Bizimle iletişime geçin

Haberler

Podcast’e ilgi neden artıyor?

Podcast ekosistemi tüm boyutlarıyla büyütüyor. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek.

Yayınlanma tarihi

on

Podcast sözcüğü Türkiye’de hala birçok kişi için yeni bir kavram. Ama pandemi sürecinde, eve kapanılan günlerde yıldızı bir anda parladı. Hem Dünya’da hem de Türkiye’de dinleyicisi de, yayıncısı da arttı.

Podcast’e ilginin bu denli yükselmesinin elbette tek nedeni pandemi değil. Yeni bir mecra olarak “sesin” cazibe merkezi haline gelmesi, hedef kitleye ulaşmada benzersiz bir iletişim olanağı sağlaması ilginin artmasını destekledi.

Anımsatmakta yarar var. Hâlâ podcast’in ne demek olduğunu bilmeyenler için, “radyonun dijitalleşmiş hali” diyebiliriz. İsteğe bağlı, indirilebilir ses dosyası olan podcast’i istediğiniz zaman, istediğiniz koşullarda dinleyebilirsiniz, bildiğimiz radyodan farklı olarak.

Sosyal medya çağında, yazı, fotoğraf, videonun yaygınlaştığı bu dönemde, sese ilgi neden artıyor? Milyonlarca kullanıcısı olan Facebook, Instagram, Twitter, TikTok, Youtube gibi platformlar varken, neden podcast yayınlarına ilgi büyüyor?

Araştırma şirketi Nielsen’in birkaç gün önce yayınlanan “Podcasting Today” raporuna göre ABD’de günlük podcast dinleyicilerinin yüzde 50’sinden fazlası son iki yılda podcast dinlemeye başlamış.

2015 yılında yayınlanan podcast sayısı 51 bin 144 iken 2019 yılında 318 bin 517 oldu. 2020’de ise neredeyse 3 kat artarak podcast sayısı 885 bin 262’ye ulaştı. Ama esas patlama pandeminin en yoğun yaşandığı günler olan 2021 ve 2022’de gerçekleşti. www.podcastindex.com’un son verisine göre yayınlanan podcast sayısı Mayıs 2022’de 4 milyon 113 bini aşmış durumda.

Türkiye’ye ilişkin henüz kapsamlı bir araştırma ve rapor yok, ama podcast’e yönelik ilgi İngiltere, AB ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Hindistan, hatta Afrika ülkelerinde bile artıyor.

Kapsamlı veriler olmasa da Türkiye’de de son birkaç yılda podcast yayıncı ve yayınlarında büyük bir artış olduğunu görüyoruz. Bağımsız yayıncıların yanı sıra, sayıları her geçen gün çoğalan kurumlar, STK’lar, şirketler de kendi podcast’lerini başlatarak bu yeni mecraya adım atıyorlar. Yine podcast odaklı girişimler, işler ve meslekler de çoğalıyor.

PODCAST’E BAŞLAMAK KOLAYLAŞTI

Peki neden? Bu ilgiyi tetikleyen ne oldu?

Kuşkusuz bu yükselişin arkasında birden fazla güçlü neden var.

Bir önceki yazımda da aktardığım gibi aslında podcast 2004 yılından beri hayatımızda yer alıyor.

Ama 2019 yılından itibaren podcast alanında yaşanan patlamada en büyük etkiyi Spotify’ın bu alana büyük yatırım yapması oldu. Podcast, deyim yerindeyse Apple’ın hakimiyetinde ve himayesinde kendi halinde kapalı bir ekosistem yapısında ilerliyordu. Ancak Spotify kapısını açınca hem milyonlarca kullanıcısına podcast sundu hem de Apple ekosisteminin dışındaki dünyaya da ulaştırarak kapsama ve erişim alanını büyüttü.

Spotify’ın bu atılımı Apple’ı da kış uykusundan uyandırdı ve Apple Podcasts 2021’de yeni yatırımlarla altyapısını tamamen yeniledi. Spotify’ın ardından Deezer da müziğin yanı sıra podcast’e yöneldi. Büyük çoğunluğu ABD merkezli daha onlarca küçük büyük şirket podcast ekosistemi içerisinde ürün ve hizmet geliştirmeye başladı.

Bu teknoloji yatırımları milyonlarca yeni dinleyiciye erişme olanağı tanıdığı gibi aynı zamanda podcast’e giriş ve başlama eşiğini basitleştirerek içerik geliştirmeyi ve yayınlamayı destekledi. Hatta bugünlerde yaygınlaşmaya başlayan yapay zekâ destekli araçlarla kayıt, düzenleme, yayınlama ve dağıtım sürecini kolayca çözebiliyorsunuz. Bugün itibariyle en büyük zorluğun kişi ve kurumların podcast farkındalığıyla vizyon eksikliği ve strateji geliştirememe olduğunu söyleyebiliriz.

SOSYAL MEDYA KARMAŞASINDAN KAÇIŞ

Bu teknik nedenin dışında önemli bir başka neden de sosyal medya platformlarının odağında olduğu dijital iletişim alanında yaşanan kargaşa, milyonlarca mesaj arasında kullanıcıların zihinsel olarak giderek yorulması ve platformlardan kaçışın hızlanması bir anda yeni bir mecra olarak “sesi” cazibe merkezi haline getirdi.

Yayıncı ile dinleyici arasında kurulan sakin “iletişim” ve “ilişki” sosyal medyanın karmaşasının ardından birçok kişinin podcast’i keşif sürecini hızlandırdı. Mobil yaşamın kökleştiği bir süreçte radyoyu bilen ve alışkın olanlar için “indirilebilen” ve “isteğe bağlı” ses dosyaları yeni ve benzersiz bir fırsat sundu; podcast’ler bilgi edinmenin, eğlenmenin yeni mecrası olmaya başladı.

Podcast’i keşfeden kuşkusuz yalnızca “dinleyiciler” olmadı. “Sesini” duyurmak isteyen ilgili, istekli olan herkes ve her kurum içerik geliştirerek bu yeni mecrada yer almaya, bu kitlelere ulaşmaya çalıştılar. Radyoda olduğu gibi bir “onay” mekanizmasının ortadan kalkması, isteyen herkesin programını (podcast’ini) kaydedip birkaç adımda kendi özgür iradesiyle hemen yayınlayabilmesi potansiyel olarak herkesi yayıncı, herkesi dinleyici haline getirdi.

PODCAST’İN YARATTIĞI ETKİ

Podcast’i yeni odak haline getiren nedenlerden birisi de sunulan içeriğin dinleyici tarafından yüksek oranda algılanması, alınması. Bir dinleyici ilgi duyduğu, sevdiği bir podcast’in “oynat” butonuna bastığında, sunulan mesajla bir Facebook, Twitter paylaşımıyla karşılaşmasının ötesinde bir iletişim kurabiliyor. Birçok araştırmanın da gösterdiği gibi kulağına konuk olduğunuz dinleyici podcast’te aktarılan içeriğin(mesajın) yüzde 70-80’den fazlasını algılıyor, düşünüyor, heyecanlanıyor. Bu, belki de hiçbir dijital mecranın sunamayacağı muhteşem bir olanak. Bu konuda farkındalığı artan kişi ve kurumlar hedef kitlelerine ulaşabilmek ve özgün içerikler geliştirebilmek için daha fazla kafa yormaya başladılar.

Sosyal medyada olduğu gibi milyonlarla, hatta yüzbinlerle kurulan bir iletişim yerine podcast aracılığıyla binlerle, hatta bazen yüzlerce kişiyle kurulan iletişim, ilişki şekli daha “değerli” oldu. Arzu, istek, heyecan, merakla podcast yayınına yönelen dinleyicinin, yayıncıyla kurduğu ilişki şekli kargaşadan uzak, daha kaliteli, seçkin bir zemin oluşturdu.

PODCAST’TE SINIR HEDEFLERİNİZ VE HAYALLERİNİZ

Podcast’e ilginin artmasında bir başka neden de, yazı, video gibi iletişim araçlarına göre sesi tüketmenin daha kolay olması, mobil yaşamın içerisine insanlara esneklik ve süreklilik sunması. Podcast’i “nerede, ne zaman ve nasıl” istiyorsanız öyle dinleyebilirsiniz. Kontrol tamamen sizde. Bu yüzden özellikle Z kuşağı ve onlara yakın kuşaklar arasında podcast çok daha fazla ilgi görüyor.

“Podcast nedir?” sorusuna teknik olarak daha net ve sınırlı bir yanıt vermek mümkün olsa da, “hangi içeriğin podcast olduğu” konusunda verebileceğimiz tek yanıt, “hayallerin sınırı” olabilir. Belirli bir hedef kitle için sesi kullanarak yaratmak istediğiniz her türlü içerik sizin podcast’iniz olabilir. Ses dosyanızı kaydedersiniz, düzenlersiniz (prodüksiyon), sunucuya yüklersiniz ve Spotify, Apple Podcasts gibi onlarca dinleme platformuna dağıtırsınız. Hepsi bu! Eğer akademideyseniz bu bir ders içeriği olabilir, bir haber bülteni olabilir, bir eğlence kaydı olabilir, bir yarışma olabilir, bir eğitim kursu olabilir, şirket içi bir İK yayını olabilir, tiyatro olabilir ve daha birçok şey olabilir. Siz “ses” ile ne hedeflerseniz, ne yapmak isterseniz podcast odur. Yeter ki, seçtiğiniz hedef kitleniz için dinlemeye “değer” bir içerik sunsun. Tek engel, “hedefleriniz ve hayallerinizin” sınırı.

Açıkçası podcast’in bu yönüne ilişkin farkındalık, tasarım ve yaratım süreci henüz gelişme aşamasında. Geleneksel kültürel davranış ve kalıpların ötesine geçmek akşamdan sabaha olmuyor. Ama podcast’e yönelimin güçlenmesini sağlayan nedenlerden birisi de bu. Her kişi ve kurum için içerik keşif yolculuğu sürüyor.

PODCAST GELİR MODELLERİ İLGİYİ DESTEKLİYOR

Podcast’in bu hızlı yükselişini destekleyen bir başka etken de, artan dinleyici ve yayıncı sayısına paralel olarak gelir model ve kaynaklarının da oluşmaya ve gelişmeye başlamış olması. Özellikle podcast reklamlarında da son birkaç yılda büyük artış oldu. Yine birkaç gün önce yayınlanan 6. IAB ABD Podcast Reklam Geliri Raporu’na göre, ABD podcast reklam geliri büyümesi 2021’de çarpıcı bir şekilde arttı ve 1.4 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın 2022 sonunda 2 milyar doları aşması, 2024’te ise 4,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de henüz podcast reklamcılığına ilişkin kayda değer veriler oluşmamış olsa da, yayın ve yayıncı sayısının artışına bağlı olarak podcast reklamcılığının da gelişeceği açık. Yine sponsorluk anlaşmaları, markalı podcast yayınları, Spotify ve Apple Podcast’in öncülük ettiği podcast abonelik modeli, Patreon gibi platformlar üzerinden gerçekleşen dinleyici bağışları gibi farklı gelir modelleri de yine yaygınlaşıyor.

Özetle, tüm bu etkenler birlikte çarpan etkisi yaratarak podcast ekosistemini tüm boyutlarıyla büyütüyor. Bundan sonraki sürecin ve gelişimin bir parçası teknoloji geliştirme ve altyapıyla ilgili olmaya devam edecek. Önceki yazımızda da söz ettiğimiz gibi güçlü bir olasılıkla, podcast yayıncılığı giderek ses ve videonun karışımıyla hibrit bir yapıya doğru evrilecek. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek. İnsanlara (hedef kitlelere), 10 dakika, 20 dakika ya da 60 dakika boyunca o yayını dinlemekten kaçınamayacakları içerikler üreten ve istikrarlı biçimde sunan podcast’ler ilgi görmeye devam edecek. Bunların sayısının artış oranı da gelişimin hızını ve mesafesini belirleyecek.

NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Medya stratejinizi değiştirecek 5 önemli ses trendi

Yayınlanma tarihi

=>

Yıllardır pazarlamacılar, sesli içeriği “gelişmekte olan bir fırsat” olarak nitelendiriyorlardı.

Ancak bu tanım artık geçerliliğini yitirmiştir.

En son yayınlanan Infinite Dial 2026 raporu, sesli içeriğin Amerika’da sessizce en baskın medya ortamlarından biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Akış yayınları, podcast’ler ve dijital dinleme, artık her ay yüz milyonlarca insana ulaşıyor.

Buna rağmen, birçok marka sesli içeriği hâlâ ikincil bir kanal olarak görüyor.

Veriler ise bambaşka bir tablo çiziyor. Ses, insanların cihazlar, platformlar ve formatlar arasında medyayı tüketme şeklini yeniden şekillendiriyor.

İşte, markaların sesli reklamcılık hakkındaki düşüncelerini kökten değiştirecek Infinite Dial 2026 raporundan beş önemli değişim.

1. Ses Artık Sadece Bir Kanal Değil. Günlük Bir Alışkanlık.

İnternet çağının büyük bir bölümünde, dijital ses niş bir davranış olarak görülüyordu. Ana akım bu trendi yakalamadan önce, teknolojiye yatkın kitlelerin yaptığı bir şeydi. O dönem artık geride kaldı.

Bugün, Amerikalıların %76’sı her ay çevrimiçi ses dinliyor; bu da yaklaşık 233 milyon kişiye tekabül ediyor.

Daha da çarpıcı olanı: %70’i her hafta dinliyor.

Bu rakamlar, ses akışını ülkedeki en büyük dijital medya platformlarıyla aynı lige yerleştiriyor. Ancak erişim tek başına asıl hikaye değil. Asıl hikaye, insanların ne zaman dinlediği.

Ses, günlük rutinlerinin bazı bölümlerinde görsel medyanın ortadan kaybolduğu anlarda hakimdir. Kitlenin akışları kaydırmadığı veya ekranlara bakmadığı bu zaman dilimlerinde dinliyorlar.

Markalar için bu sürekli dikkat, dijital pazarlamada giderek daha nadir hale gelen bir şeydir.

2. Ses Alanındaki En Hızlı Büyüme Genç Dinleyicilerden Gelmiyor

Uzun bir süre boyunca pazarlamacılar, ses akışını ve podcast’leri gençlerin yönlendirdiği bir medya olarak gördü. En son veriler bu varsayımı büyük ölçüde sorguluyor.

55 yaş ve üstü Amerikalılar arasında aylık çevrimiçi ses dinleme oranı sadece iki yıl içinde %52’den %70’e sıçradı.

Bu, davranışta büyük bir değişimdir.

Yaşananlar, teknoloji benimsemesinde defalarca gördüğümüz bir durumdur. Genç kitleler ilk olarak benimser, ancak bir platform sorunsuz hale geldiğinde (akıllı telefonlar, bağlantılı arabalar, akıllı hoparlörler) nüfusun geri kalanı hızla onu takip eder.

Ses, o noktaya ulaştı.

Markalar için bu, dijital sesin artık neredeyse her nesli geniş ölçekte kapsayan nadir kanallardan biri haline geldiği anlamına geliyor.

3. Podcasting, En Güvenilir Medya Ortamlarından Biri Haline Geldi

Bir zamanlar podcast reklamcılığı deneysel bir alandı. Bugün ise temel bir medya stratejisidir.

Podcast farkındalığı şu anda Amerikalıların %86’sında mevcut ve %58’i aylık olarak podcast tüketiyor; bu, tüm zamanların en yüksek seviyesi.

Ülkenin neredeyse yarısı haftalık olarak podcast’lerle etkileşimde olduğundan, podcasting artık niş bir içerik kategorisi değildir. Video akışı, sosyal medya ve dijital müzikle birlikte ana akım bir eğlence ortamıdır.

Podcast reklamcılığını özellikle güçlü kılan şey, içeriğe nasıl entegre olduğudur. Dikkatin dağılmasına neden olan birçok dijital reklam formatının aksine, podcast reklamları genellikle sohbetin kendisinin bir uzantısı gibi hissedilir.

Sunucuya duyulan güven, hikaye anlatımı ve dinleyici sadakati arasındaki bu dinamik, podcast reklamcılığını modern medyadaki en etkili marka kanallarından biri olmaya devam ettiriyor.

4. Kulaklıkların Ötesine Genişleme

Raporda vurgulanan bir diğer önemli değişim, podcast’lerin nasıl tüketildiğidir.

Podcasting eskiden podcast uygulamaları aracılığıyla sunulan ses anlamına geliyordu. Artık çok daha büyük bir şey.

Bugün, Amerikalıların %57’si hem podcast dinlediğini hem de izlediğini söylüyor.

Bir dinleyici, sosyal medyada bir podcast klibi keşfedebilir, YouTube’da bir röportajı izleyebilir ve ertesi gün işe giderken bölümün tamamını dinleyebilir.

Markalar için bu evrim, fırsatları önemli ölçüde değiştiriyor. Podcast’ler, sesli reklamlar, video entegrasyonları, sosyal içerik ve uzun metrajlı hikaye anlatımını aynı evren içinde sunabilen, giderek artan bir şekilde çok platformlu medya markaları haline geliyor.

Diğer bir deyişle, podcast reklamcılığı artık sadece sesli bir medya değil. Bu, büyük ölçekli içerik pazarlamasıdır.

5. Birçok Markanın Gözden Kaçırdığı Podcast Platformu

Rapordaki en şaşırtıcı bulgulardan biri, YouTube’un sesli içerik tüketiminde ne kadar merkezi bir konuma geldiğidir.

Amerikalıların dörtte üçünden fazlası geçen hafta YouTube’u kullandı.

Özellikle podcast dinleme söz konusu olduğunda, günlük tüketim süresinin en büyük payını artık YouTube oluşturuyor.

Bu gerçek, birçok pazarlamacının sesli içerik konusundaki düşünce biçimini sorgulatıyor.

Ses ve video arasındaki sınır ortadan kalkıyor. Tüketiciler, platformlar arasında içerik dinleme, izleme ve keşfetme arasında akıcı bir şekilde geçiş yapıyor.

Markalar için bu, ses stratejisinin artık tek başına var olamayacağı anlamına geliyor. En etkili kampanyalar, podcast uygulamaları, ses akışı platformları, YouTube ve sosyal videolarda aynı anda yayınlanıyor.

Ekosistem birleşti.

Sesli Reklamcılıktaki Gerçek Fırsat

Infinite Dial 2026 verilerinden çıkarılacak tek bir sonuç varsa, o da şudur:

Ses, modern medyada sessizce en güçlü dikkat çekici ortamlardan biri haline geldi.

Ancak bugün, ses her zamankinden daha yüksek sesle konuşuyor. Diğer kanallar, kaydırma sırasında birkaç saniyelik dikkat için mücadele ederken, ses genellikle izleyicileri dakikalarca, hatta saatlerce kendine bağlar.

Sesli reklamcılıkta ilgi çekici hikayeler anlatmayı ve bu hikayeleri genişleyen ekosistemde yaymayı bilen pazarlamacılar için fırsatlar çok büyük.

Artık sesli reklamcılığın pazarlama karmasına dahil olup olmaması bir sorun değil. Mesele, sesli reklamcılığı zaten haline geldiği stratejik bir kanal olarak ele almak.

Kaynak: Results Media

Okumaya devam et

Haberler

Rebel Audio: Yeni podcast içerik üreticilerini hedefleyen yapay zeka destekli podcast aracı

Yayınlanma tarihi

=>

Muhtemelen bir arkadaşınızla otururken, sohbetin akıcı olduğu, birbirinizi güldürdüğünüz, hatta şaşırtıcı derecede anlamlı şeyler söylediğiniz bir an yaşamışsınızdır. Sonra biri şöyle der: “Bir podcast başlatmalıyız.”

Çoğu zaman bu fikir geldiği gibi hızla kaybolur. Bunun nedeni mutlaka kötü bir fikir olması değil, podcast yapmanın her zaman biraz zahmetli olmasıdır. Kayıt ekipmanları, düzenleme yazılımları ve tanıtım derken, birçok kişi giriş engelinin beklenenden daha yüksek olduğunu savunuyor. 

Yeni bir platform olan Rebel Audio, işte bu açığı kapatmaya çalışıyor.

Rebel Audio, özellikle yeni başlayanlar ve başlangıç ​​aşamasındaki içerik üreticileri için tasarlanmış, her şeyi bir arada sunan bir podcast platformu olarak konumlanıyor. Fikir basit: Podcast yayıncıları, birden fazla araç, abonelik ve iş akışıyla uğraşmak yerine, programlarını oluşturabilir, kaydedebilir, düzenleyebilir, kapak resmi yükleyebilir, transkript oluşturabilir, sosyal medya için içerik kırpabilir ve yayınlayabilirler; bunların hepsini platformdan hiç ayrılmadan yapabilirler. 

Rebel Audio, bu ayın başlarında bekleme listesiyle özel bir beta sürümünü piyasaya sürdü ve yakın zamanda yoğun ilgi gören bir tohum yatırım turunda 3,8 milyon dolar topladı; bu da yatırımcıların podcast sürecini basitleştirmede gerçek bir fırsat gördüğünü gösteriyor. Resmi halka açık lansman 30 Mayıs’ta başlayacak.

Lansmanın zamanlaması mantıklı. Podcast sektörü hızla büyüyor ve 2030 yılına kadar 114,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.Riverside’a göre, 2025 yılında 584 milyondan fazla kişi podcast dinledi ve bu sayının 2026 yılına kadar 619 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.

Spotify for Creators (eski adıyla Spotify for Podcasters) gibi rakipler, sınırsız barındırma, video podcast yükleme, kitle araçları, analiz ve reklamlar ve abonelikler yoluyla para kazanma gibi araçlar sunarak benzer bir hepsi bir arada yaklaşımı benimsemiş durumda. Ancak Rebel Audio, bu çözümlerin hiçbirinin platformunun hedeflediği şekilde gerçekten “360 derecelik” bir yaratım paketi sunmadığını savunuyor. Diğer popüler rakipler arasında Riverside, Adobe Audition ve Descript yer alıyor.

Para kazanma, sunumun bir diğer temel unsurudur. Rebel Audio, geliri sonradan gelecek bir şey olarak ele almak yerine, en başından itibaren entegre eder. İçerik oluşturucular, platforma entegre edilmiş reklamcılık, marka ortaklıkları, dinamik reklam yerleştirme ve dinleyici aboneliklerinden yararlanabilirler.

Tahmin edilebileceği gibi, Rebel Audio’nun deneyimi de büyük ölçüde yapay zekâ tarafından destekleniyor. 

Platform, program adları ve açıklamaları oluşturmaktan fikir önermeye ve bir konsepte dayalı kapak resmi üretmeye kadar her konuda yardımcı olan bir yapay zeka asistanı içeriyor. Ayrıca yapay zeka destekli transkripsiyon, dublaj ve çeviri yeteneklerinin yanı sıra reklam okumaları için ses klonlama özelliği de mevcut. 

Ancak, yapay zekâ merkezli bir podcast platformu oluşturmak eleştirilere yol açabilir. 

Yapay zekâ tarafından üretilen görüntüler ve ses klonlama kullanımı, yaratıcı endüstri genelinde hassas bir konu olmaya devam ediyor. Eğitim verileri, özgünlük ve mülkiyetle ilgili endişeler sürekli olarak ortaya çıkıyor ve bazı yaratıcılar bu çizgileri bulanıklaştıran araçlara karşı temkinli davranıyor. Spotify ve Deezer gibi yayın platformları, bazen “yapay zekâ çöplüğü” olarak adlandırılan düşük kaliteli, seri üretilmiş yapay zekâ içeriğiyle ilgili sorunları ele almak zorunda kaldılar. 

Rebel Audio, TechCrunch’a bu endişeleri gidermek için önlemler aldığını söyledi. Ses klonlama isteğe bağlıdır ve kullanıcıların belirli bir sesi kullanma haklarına sahip olduklarını onaylamalarını gerektirir; platform ayrıca deepfake içeriklerin önlenmesine yönelik güvenlik önlemleri de içerir. Benzer şekilde, şirket, yapay zeka tarafından oluşturulan kapak resmi araçlarının, özellikle dağıtım platformu yönergelerini ihlal edebilecek her türlü uygunsuz veya uyumsuz görüntüyü engellemek için denetim sistemleriyle tasarlandığını belirtiyor.

Rebel Audio, yapay zeka danışmanlık firması Lattice Partners ile ortaklaşa geliştirilmiştir.

Şirketin perde arkasındaki lider kadrosu, sektörde büyük bir deneyime sahip. Kurucu Jared Gutstadt, daha önce 2020 yılında Audio Up adlı prodüksiyon şirketini kurmuştu. Rebel Audio, Machine Gun Kelly, Anthony Anderson, Dennis Quaid, Jason Alexander ve Luke Wilson gibi büyük isimlerin yer aldığı programlar da dahil olmak üzere Audio Up’ın kataloğunu platforma taşımayı planlıyor.

Ekibin geniş kadrosunda MGM ve DreamWorks gibi şirketlerden deneyimli isimler yer alırken, Mark Burnett de danışman olarak ekibe katıldı. Burnett, “Survivor”, “The Voice” ve “Shark Tank” gibi programların yapımcılığını üstlenmiş bir isim.

Fiyatlandırma açısından platform, yapay zeka destekli prodüksiyon, barındırma ve tüm büyük platformlara dağıtım sunan temel planla (aylık 15 $) başlayıp, video barındırma ve reklam okumaları için ses klonlama içeren Plus planıyla (aylık 35 $) devam eden ve dinamik reklam yerleştirme, dinleyici abonelikleri, çeviri ve dublajı içeren tam Pro paketle (aylık 70 $) sonlanan kademeli bir yapıya sahiptir.

Kaynak: Lauren Forristal / TechCrunch

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listeleri” özelliğini yeni ülkelere genişletiyor

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

“Önerilen Çalma Listesi” özelliği, kullanıcıların dinlemek istediklerini kendi kelimeleriyle tanımlayarak özel çalma listeleri oluşturmalarına olanak tanıyor. Kullanıcılar tek tek şarkı veya sanatçı aramak yerine, istedikleri havayı, senaryoyu veya ilhamı tanımlayabiliyor ve Spotify gerisini çözüyor.

Bu özelliğe erişmek için kullanıcılar “Oluştur”a dokunup ardından “İstekli Çalma Listesi”ni seçerek İngilizce olarak herhangi bir istek girmeleri gerekiyor. Özellik, ruh halleri, estetik ve hatta anılar gibi temaları yorumlamak üzere tasarlandı. İstekler, kullanıcının istediği kadar geniş veya özel olabilir; müzik dönemlerine, türlere, aktivitelere, şarkı sözlerine, enstrümanlara atıfta bulunabilir veya bir TV şovundan, filmden veya kişisel bir dönüm noktasından ilham alan bir çalma listesi isteyebilir. Kullanıcılar ayrıca, çalma listesinin çoğunlukla yeni müzik mi yoksa sadece kütüphanelerindeki müziklerden mi oluşmasını istediklerini de istekte belirtebilirler.

Bir istek gönderildikten sonra, Spotify’ın yapay zekası isteğe özel olarak hazırlanmış bir çalma listesi oluşturuyor. Sistem, kullanıcının dinleme geçmişinden yararlanıyor ve güncel müzik ve kültürel trendleri de içeriyor. Ayrıca, her şarkı, o belirli çalma listesine neden eklendiğine dair bilgi veren kısa bir açıklama ile birlikte geliyor.

Kullanıcılar, uyarıları ayarlayarak veya baştan başlayarak çalma listelerini iyileştirebilirler. Müzik zevkleri sürekli değişenler için, çalma listeleri günlük veya haftalık olarak otomatik olarak yenilenecek şekilde programlanabilir.

Spotify, bu özelliğin hala beta aşamasında olduğunu ve şirket geri bildirim aldıkça değişiklikler olabileceğini, ayrıca şu anda kullanım limitlerinin bulunduğunu belirtti. Bazı kullanıcılar yaklaşık 20 veya 30 uyarıdan sonra limitlere ulaştıklarını bildirdi.

SPOTIFY YAPAY ZEKA YATIRIMLARINI GENİŞLETİYOR

Spotify, son zamanlarda platformunda yapay zeka özelliklerini genişletti;  bunlara, kullanıcıların fiziksel bir kitap sayfasını tarayarak sesli kitaptaki ilgili noktaya atlamasını sağlayan “Sayfa Eşleştirme” ve “Şarkı Hakkında” özellikleri de dahil. Platform ayrıca şarkı sözleri özelliğini de güncelleyerek küresel çeviriler ve çevrimdışı erişim sağladı. Geçtiğimiz hafta SeatGeek, dinleyicilerin uygulama içinde bir sanatçının sayfasındaki konserler veya yaklaşan tur tarihleri ​​için bilet bağlantılarını kolayca bulmalarına yardımcı olmak amacıyla Spotify ile ortaklık kurdu.

Şirket, dahili olarak tüm iş akışlarına yapay zekayı entegre etti; eş CEO Gustav Söderström bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, Spotify’ın en iyi geliştiricilerinin yapay zeka sayesinde Aralık ayından beri tek bir satır kod bile yazmadığını söyledi.

Spotify, sesli kitap işini fiziksel kitap satışına da girerek genişletiyor. Yakında ABD ve İngiltere’deki kullanıcılar, uygulama üzerinden doğrudan fiziksel kitap satın alabilecekler.

 Kaynak: TechCrunch

Okumaya devam et

En son