler ilk olarak benimser, ancak bir platform sorunsuz hale geldiğinde (akıllı telefonlar, bağlantılı arabalar, akıllı hoparlörler) nüfusun geri kalanı hızla onu takip eder.

Ses, o noktaya ulaştı.

Markalar için bu, dijital sesin artık neredeyse her nesli geniş ölçekte kapsayan nadir kanallardan biri haline geldiği anlamına geliyor.

3. Podcasting, En Güvenilir Medya Ortamlarından Biri Haline Geldi

Bir zamanlar podcast reklamcılığı deneysel bir alandı. Bugün ise temel bir medya stratejisidir.

Podcast farkındalığı şu anda Amerikalıların %86’sında mevcut ve %58’i aylık olarak podcast tüketiyor; bu, tüm zamanların en yüksek seviyesi.

Ülkenin neredeyse yarısı haftalık olarak podcast’lerle etkileşimde olduğundan, podcasting artık niş bir içerik kategorisi değildir. Video akışı, sosyal medya ve dijital müzikle birlikte ana akım bir eğlence ortamıdır.

Podcast reklamcılığını özellikle güçlü kılan şey, içeriğe nasıl entegre olduğudur. Dikkatin dağılmasına neden olan birçok dijital reklam formatının aksine, podcast reklamları genellikle sohbetin kendisinin bir uzantısı gibi hissedilir.

Sunucuya duyulan güven, hikaye anlatımı ve dinleyici sadakati arasındaki bu dinamik, podcast reklamcılığını modern medyadaki en etkili marka kanallarından biri olmaya devam ettiriyor.

4. Kulaklıkların Ötesine Genişleme

Raporda vurgulanan bir diğer önemli değişim, podcast’lerin nasıl tüketildiğidir.

Podcasting eskiden podcast uygulamaları aracılığıyla sunulan ses anlamına geliyordu. Artık çok daha büyük bir şey.

Bugün, Amerikalıların %57’si hem podcast dinlediğini hem de izlediğini söylüyor.

Bir dinleyici, sosyal medyada bir podcast klibi keşfedebilir, YouTube’da bir röportajı izleyebilir ve ertesi gün işe giderken bölümün tamamını dinleyebilir.

Markalar için bu evrim, fırsatları önemli ölçüde değiştiriyor. Podcast’ler, sesli reklamlar, video entegrasyonları, sosyal içerik ve uzun metrajlı hikaye anlatımını aynı evren içinde sunabilen, giderek artan bir şekilde çok platformlu medya markaları haline geliyor.

Diğer bir deyişle, podcast reklamcılığı artık sadece sesli bir medya değil. Bu, büyük ölçekli içerik pazarlamasıdır.

5. Birçok Markanın Gözden Kaçırdığı Podcast Platformu

Rapordaki en şaşırtıcı bulgulardan biri, YouTube’un sesli içerik tüketiminde ne kadar merkezi bir konuma geldiğidir.

Amerikalıların dörtte üçünden fazlası geçen hafta YouTube’u kullandı.

Özellikle podcast dinleme söz konusu olduğunda, günlük tüketim süresinin en büyük payını artık YouTube oluşturuyor.

Bu gerçek, birçok pazarlamacının sesli içerik konusundaki düşünce biçimini sorgulatıyor.

Ses ve video arasındaki sınır ortadan kalkıyor. Tüketiciler, platformlar arasında içerik dinleme, izleme ve keşfetme arasında akıcı bir şekilde geçiş yapıyor.

Markalar için bu, ses stratejisinin artık tek başına var olamayacağı anlamına geliyor. En etkili kampanyalar, podcast uygulamaları, ses akışı platformları, YouTube ve sosyal videolarda aynı anda yayınlanıyor.

Ekosistem birleşti.

Sesli Reklamcılıktaki Gerçek Fırsat

Infinite Dial 2026 verilerinden çıkarılacak tek bir sonuç varsa, o da şudur:

Ses, modern medyada sessizce en güçlü dikkat çekici ortamlardan biri haline geldi.

Ancak bugün, ses her zamankinden daha yüksek sesle konuşuyor. Diğer kanallar, kaydırma sırasında birkaç saniyelik dikkat için mücadele ederken, ses genellikle izleyicileri dakikalarca, hatta saatlerce kendine bağlar.

Sesli reklamcılıkta ilgi çekici hikayeler anlatmayı ve bu hikayeleri genişleyen ekosistemde yaymayı bilen pazarlamacılar için fırsatlar çok büyük.

Artık sesli reklamcılığın pazarlama karmasına dahil olup olmaması bir sorun değil. Mesele, sesli reklamcılığı zaten haline geldiği stratejik bir kanal olarak ele almak.

Kaynak: Results Media

Okumaya devam et

Haberler

Rebel Audio: Yeni podcast içerik üreticilerini hedefleyen yapay zeka destekli podcast aracı

Yayınlanma tarihi

=>

Muhtemelen bir arkadaşınızla otururken, sohbetin akıcı olduğu, birbirinizi güldürdüğünüz, hatta şaşırtıcı derecede anlamlı şeyler söylediğiniz bir an yaşamışsınızdır. Sonra biri şöyle der: “Bir podcast başlatmalıyız.”

Çoğu zaman bu fikir geldiği gibi hızla kaybolur. Bunun nedeni mutlaka kötü bir fikir olması değil, podcast yapmanın her zaman biraz zahmetli olmasıdır. Kayıt ekipmanları, düzenleme yazılımları ve tanıtım derken, birçok kişi giriş engelinin beklenenden daha yüksek olduğunu savunuyor. 

Yeni bir platform olan Rebel Audio, işte bu açığı kapatmaya çalışıyor.

Rebel Audio, özellikle yeni başlayanlar ve başlangıç ​​aşamasındaki içerik üreticileri için tasarlanmış, her şeyi bir arada sunan bir podcast platformu olarak konumlanıyor. Fikir basit: Podcast yayıncıları, birden fazla araç, abonelik ve iş akışıyla uğraşmak yerine, programlarını oluşturabilir, kaydedebilir, düzenleyebilir, kapak resmi yükleyebilir, transkript oluşturabilir, sosyal medya için içerik kırpabilir ve yayınlayabilirler; bunların hepsini platformdan hiç ayrılmadan yapabilirler. 

Rebel Audio, bu ayın başlarında bekleme listesiyle özel bir beta sürümünü piyasaya sürdü ve yakın zamanda yoğun ilgi gören bir tohum yatırım turunda 3,8 milyon dolar topladı; bu da yatırımcıların podcast sürecini basitleştirmede gerçek bir fırsat gördüğünü gösteriyor. Resmi halka açık lansman 30 Mayıs’ta başlayacak.

Lansmanın zamanlaması mantıklı. Podcast sektörü hızla büyüyor ve 2030 yılına kadar 114,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.Riverside’a göre, 2025 yılında 584 milyondan fazla kişi podcast dinledi ve bu sayının 2026 yılına kadar 619 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.

Spotify for Creators (eski adıyla Spotify for Podcasters) gibi rakipler, sınırsız barındırma, video podcast yükleme, kitle araçları, analiz ve reklamlar ve abonelikler yoluyla para kazanma gibi araçlar sunarak benzer bir hepsi bir arada yaklaşımı benimsemiş durumda. Ancak Rebel Audio, bu çözümlerin hiçbirinin platformunun hedeflediği şekilde gerçekten “360 derecelik” bir yaratım paketi sunmadığını savunuyor. Diğer popüler rakipler arasında Riverside, Adobe Audition ve Descript yer alıyor.

Para kazanma, sunumun bir diğer temel unsurudur. Rebel Audio, geliri sonradan gelecek bir şey olarak ele almak yerine, en başından itibaren entegre eder. İçerik oluşturucular, platforma entegre edilmiş reklamcılık, marka ortaklıkları, dinamik reklam yerleştirme ve dinleyici aboneliklerinden yararlanabilirler.

Tahmin edilebileceği gibi, Rebel Audio’nun deneyimi de büyük ölçüde yapay zekâ tarafından destekleniyor. 

Platform, program adları ve açıklamaları oluşturmaktan fikir önermeye ve bir konsepte dayalı kapak resmi üretmeye kadar her konuda yardımcı olan bir yapay zeka asistanı içeriyor. Ayrıca yapay zeka destekli transkripsiyon, dublaj ve çeviri yeteneklerinin yanı sıra reklam okumaları için ses klonlama özelliği de mevcut. 

Ancak, yapay zekâ merkezli bir podcast platformu oluşturmak eleştirilere yol açabilir. 

Yapay zekâ tarafından üretilen görüntüler ve ses klonlama kullanımı, yaratıcı endüstri genelinde hassas bir konu olmaya devam ediyor. Eğitim verileri, özgünlük ve mülkiyetle ilgili endişeler sürekli olarak ortaya çıkıyor ve bazı yaratıcılar bu çizgileri bulanıklaştıran araçlara karşı temkinli davranıyor. Spotify ve Deezer gibi yayın platformları, bazen “yapay zekâ çöplüğü” olarak adlandırılan düşük kaliteli, seri üretilmiş yapay zekâ içeriğiyle ilgili sorunları ele almak zorunda kaldılar. 

Rebel Audio, TechCrunch’a bu endişeleri gidermek için önlemler aldığını söyledi. Ses klonlama isteğe bağlıdır ve kullanıcıların belirli bir sesi kullanma haklarına sahip olduklarını onaylamalarını gerektirir; platform ayrıca deepfake içeriklerin önlenmesine yönelik güvenlik önlemleri de içerir. Benzer şekilde, şirket, yapay zeka tarafından oluşturulan kapak resmi araçlarının, özellikle dağıtım platformu yönergelerini ihlal edebilecek her türlü uygunsuz veya uyumsuz görüntüyü engellemek için denetim sistemleriyle tasarlandığını belirtiyor.

Rebel Audio, yapay zeka danışmanlık firması Lattice Partners ile ortaklaşa geliştirilmiştir.

Şirketin perde arkasındaki lider kadrosu, sektörde büyük bir deneyime sahip. Kurucu Jared Gutstadt, daha önce 2020 yılında Audio Up adlı prodüksiyon şirketini kurmuştu. Rebel Audio, Machine Gun Kelly, Anthony Anderson, Dennis Quaid, Jason Alexander ve Luke Wilson gibi büyük isimlerin yer aldığı programlar da dahil olmak üzere Audio Up’ın kataloğunu platforma taşımayı planlıyor.

Ekibin geniş kadrosunda MGM ve DreamWorks gibi şirketlerden deneyimli isimler yer alırken, Mark Burnett de danışman olarak ekibe katıldı. Burnett, “Survivor”, “The Voice” ve “Shark Tank” gibi programların yapımcılığını üstlenmiş bir isim.

Fiyatlandırma açısından platform, yapay zeka destekli prodüksiyon, barındırma ve tüm büyük platformlara dağıtım sunan temel planla (aylık 15 $) başlayıp, video barındırma ve reklam okumaları için ses klonlama içeren Plus planıyla (aylık 35 $) devam eden ve dinamik reklam yerleştirme, dinleyici abonelikleri, çeviri ve dublajı içeren tam Pro paketle (aylık 70 $) sonlanan kademeli bir yapıya sahiptir.

Kaynak: Lauren Forristal / TechCrunch

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listeleri” özelliğini yeni ülkelere genişletiyor

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

“Önerilen Çalma Listesi” özelliği, kullanıcıların dinlemek istediklerini kendi kelimeleriyle tanımlayarak özel çalma listeleri oluşturmalarına olanak tanıyor. Kullanıcılar tek tek şarkı veya sanatçı aramak yerine, istedikleri havayı, senaryoyu veya ilhamı tanımlayabiliyor ve Spotify gerisini çözüyor.

Bu özelliğe erişmek için kullanıcılar “Oluştur”a dokunup ardından “İstekli Çalma Listesi”ni seçerek İngilizce olarak herhangi bir istek girmeleri gerekiyor. Özellik, ruh halleri, estetik ve hatta anılar gibi temaları yorumlamak üzere tasarlandı. İstekler, kullanıcının istediği kadar geniş veya özel olabilir; müzik dönemlerine, türlere, aktivitelere, şarkı sözlerine, enstrümanlara atıfta bulunabilir veya bir TV şovundan, filmden veya kişisel bir dönüm noktasından ilham alan bir çalma listesi isteyebilir. Kullanıcılar ayrıca, çalma listesinin çoğunlukla yeni müzik mi yoksa sadece kütüphanelerindeki müziklerden mi oluşmasını istediklerini de istekte belirtebilirler.

Bir istek gönderildikten sonra, Spotify’ın yapay zekası isteğe özel olarak hazırlanmış bir çalma listesi oluşturuyor. Sistem, kullanıcının dinleme geçmişinden yararlanıyor ve güncel müzik ve kültürel trendleri de içeriyor. Ayrıca, her şarkı, o belirli çalma listesine neden eklendiğine dair bilgi veren kısa bir açıklama ile birlikte geliyor.

Kullanıcılar, uyarıları ayarlayarak veya baştan başlayarak çalma listelerini iyileştirebilirler. Müzik zevkleri sürekli değişenler için, çalma listeleri günlük veya haftalık olarak otomatik olarak yenilenecek şekilde programlanabilir.

Spotify, bu özelliğin hala beta aşamasında olduğunu ve şirket geri bildirim aldıkça değişiklikler olabileceğini, ayrıca şu anda kullanım limitlerinin bulunduğunu belirtti. Bazı kullanıcılar yaklaşık 20 veya 30 uyarıdan sonra limitlere ulaştıklarını bildirdi.

SPOTIFY YAPAY ZEKA YATIRIMLARINI GENİŞLETİYOR

Spotify, son zamanlarda platformunda yapay zeka özelliklerini genişletti;  bunlara, kullanıcıların fiziksel bir kitap sayfasını tarayarak sesli kitaptaki ilgili noktaya atlamasını sağlayan “Sayfa Eşleştirme” ve “Şarkı Hakkında” özellikleri de dahil. Platform ayrıca şarkı sözleri özelliğini de güncelleyerek küresel çeviriler ve çevrimdışı erişim sağladı. Geçtiğimiz hafta SeatGeek, dinleyicilerin uygulama içinde bir sanatçının sayfasındaki konserler veya yaklaşan tur tarihleri ​​için bilet bağlantılarını kolayca bulmalarına yardımcı olmak amacıyla Spotify ile ortaklık kurdu.

Şirket, dahili olarak tüm iş akışlarına yapay zekayı entegre etti; eş CEO Gustav Söderström bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, Spotify’ın en iyi geliştiricilerinin yapay zeka sayesinde Aralık ayından beri tek bir satır kod bile yazmadığını söyledi.

Spotify, sesli kitap işini fiziksel kitap satışına da girerek genişletiyor. Yakında ABD ve İngiltere’deki kullanıcılar, uygulama üzerinden doğrudan fiziksel kitap satın alabilecekler.

 Kaynak: TechCrunch

Okumaya devam et

En son