Bizimle iletişime geçin

Haberler

Podcast’e ilgi neden artıyor?

Podcast ekosistemi tüm boyutlarıyla büyütüyor. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek.

Yayınlanma tarihi

on

Podcast sözcüğü Türkiye’de hala birçok kişi için yeni bir kavram. Ama pandemi sürecinde, eve kapanılan günlerde yıldızı bir anda parladı. Hem Dünya’da hem de Türkiye’de dinleyicisi de, yayıncısı da arttı.

Podcast’e ilginin bu denli yükselmesinin elbette tek nedeni pandemi değil. Yeni bir mecra olarak “sesin” cazibe merkezi haline gelmesi, hedef kitleye ulaşmada benzersiz bir iletişim olanağı sağlaması ilginin artmasını destekledi.

Anımsatmakta yarar var. Hâlâ podcast’in ne demek olduğunu bilmeyenler için, “radyonun dijitalleşmiş hali” diyebiliriz. İsteğe bağlı, indirilebilir ses dosyası olan podcast’i istediğiniz zaman, istediğiniz koşullarda dinleyebilirsiniz, bildiğimiz radyodan farklı olarak.

Sosyal medya çağında, yazı, fotoğraf, videonun yaygınlaştığı bu dönemde, sese ilgi neden artıyor? Milyonlarca kullanıcısı olan Facebook, Instagram, Twitter, TikTok, Youtube gibi platformlar varken, neden podcast yayınlarına ilgi büyüyor?

Araştırma şirketi Nielsen’in birkaç gün önce yayınlanan “Podcasting Today” raporuna göre ABD’de günlük podcast dinleyicilerinin yüzde 50’sinden fazlası son iki yılda podcast dinlemeye başlamış.

2015 yılında yayınlanan podcast sayısı 51 bin 144 iken 2019 yılında 318 bin 517 oldu. 2020’de ise neredeyse 3 kat artarak podcast sayısı 885 bin 262’ye ulaştı. Ama esas patlama pandeminin en yoğun yaşandığı günler olan 2021 ve 2022’de gerçekleşti. www.podcastindex.com’un son verisine göre yayınlanan podcast sayısı Mayıs 2022’de 4 milyon 113 bini aşmış durumda.

Türkiye’ye ilişkin henüz kapsamlı bir araştırma ve rapor yok, ama podcast’e yönelik ilgi İngiltere, AB ülkeleri, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Hindistan, hatta Afrika ülkelerinde bile artıyor.

Kapsamlı veriler olmasa da Türkiye’de de son birkaç yılda podcast yayıncı ve yayınlarında büyük bir artış olduğunu görüyoruz. Bağımsız yayıncıların yanı sıra, sayıları her geçen gün çoğalan kurumlar, STK’lar, şirketler de kendi podcast’lerini başlatarak bu yeni mecraya adım atıyorlar. Yine podcast odaklı girişimler, işler ve meslekler de çoğalıyor.

PODCAST’E BAŞLAMAK KOLAYLAŞTI

Peki neden? Bu ilgiyi tetikleyen ne oldu?

Kuşkusuz bu yükselişin arkasında birden fazla güçlü neden var.

Bir önceki yazımda da aktardığım gibi aslında podcast 2004 yılından beri hayatımızda yer alıyor.

Ama 2019 yılından itibaren podcast alanında yaşanan patlamada en büyük etkiyi Spotify’ın bu alana büyük yatırım yapması oldu. Podcast, deyim yerindeyse Apple’ın hakimiyetinde ve himayesinde kendi halinde kapalı bir ekosistem yapısında ilerliyordu. Ancak Spotify kapısını açınca hem milyonlarca kullanıcısına podcast sundu hem de Apple ekosisteminin dışındaki dünyaya da ulaştırarak kapsama ve erişim alanını büyüttü.

Spotify’ın bu atılımı Apple’ı da kış uykusundan uyandırdı ve Apple Podcasts 2021’de yeni yatırımlarla altyapısını tamamen yeniledi. Spotify’ın ardından Deezer da müziğin yanı sıra podcast’e yöneldi. Büyük çoğunluğu ABD merkezli daha onlarca küçük büyük şirket podcast ekosistemi içerisinde ürün ve hizmet geliştirmeye başladı.

Bu teknoloji yatırımları milyonlarca yeni dinleyiciye erişme olanağı tanıdığı gibi aynı zamanda podcast’e giriş ve başlama eşiğini basitleştirerek içerik geliştirmeyi ve yayınlamayı destekledi. Hatta bugünlerde yaygınlaşmaya başlayan yapay zekâ destekli araçlarla kayıt, düzenleme, yayınlama ve dağıtım sürecini kolayca çözebiliyorsunuz. Bugün itibariyle en büyük zorluğun kişi ve kurumların podcast farkındalığıyla vizyon eksikliği ve strateji geliştirememe olduğunu söyleyebiliriz.

SOSYAL MEDYA KARMAŞASINDAN KAÇIŞ

Bu teknik nedenin dışında önemli bir başka neden de sosyal medya platformlarının odağında olduğu dijital iletişim alanında yaşanan kargaşa, milyonlarca mesaj arasında kullanıcıların zihinsel olarak giderek yorulması ve platformlardan kaçışın hızlanması bir anda yeni bir mecra olarak “sesi” cazibe merkezi haline getirdi.

Yayıncı ile dinleyici arasında kurulan sakin “iletişim” ve “ilişki” sosyal medyanın karmaşasının ardından birçok kişinin podcast’i keşif sürecini hızlandırdı. Mobil yaşamın kökleştiği bir süreçte radyoyu bilen ve alışkın olanlar için “indirilebilen” ve “isteğe bağlı” ses dosyaları yeni ve benzersiz bir fırsat sundu; podcast’ler bilgi edinmenin, eğlenmenin yeni mecrası olmaya başladı.

Podcast’i keşfeden kuşkusuz yalnızca “dinleyiciler” olmadı. “Sesini” duyurmak isteyen ilgili, istekli olan herkes ve her kurum içerik geliştirerek bu yeni mecrada yer almaya, bu kitlelere ulaşmaya çalıştılar. Radyoda olduğu gibi bir “onay” mekanizmasının ortadan kalkması, isteyen herkesin programını (podcast’ini) kaydedip birkaç adımda kendi özgür iradesiyle hemen yayınlayabilmesi potansiyel olarak herkesi yayıncı, herkesi dinleyici haline getirdi.

PODCAST’İN YARATTIĞI ETKİ

Podcast’i yeni odak haline getiren nedenlerden birisi de sunulan içeriğin dinleyici tarafından yüksek oranda algılanması, alınması. Bir dinleyici ilgi duyduğu, sevdiği bir podcast’in “oynat” butonuna bastığında, sunulan mesajla bir Facebook, Twitter paylaşımıyla karşılaşmasının ötesinde bir iletişim kurabiliyor. Birçok araştırmanın da gösterdiği gibi kulağına konuk olduğunuz dinleyici podcast’te aktarılan içeriğin(mesajın) yüzde 70-80’den fazlasını algılıyor, düşünüyor, heyecanlanıyor. Bu, belki de hiçbir dijital mecranın sunamayacağı muhteşem bir olanak. Bu konuda farkındalığı artan kişi ve kurumlar hedef kitlelerine ulaşabilmek ve özgün içerikler geliştirebilmek için daha fazla kafa yormaya başladılar.

Sosyal medyada olduğu gibi milyonlarla, hatta yüzbinlerle kurulan bir iletişim yerine podcast aracılığıyla binlerle, hatta bazen yüzlerce kişiyle kurulan iletişim, ilişki şekli daha “değerli” oldu. Arzu, istek, heyecan, merakla podcast yayınına yönelen dinleyicinin, yayıncıyla kurduğu ilişki şekli kargaşadan uzak, daha kaliteli, seçkin bir zemin oluşturdu.

PODCAST’TE SINIR HEDEFLERİNİZ VE HAYALLERİNİZ

Podcast’e ilginin artmasında bir başka neden de, yazı, video gibi iletişim araçlarına göre sesi tüketmenin daha kolay olması, mobil yaşamın içerisine insanlara esneklik ve süreklilik sunması. Podcast’i “nerede, ne zaman ve nasıl” istiyorsanız öyle dinleyebilirsiniz. Kontrol tamamen sizde. Bu yüzden özellikle Z kuşağı ve onlara yakın kuşaklar arasında podcast çok daha fazla ilgi görüyor.

“Podcast nedir?” sorusuna teknik olarak daha net ve sınırlı bir yanıt vermek mümkün olsa da, “hangi içeriğin podcast olduğu” konusunda verebileceğimiz tek yanıt, “hayallerin sınırı” olabilir. Belirli bir hedef kitle için sesi kullanarak yaratmak istediğiniz her türlü içerik sizin podcast’iniz olabilir. Ses dosyanızı kaydedersiniz, düzenlersiniz (prodüksiyon), sunucuya yüklersiniz ve Spotify, Apple Podcasts gibi onlarca dinleme platformuna dağıtırsınız. Hepsi bu! Eğer akademideyseniz bu bir ders içeriği olabilir, bir haber bülteni olabilir, bir eğlence kaydı olabilir, bir yarışma olabilir, bir eğitim kursu olabilir, şirket içi bir İK yayını olabilir, tiyatro olabilir ve daha birçok şey olabilir. Siz “ses” ile ne hedeflerseniz, ne yapmak isterseniz podcast odur. Yeter ki, seçtiğiniz hedef kitleniz için dinlemeye “değer” bir içerik sunsun. Tek engel, “hedefleriniz ve hayallerinizin” sınırı.

Açıkçası podcast’in bu yönüne ilişkin farkındalık, tasarım ve yaratım süreci henüz gelişme aşamasında. Geleneksel kültürel davranış ve kalıpların ötesine geçmek akşamdan sabaha olmuyor. Ama podcast’e yönelimin güçlenmesini sağlayan nedenlerden birisi de bu. Her kişi ve kurum için içerik keşif yolculuğu sürüyor.

PODCAST GELİR MODELLERİ İLGİYİ DESTEKLİYOR

Podcast’in bu hızlı yükselişini destekleyen bir başka etken de, artan dinleyici ve yayıncı sayısına paralel olarak gelir model ve kaynaklarının da oluşmaya ve gelişmeye başlamış olması. Özellikle podcast reklamlarında da son birkaç yılda büyük artış oldu. Yine birkaç gün önce yayınlanan 6. IAB ABD Podcast Reklam Geliri Raporu’na göre, ABD podcast reklam geliri büyümesi 2021’de çarpıcı bir şekilde arttı ve 1.4 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın 2022 sonunda 2 milyar doları aşması, 2024’te ise 4,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Türkiye’de henüz podcast reklamcılığına ilişkin kayda değer veriler oluşmamış olsa da, yayın ve yayıncı sayısının artışına bağlı olarak podcast reklamcılığının da gelişeceği açık. Yine sponsorluk anlaşmaları, markalı podcast yayınları, Spotify ve Apple Podcast’in öncülük ettiği podcast abonelik modeli, Patreon gibi platformlar üzerinden gerçekleşen dinleyici bağışları gibi farklı gelir modelleri de yine yaygınlaşıyor.

Özetle, tüm bu etkenler birlikte çarpan etkisi yaratarak podcast ekosistemini tüm boyutlarıyla büyütüyor. Bundan sonraki sürecin ve gelişimin bir parçası teknoloji geliştirme ve altyapıyla ilgili olmaya devam edecek. Önceki yazımızda da söz ettiğimiz gibi güçlü bir olasılıkla, podcast yayıncılığı giderek ses ve videonun karışımıyla hibrit bir yapıya doğru evrilecek. Ancak podcast yayıncılığının esas gelişimini “içerik kalitesi ve değeri” belirleyecek. İnsanlara (hedef kitlelere), 10 dakika, 20 dakika ya da 60 dakika boyunca o yayını dinlemekten kaçınamayacakları içerikler üreten ve istikrarlı biçimde sunan podcast’ler ilgi görmeye devam edecek. Bunların sayısının artış oranı da gelişimin hızını ve mesafesini belirleyecek.

NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Steven Goldstein: Podcasting iyi gidiyor

Amplifi Media’dan Steven Goldstein, son dönemde podcast sektörüne ilişkin olumsuz yorumlara itiraz ederek, her şeyin beklendiği gibi olduğunu son üç yıla ait verilerle analiz etti. Goldstein’a göre, önümüzdeki dönem kişi ve kurumların nitelikli podcast oluşturmaya odaklanacağını kaydetti.

Yayınlanma tarihi

=>

Podcasting ile ilgili manşetleri okuyorsanız, biraz gergin olabilirsiniz. 2022’de yeni podcast’lerdeki düşüşün ne anlama geldiğine dair pek çok kafa karıştırıcı ve çelişkili gevezelik oldu. Podcast balonu patladı mı? Podcast’lerde işler yolundan mı çıktı?

Olası değil.

Podcasting’in yeni başlıkların yükselişini ve düşüşünü otomatik olarak tüm işletme için yay olarak birleştirmek yanlış bir sinyaldir. Bunu kanıtlayacak verilerimiz var.

Pandemi sırasında pek çok anormallik oldu

Sahneyi hazırlayalım. Pek çok kişi için podcasting, pandemi sırasında “yeni” bir şeydi. Podcast oluşturma, 2019 ile 2020 arasında yüzde 70 arttı. Podcast oluşturmanın önündeki engeller, doğrudan akıllı telefonlardan ücretsiz kayıt ve yayınlamaya indirildi. Evde mahsur kalan milyonlarca insan içerik oluşturmak ve yayınlamak için ellerinden geleni yaptı. Bu “pandemik yayınların” çoğu, yalnızca birkaç bölümden sonra durdu.

Pandemi tuhaflığı birçok işletme kategorisini etkiledi. Airfr Fryers satışları üzde 60 arttı. YouTube’daki yemek pişirme videolarının izlenme sayısı iki kattan fazla arttı. Ekşi hamur, bu arada, büyük bir kazanan oldu.

Kullanılmış araba satışları fırladı ve şimdi pandemi sonrası satışlar durdu. Boş Carvana kuleleri görüyorsunuz.

Netflix gibi akışlı video hizmetleri, sadece iki yılda beş yıldan fazla beklenen büyümeyle hızla yükseldi. Çevrimiçi video abonelikleri 2021’de yüzde 26 artarak dünya çapında 1 milyar kullanıcıya ulaştı. Şimdi, pandemi (umarız) azalırken, video yorgunluğu başladı. Netflix, kullanıcı sayısında ilk düşüşünü bildirdi. Bunun da ötesinde, daha küçük yayıncılar, birçok rakibin çok az kredi kartı peşinde koşmasıyla kayıp konusunda endişeli. Tahmin edilebilir, değil mi?

Sadece Pandemik Alçılar Değil. Pek Çok Şirket, Çok Sayıda Başlık Yayınlayarak Alana Koştu Ve Birçoğu Devam Etmek Için Yeterli Izleyiciyi Yakalayamadı.

Pandemi öncesinden beri podcast oluşturma istatistiklerini takip ediyoruz ve her zaman manşetleri değil, aktif olarak üretilmiş içeriğin evrenini anlamaya odaklanıyoruz. Manşetler milyonlarca podcast ile rekabet etmekle ilgili. Gerçek çok farklı.

Aktif podcast’lerin oranı, pandemi boyunca hemen hemen aynıydı. 

Podcast’lerin sayısı son birkaç yılda şüphesiz artarken, aktif podcast’lerin oranı dikkat çekici bir şekilde tutarlı. Yıllardır podcast’lerin ölüm oranını takip ediyoruz. Araştırmayı buradan inceleyebilirsiniz:  Haziran 2019Nisan 2021Ağustos 2022. 2019’daki pandemi öncesinden bu yana düzenli olarak üretilen podcast sayısının bir şekilde sabit kaldığını göreceksiniz. Aslında, pandemiden önce, üretim dışı kalan podcast’ler mevcut olandan daha fazlaydı.

Ağustos ayındaki son analizimiz itibariyle, tüm podcast’lerin neredeyse yarısı (yüzde %47) üç veya daha az bölüm üretti  ve sonra gitti. Geçen hafta 10 veya daha fazla bölüm ve yeni bir bölüm üretenler kabaca sadece 156.000 podcast idi. Bu bir yazım hatası değil.

Bugün Apple’da Haziran 2019’a göre 1,8 milyon daha fazla podcast  (2,5 milyon) var. Hala aynı hikaye. Üçte birinden azı (yüzde 31) geçen yıl bir bölüm üretti. Sadece yüzde 18’i son üç ayda aktifti. Podcast Index tarafından takip edilen 4 milyon podcast’e bakıldığında, üç aylık rakam yüzde 12,2’dir.

Podcasting sağlıklı ancak olgunlaşan ve gelişen bir iştir

Sadece pandemik yayınlar değil. Pek çok şirket, çok sayıda başlık yayınlayarak alana koştu ve birçoğu devam etmek için yeterli izleyiciyi yakalayamadı.

Bunun gerçek zamanlı olarak gerçekleştiğini gördük ve Ekim 2022’de sektördeki değişiklikler hakkında yazdık. Podcast endüstrisinin doğru boyutlandırılması, iş olgunlaştıkça doğal bir adımdır. Kimse öğrenme eğrisinden muaf değil. CEO Daniel Ek, bu haftaki 2022 yılı 4. çeyrek toplantısında Spotify’ın taktiklerinden bazılarına ara vermekten bahsetti.

Sadece Biraz Daha Sertliğe Ve Duvara Daha Az Spagetti Fırlatmaya İhtiyacımız Var.

Tıpkı tüm medyalar gibi, podcast alanı da dinamik, heyecan verici ve hızla gelişiyor. Olasılık ve merakla dolu. Sadece biraz daha sertliğe ve duvara daha az spagetti fırlatmaya ihtiyacımız var. Yeni nesil podcast’lerin arkasında muhtemelen daha fazla araştırma, odaklanma ve güç olacak. Daha az yüksek kaliteli podcast üreten ve tanıtan şirketler, optimum büyüme için daha iyi konumlanacak.

Öyleyse, sarsıcı manşetleri geçelim.

“Başlat ve gelecekler” dönemi sona erdi. Harika içerik ve akıllı pazarlama, başarının temel taşlarıdır ve saf hava olarak kalır.

Kaynak: Steven Goldstein (Amplifi Media)

Okumaya devam et

Haberler

Spotify 489 milyon aboneye ulaştı

Spotify, 205 milyon ücretli aboneye ulaşarak, üç aylık rekor toplam kazançla 2022 yılı 4. çeyrek için kullanıcı büyüme hedeflerini aştı.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, 2022’nin son üç ayında 10 milyon Premium müşteri daha ekleyerek 205 milyona ulaştı ve önceki hedeflerini aştı. Şirket, ücretli aboneliklerinin geçen yıla göre yüzde 14 artmasının “promosyon alımı ve hanehalkı planları tarafından desteklendiğini” bildirdi.

Genel olarak, Spotify dördüncü çeyrekte rekor bir yükselişle aylık toplam 33 milyon aktif kullanıcı kazandı ve geçen yıla göre yüzde yüzde 20 artışla 489 milyona (ücretsiz ve ücretli) ulaştı. Zayıflayan bir ekonominin işaretlerinin ortasında Spotify, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18 artışla 3,17 milyar Euro gelir ve 270 milyon Euro net zarar (4. çeyrekte 39 milyon Euro net zarara karşılık) bildirdi. 2021 4. çeyrek için 231 milyon Euro’luk işletme zararı, -300 milyon Euro’luk tahmininden daha iyi bir seviyede gerçekleşti.

Spotify hisseleri Salı günü yüzde 12 yükseldi.

DANIEL EK: PODCAST’İ DÜNYADA SPOTİFY BÜYÜTTÜ

Spotify CEO’su Daniel Ek 4. çeyrek mali tablolarıyla ilgili yatırımcılarının sorularını yanıtladı. Daniel Ek, bir soruya aşağıda şu yanıtı verdi:

“Yatırımcılar, podcasting’in iyi bir iş olduğu ve Spotify’ın iğnesini anlamlı bir şekilde hareket ettirdiği konusunda şüphelerini sürdürüyor. Bugüne kadar yapılan yatırımlara neden inandığınızı anlamalarına yardımcı olabilir misiniz – özellikle de son yönetim değişiklikleriniz bağlamında? ” – Rich Greenfield, LightShed İş Ortakları

Daniel Ek: Dört yıl önce podcasting’e girdik, podcasting’in en büyük oyuncusu bunu 20 yıldır yapıyordu ve tartışılmaz bir lider olarak kabul ediliyordu. Biz de bu konuyu kafa kafaya ele almak istedik ve bunun büyümekte olan, gelişmekte olan bir alan olduğunu fark ettik.

Tümü, sektördeki potansiyelin olduğuna inandığımızdan daha az tüketildi. Ve aracı aldık, izleyiciyi küresel olarak dört yıl öncesine göre büyük bir farkla büyüttük.

Sadece başka bir platformdan izleyici çekmekle kalmadık, aynı zamanda podcast yayıncıları için pastayı anlamlı bir şekilde büyüttük. Sonuç olarak artık Spotify’da beş milyondan fazla içerik oluşturucumuz olduğunu biliyorsunuz; yani podcast oluşturan insanların sayısında büyük bir artış var. Bu tüm dünyada geçerli.

Dört yıl önce neredeyse hiçbir yerde değildik ve şimdi bu alanda dünyanın dört bir yanındaki birçok pazarda lider olduk.

Bu da Spotify’a çeşitli avantajlar sağlıyor. Bu, işimizi daha savunulabilir kılma avantajını da beraberinde getiriyor çünkü artık reklam hikayemize anlamlı bir şekilde katkıda bulunuyor.

Ayrıca öyle ki, rekabetçi bir bakış açısıyla bu içeriği eklediğimizde, tüketicilerin platformda sadece müzik tüketmediğini, aynı zamanda müzik ve podcast’leri de büyük ölçüde tükettiklerini ve kullanıcı sayısının arttığını görüyoruz. Podcast tüketen platformumuz da büyümeye devam ediyor ve bu olurken elde tutma oranı artıyor ve bu olurken işimizi etkiliyor.

Şimdi muhtemelen tüm bunların altında sorduğunuz şey, bunun brüt kar marjı tarafında bir engel olduğu, yani bunun gelecek için ne anlama geldiği. Pek çok yatırım yapıyoruz. Bazıları harika bir şekilde çalışıyor ve bizden onları ikiye katlamamızı beklemelisiniz ve bazıları şaşırtıcı bir şekilde işe yaramadı.

Bizim için gerçekten iyi çalışan bazı şovlar var ve beklediğimiz gibi performans göstermeyen şovlar var ve bence bu, önce büyümeyi ve sonra verimliliği aradığınızı bildiğiniz bir olgunluk işareti. Ancak genel olarak bizden beklemeniz gereken şey, artık genel olarak bu verimliliğe daha fazla odaklanmamız ve daha fazla kaldıraç yaratmamızdır ve bu kesinlikle podcast yayıncılığı için de geçerli.

Yönetim değişikliklerinin gerçekten bir strateji değişikliği ve podcasting ile hiçbir ilgisi yoktu. Bunlar daha çok karar verme hızını artırmak ve yönetim kurulu genelinde verimliliğe odaklanmayı artırmakla ilgili. Spotify’ın bir sonraki dönemi, yalnızca hıza veya her ne pahasına olursa olsun büyümeye odaklanmak yerine hız artı verimlilik eklediğimiz bir dönem. Bu büyük bir değişim ama aynı zamanda Haziran’daki yatırımcı gününde de söylemiştik.

Ve şimdi buna ayak uydurmak zorunda kalacağız ve bazı yatırımcıların bu konuda ciddi olduğumuza inanmadığını biliyorum, ama umarım bugünkü sözlerim, gerçekten ileriye dönük verimliliği artırmaya gerçekten odaklandığımızı gösterir.

Okumaya devam et

Haberler

Libsyn, gerçek zamanlı metrikler için YouTube ile işbirliğine gitti

Libsyn, podcast yayıncıları için YouTube ile bir veri entegrasyonu ortaklığını duyurdu.

Yayınlanma tarihi

=>

Libsyn, podcast yayıncıları için YouTube ile bir veri entegrasyonu ortaklığını duyurdu.

Spesifik olarak, Libsyn’in, reklamverenleri podcast yayıncılarıyla buluşturan sektörün önde gelen podcast reklam pazarı olan AdvertiseCast, pazarına gerçek zamanlı, IAB uyumlu verileri beslemek için artık en hızlı büyüyen podcast dinleme platformu olan YouTube ile bağlantılı. Bu bağlantı, Libsyn podcast yayıncılarının, markalarının ve reklamverenlerinin YouTube’dan podcast indirmeleri hakkında doğru içgörülere kolay erişim elde etmelerini sağlıyor.

Signal Hill Insights tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, dinleyicilerin yaklaşık onda altısının (yüzde 57) video içeren podcast’leri tercih ettiğini söylemesiyle video podcast’ler yükselişte. YouTube, iki milyardan fazla aktif kullanıcıdan oluşan geniş bir küresel izleyici kitlesiyle podcast’ler için en popüler platformlardan birisi konumunda. Çoklu formatta (ses ve video) ve çoklu kanalda (podcast ve YouTube) yayınlamak, podcast yayıncılarının para kazanma fırsatlarını artırırken erişimlerini genişletmelerine ve topluluklarını oluşturmalarına yardımcı oluyor. Çok biçimli ve çok kanallı yaklaşım, reklamverenlerin etkileşim düzeyi yüksek ve çeşitliliğe sahip kitlelere ulaşması için bir dizi fırsat da sunuyor.

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et

En son