Haberler
Podcast endüstrisinin 2022 karnesi
Podcasting 2022 yılında nasıl bir performans sergiledi? Rıfat Özcan, NewsLab Turkey’de yayınlanan yazısında, 2022’nin fotoğrafını çekiyor.
Yayınlanma tarihi
3 yıl önceon
Yazar :
Podcast Turkey
İlk podcast kaydı 2000’lerin başında bir otel odasında gerçekleştirildi. Adam Curry kaydın gerçekleştirildiği otel odasından çıktığı günden beri podcastin patlaması bekleniyor. Patlamak derken, 72 buçuk milletten insanın (!) gece gündüz podcastle yatıp kalkmasından bahsetmiyorum elbette. Ama en azından fahri mecralarda görsel-işitsel içeriklerle rekabet edebilmesini kastediyorum. Beklenen patlama tam anlamıyla gerçekleşmedi ve podcast kendinden emin adımlarla istikrarlı bir şekilde yükselmeye devam etti. 2022 yılı ise görsel-işitsel ve ses odaklı içeriklerin rekabetinin gözle görülür şekilde kızıştığı yıl oldu.
Gelin, bu meseleyi biraz istatistik, biraz da mevcut gözlem ve gelişmelerle enine boyuna tartışalım.
Spotify, Twitter, YouTube… Bu koca şirketlerin ürün ekipleri ilk kaydın yapıldığı otel odasını mı ziyaret etti, yoksa podcast mecrasının gelir elde edilebilecek bir potansiyeli olduğunu mu keşfetti, tam olarak bilemiyorum! Son senelerdeki yatırımlarını göz önüne alırsak kârlılık odaklı bir perspektifleri olduğunu söylemek mümkün. Spotify son üç yılda podcaste iki milyar dolara yakın yatırım yaptı. Twitter, sesli sohbet odası Spaces’a ek olarak podcast sekmesinin testlerine başladı. YouTube ise podcast üreticileri için gelir modelleri üzerine çalıştığını açıkladı. Müziği hariç tutarak, ses odaklı içeriklere daha geniş bir çerçeveden bakıldığında da sesli kitapların, canlı sohbet odalarının yükselişte olduğu görülüyor. Tabii bu gelişmelerin, bir patlamanın yansıması olduğunu söylemek için daha fazla bulguya ihtiyaç var. Ama ses ekosisteminin geldiği aşama, patlamaya ramak kalmış gibi bir hissiyat oluşturuyor. Fitilin patlamaya ulaşacağı noktanın ise gelir üzerinden gerçekleşeceğini düşünüyorum. Buna dair bulgular, Spotify’ın 2022 üçüncü çeyrek raporunda gözlemlenebiliyor. Raporda, Spotify’ın toplam gelirlerinin düşüşte olduğu, podcast reklam gelirlerinin yükselişte olduğu saptanıyor. Diğer taraftan tüm dünyadaki veriler podcast reklamcılık gelirlerinin önümüzdeki yıllarda artacağını gösteriyor.
ABD’de 2019 yılında 708 milyon dolar olan podcast reklam pazarının 2024 yılında 4 milyar dolara ulaşması beklenirken, aynı yıllar içinde MENA’da ses pazarının 200 milyon dolardan 500 milyon dolara yükseleceği tahmin ediliyor. Avrupa’da ise 2019 yılında 38.6 Milyon Euro olan podcast reklam pazarının 2023 yılında 217 milyon Euro’ya ulaşılacağı hesaplanıyor.
Podcast içerik üretiminde ise patlama çoktan gerçekleşti. Güncel olarak, Spotify‘da 4.7 milyon, Apple‘da ise 2.5 milyon podcaste erişim sağlanabiliyor. Benzer bir patlama dinleyici sayılarındaki artışta da görülüyor. Örneğin, ABD’de 162 milyon vatandaş en az bir kere podcast dinlediğini söylüyor. Avrupa’daki 13-39 yaş aralığındaki genç dinleyicilerin yüzde 64’ü podcast dinliyor. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da da nüfusun ciddi bir kısmı podcast dinleyicisi olduğunu belirtiyor.
2022 yılı itibariyle 14 milyar dolarlık bir pazar değeri olan podcast mecrasının, 464 milyonu aşkın dinleyicisi bulunuyor. Dinleyici sayısının 2024’te 500 milyonu aşması bekleniyor. 2027’de dinleyici sayısı için beklenti ise 866.5 milyon. Böylece 2019 yılında globalde 274 milyon olan dinleyici sayısı 8 yıl içinde üç kattan daha fazla artmış olacak. Artması öngörülen kullanıcı sayıları, podcaste yatırım yapanların karşılıklarını alacağının sinyalini veriyor. Çünkü her bir eşsiz kullanıcı, hem platformlar, hem hosting firmaları, hem içerik üreticiler, hem de bağlı sektörlerde faaliyet gösteren kişiler ve kurumlar için gelir kaynağı demek. Şimdilik, işin asıl üstlenicisi konumundaki içerik üreticileri, bu gelirden çok küçük bir pay alıyor. Zamanla bu sorunun aşılacağını tahmin ediyorum ki, YouTube’un podcast üreticileri için gelir modelleri çalışması da buna işaret ediyor. Tabii içerik üreticiler ne kadar kazanacak, platformlar aracılığıyla finansal sürdürülebilirliklerini teminat altına alabilecekler mi, bu tam bir muamma. Ancak bugüne kadar yaşadığımız dijital medya deneyiminden, podcast üreticileri için geliştirilen gelir modellerinin, platformların lehine olacağı çıkarımını yapmak da zor değil.
Bu içgörülerle birlikte, ses odaklı ekosistemin her yıl yüzde 31.5 oranında büyümesi ve pazar büyüklüğünün 2030’a kadar 150 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Projeksiyondaki lineer artış ivmesine bakıldığında, ses odaklı içeriklerin patlamayacağını düşünüyor olabilirsiniz.
Peki, mevcut veriler ışığında aslında patlamanın bizatihi kendisine tanık oluyorsak ve büyüme trendinin durağanlaştığı sürece girdiysek?
Veriler ne söylüyor?
We Are Social ve Hootsuite’in her sene gerçekleştirdiği dijital medya araştırmasının bulgularına göre; dünyada 16-64 yaş arası internet kullanıcılarının yüzde 21,3’ü günde ortalama 61 dakika podcast dinliyor. Dahası, artık sesli kitap ve podcast dinleyenlerin toplamı, müzik dinleyenlerden fazla. Sosyolojik olarak bu rekabet üzerine ayrıca kafa yorulması gerektiği kanısındayım.
Aynı araştırmanın bulgularına göre kadınlar, birçok yaş grubunda erkeklerden daha fazla podcast dinliyor. SXM Media ve Edison Research’ün yürüttüğü araştırma da, We Are Social ve Hootsuite’in bulgularını destekliyor. Araştırmada ABD’de son beş yılda kadın podcast dinleyici sayısının yüzde 67 oranında arttığı tespit edilmiş.
We Are Social ve Hootsuite’in yürüttüğü araştırmada Türkiye’de 16-64 yaş aralığındaki internet kullanıcılarının yüzde 16.5’inin her hafta podcast dinlediği aktarılıyor.
Dünyada haftalık olarak en fazla podcast tüketen ülke ise Brezilya.
2022 yılında podcast yatırımları
YouTube yılın başında podcast stratejisini açıklamıştı ve yakın zamanda da podcast üreticileri için 67 sayfalık bir el kitapçığı yayınladı. Kitapçık YouTube’da podcast yayınlanması için gerekli ipuçlarını içeriyor ve video destekli podcast yayınları (videocast) için kapı aralıyor. YouTube gibi bir dijital medya devinin ses odaklı içerik formatlarına yaptığı yatırım, podcastin varoluşu ve işlevselliği için önemli bir yer tutuyor. Çünkü görünen o ki, artık podcast, ses odaklı bir içerik formatı olmaktan çıkıp görsel olarak da hizmet edebilecek bir formata dönüşüyor. Felsefesi dönüşmeye başlayan podcast, tam olarak nasıl bir ihtiyaç sonucunda videoya yakınsıyor ve etkileri ne olacak zamanla ortaya çıkacak. Ancak YouTube’un bu yatırımının videocast içeriklerin sayısını artıracağı kanaatindeyim. Spotify’ın da globale videocast formatını açtığını da ekleyelim.
2022’de bazı önemli podcast yatırımları şunlardı:
- Sesli içerik formatlarında gelir modelleri üzerine çalışan Fransız şirket Audion 6 milyon euro yatırım aldı.
- Podcast istatistikleri hakkında çözümler sunan Almanya merkezli Voxalyze 1 milyon euro yatırım aldı.
- Vietnam merkezli bir ses platformu olan Fonos 1.8 milyon dolar yatırım aldı.
- Türkiye’de faaliyet gösteren podcast yapım şirketi Podbee, 2022’nin nisan ayında 20 milyon TL değerleme ile yatırım alırken, yazının yayınlandığı bugün köprü yatırım turunda 3.5 milyon dolar üzerinden ikinci yatırımını aldı.
- Podcast medya şirketi Audio Up son yatırım turunda 10 milyon dolar yatırım aldı.
Bir yenilik: Podcast yatırım şirketi
Daha da heyecan verici olan ise sadece podcast dikeyinde yatırım yapan bir şirket var artık dünyada. 2022 yılının nisan ayında kurulan şirket dünya çapında şu ana kadar üç podcast şirketine yatırım yaptı.
İsveç merkezli yatırım şirketi PodX; İngiltere’de Goldhawk Productions, Fransa’da podcast stüdyosu Nouvelle Ecoutes ve Arjantin’de Posta adlı podcast yapım şirketine yatırımlar yaptı. Her üç şirketin de çoğunluk hissesini alarak bu yılı kapatıyorlar.
Görüldüğü üzere dünyanın birçok bölgesinde podcast ekosisteminin farklı alanlarına yatırım yapılıyor. Podcast alanında prodüksiyon şirketleri, ses ekosisteminde gelir modellerine ve analiz yöntemlerine odaklanan teknolojik girişimler gibi birçok alanda podcast sektörü yatırım almakta.
Radyo mu, radyo gibi mi, yeni bir araç mı, yoksa…
Podcast, artık bütün coğrafyalarda tüketilen bir içerik formatı. Ekran rekabetinin dışında yer alması da onu farklı bir yere koyuyor. Hesaplamalar 2030’a kadar ekosistemin daha da büyüyeceğini söylüyor. Zamanla aktör sayısı artacak, markalar ekosisteme dahil olup sektörleşmeyi ve gelir elde etme imkânlarını artıracak. Bu alandaki araştırmalar yoğunlaşacak, akademik ilgi günbegün yükselecek.
Ancak, podcast yalnızca bir ürün değil. Her ne kadar akademik araştırmalar ve ekosistem bir ürün olarak değerlendirse de, adem-i merkeziyetçi ve açık kaynaklı dağıtım mekanizması, kendinden önceki araçları iyileştiren ve aynı zamanda bir arada barındıran (remediation) formatı, tiyatro, performatif sanatlar, tasarım ve internet kültüründen beslenen içerik üretim yöntemleriyle podcast, konvansiyoneli yeniden formülize eden bir sesli kültür.
Bu kültürün kayıt altında tutulmasını kolaylaştıran ise tarih yazıcılığı olarak da düşünülebilecek devasa sesli kütüphaneler. Dolayısıyla, podcaste biraz da bu perspektifle yaklaşmak, ince eleyip sık dokumak gerektiği kanısındayım. Henüz bu aracın asıl misyonunu üstlendiğini düşünmüyorum. Ama insanlığa hizmet edecek bir anahtar olduğu kanaatindeyim.
Kaynak: Rıfat Özcan / NewsLab Turkey
Beğenebilirsin
Haberler
Steve Goldstein 2025’te sesli yayınların artı ve eksilerini analiz etti
“Her yıl, ses endüstrisini gerçekten ileriye taşıyan ve yeniden şekillendiren şeyleri değerlendirmek için bir adım geri atıyoruz. 2025’te hikaye sadece büyüme ile ilgili değildi. Hızlanma, yakınsama ve uzun süredir geçerli olan modeller, ölçütler ve varsayımlar üzerindeki artan baskı ile ilgiliydi.” Steve Goldstein, ses sektörüne ilişkin 2025 yılını analiz etti.
Yayınlanma tarihi
1 hafta önce=>
10 Ocak 2026
Her yıl, ses endüstrisini gerçekten ileriye taşıyan ve yeniden şekillendiren şeyleri değerlendirmek için bir adım geri atıyoruz. 2025’te hikaye sadece büyüme ile ilgili değildi. Hızlanma, yakınsama ve uzun süredir geçerli olan modeller, ölçütler ve varsayımlar üzerindeki artan baskı ile ilgiliydi.
İşte öne çıkan birkaç dönüştürücü değişim.
YouTube Artık Podcast Platformlarında Baskın Konumda
YouTube’un podcast tüketimi için önde gelen platform olarak hızla yükselişi bir dönüm noktası oldu. YouTube artık izleyici kitlesinin büyümesi, keşfi ve giderek artan bir şekilde birincil tüketimi için merkezi bir rol oynuyor.
Edison Research’ün bu yıl yayınladığı veriler, yeni podcast izleyicilerinin ve dinleyicilerinin çoğunun yalnızca ses içeren uygulamalar yerine YouTube’da başladığını gösteriyor. Bunu NYU’daki Podcast İşletmeciliği öğrencilerimle bizzat gördüm; birçoğu basit bir soru sordu: “Neden podcast’leri YouTube’a yükleyemiyoruz?” Artık yükleyebiliyorlar.
Çarpıcı etki yaratan bir diğer nokta ise, podcast’lerin telefonlardan ve dizüstü bilgisayarlardan akıllı televizyonlara taşınmasıyla birlikte, büyük ekran izleme alışkanlığının da önemli bir değişim olarak ortaya çıkmasıdır.
Spotify Videoya İtildi
Spotify, 2025 yılının büyük bir bölümünü net bir mesajı pekiştirmekle geçirdi: podcast’ler artık sadece ses deneyimleri değil. Video yüklemeleri için genişletilmiş destek, geliştirilmiş içerik oluşturucu araçları ve video podcast’lerinin uygulama içi tanıtımının artırılmasıyla Spotify, YouTube’u rakip olarak gördüğünü açıkça ortaya koydu.
Daha da önemlisi, Spotify, video izlenme süresine dayalı olarak podcast yayıncılarıyla gelir paylaşımı stratejisine gerçek para yatırdı.
Podcast büyümesi için dikey video olmazsa olmazdır
2025 yılında, dikey video artık podcast tanıtımı için “isteğe bağlı” bir özellik olmaktan çıktı. Temel bir unsur haline geldi. TikTok, YouTube Shorts ve Instagram Reels, özellikle genç kitleler için podcast keşfinin ön kapısı işlevi görüyor.
Wondery, Audible’a Katıldı
Podcast sektöründeki değişime dair yılın en çarpıcı hikayelerinden biri şu: Amazon, Wondery’nin bağımsız operasyonlarını sesli kitap şirketi Audible’a entegre etti. Wondery adı içerik markası olarak kalırken, arka plan ekipleri, reklam satışları ve üst düzey yönetim birleştirildi.
Wondery bir zamanlar üst düzey anlatı podcast’leri için altın standart ve pazarlama konusunda bir başyapıttı. Amazon, Wondery için 2021’de 300 milyon dolar ödedi.
Podcastler, video yayıncılığı savaşında önemli bir avantaj haline geliyor
Netflix’in podcast tarzı programlara olan artan ilgisi yeni bir gerçeğin altını çizdi: uzun formatlı sohbet içerikleri artık geleneksel televizyonla doğrudan rekabet ediyor.
2026 yılının başlarında Netflix, Spotify/The Ringer ve iHeartMedia ile yaptığı anlaşmalar sayesinde seçilmiş bir dizi video podcast’i yayınlayacak. Bunlar arasında The Bill Simmons Podcast ve The Rewatchables gibi programlar ile The Breakfast Club veya My Favorite Murder gibi uzun soluklu kültürel yapımlar yer alıyor. Bu programlar, YouTube platformunu çok daha küçük ve kapalı bir ortam olan Netflix için terk ediyor. Bunun nasıl işleyeceğini göreceğiz; ancak Netflix nadiren izleyici verilerini paylaşıyor, bu nedenle gelişmeleri takip edin.
Medya devleri arasında hedefler açıkça ortada. Spotify YouTube olmak istiyor, YouTube Netflix olmak istiyor ve Netflix de giderek YouTube olmak istiyor.
Yapay Zeka Podcast’leri Merak Uyandıran Bir Konu Olmaktan Çıkıp Bir Kategoriye Dönüşüyor
2025 yılında, tamamen yapay zeka tarafından üretilen ve yapay zeka destekli podcast’ler yaygınlaştı. Inception Point AI gibi şirketler, sentetik sunucuların, otomatik bölüm oluşturmanın, çevirinin ve ses klonlamanın ses içeriğini benzeri görülmemiş bir hızda nasıl ölçeklendirebileceğini gösterdi.
Podcast sektörü için etkileri çok büyük. Yapay zeka üretim maliyetlerini düşürüyor ve çıktıyı artırıyor. Çok miktarda içeriği ölçeklendirmek nispeten kolay ve ucuz. Yapay zeka aynı zamanda özgünlük, güven, gerçeklik ve duygusal bağ hakkında da zor sorular ortaya çıkarıyor. Özellikle, öğrencilerim bu yıl yapay zeka tarafından üretilen programları değerlendirirken, tepkileri hem hayranlık hem de şüphecilik içeriyordu. Yemek “podcast sunucusu” hiç yemek yemediğini itiraf etti. Nasıl yiyebilir ki? O bir yapay zeka.
Altın Küre Ödülleri Podcast’leri Ödüllendirdi
Podcast’ler için Altın Küre kategorisinin getirilmesi, bu mecra için sembolik bir an oldu. Büyük ölçüde törensel olsa da, podcast’lerin artık film ve televizyonun yanı sıra ana akım eğlence olarak görüldüğünün altını çizdi.
Marc Maron Gün Batımları WTF
Marc Maron’un WTF podcast’i sadece erken değil, aynı zamanda temel bir öneme sahipti. 2009’da yayına başlayan program, podcast yayıncılığının ne olabileceğini tanımlamaya yardımcı oldu: samimi, kırılgan, senaryosuz ve son derece insancıl. 1600’den fazla bölümün ardından Maron, programı Ekim 2025’te Barack Obama’yı son konuğu olarak ağırlayarak sonlandırmayı seçti; bu, kültürel olarak sürekli olarak kendi ağırlığının üzerinde etki yaratan bir podcast için uygun bir kapanış oldu.
Bu serinin ölçeği üzerinde durup düşünmeye değer. Bin altı yüz bölüm olağanüstü bir yaratıcı üretim. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Seinfeld dokuz sezonda 180 bölüm üretti. I Love Lucy de benzer sayıda bölüm yayınladı. Televizyon podcast değil, ancak bu karşılaştırma öğretici. WTF sadece varlığını sürdürmekle kalmadı; uzun formatlı röportajı medyanın belirleyici bir formatı olarak yerleştirmeye yardımcı oldu. Program dürüst, dağınık, öz farkındalıklı ve kişiseldi. Mark ve yapımcı Brendan McDonald’ı tebrik ederim.
İndirme Artık Yeterli Değil
Podcast sektörü, indirme sayısının ötesine geçme konusunda artan bir baskı altında. Tüketim YouTube, Spotify videoları, sosyal medya ve akıllı TV’ler aracılığıyla yaygınlaştıkça, podcast yayıncılığı, tanımlayıcı ölçütü olarak indirme sayısının sınırlarıyla yüzleşiyor.
İndirmeler hala önemli, ancak artık erişimi, etkileşimi veya etkiyi tek başına yansıtmıyor. İzleme süresi, tamamlama, elde tutma ve platformlar arası etkileşim, özellikle reklamverenler ve ortaklar için kritik önem taşıyor. Bu değişimi hızlandırmak için çalışan kuruluşlarla iş birliği yapıyoruz ve 2026’nın başarının nasıl ölçüldüğünü yeniden tanımlamada dönüm noktası olacağını öngörüyoruz.
Connoisseur Media, Alpha Media’yı satın aldı
Son birkaç yıldır radyoda tanıdık bir düzene alıştık: Sorunlu gruplar, işleri devam ettirmek için genellikle büyük indirimlerle, tek tek istasyonları sessizce satıyorlar. Mayıs 2025’te ise Connoisseur Media, bu denklemin diğer tarafında yer alarak çok daha büyük Alpha Media portföyünü satın aldı.
Peşin ödeme yapılmadan tamamlanan bu anlaşma, yılın en düşündürücü ve açıkçası öğretici radyo hikayelerinden biriydi. Geleneksel yayın gruplarının karşı karşıya kaldığı baskıyı ve bu varlıkların günümüzde nasıl farklı şekilde değerlendirildiğini gözler önüne serdi. Jeff Warshaw, disiplinli ve düşünceli bir işletmeci olarak ün kazandı ve güçlü yönetim kesinlikle fark yaratabilir. Ancak daha büyük çıkarım göz ardı edilemez: Radyonun geleceği yalnızca ölçekle belirlenmeyecek. Yeniden icat etmeye, dijital genişlemeye ve radyo frekansının ötesinde alakalı kalmanın yollarını bulmaya bağlı olacak.
Bir analist bana durumu şöyle özetledi: Artan borçları ve azalan nakit akışlarıyla boğuşan radyo şirketleri, birkaç yıl içinde fiilen kar amacı gütmeyen kuruluşlara dönüşebilirler.
Acıdı.
Podcast’ler Yeni Basın Turu
Podcast yayıncılığı gece geç saatlerde yayınlanan televizyon programlarını mı öldürdü? Bu belki abartılı bir ifade olabilir, ancak 2025 kültürel önem açısından net bir dönüm noktası oldu. Komedyenler, oyuncular, sporcular ve politikacılar, önceden hazırlanmış sorularla dolu geleneksel sekiz dakikalık TV programları yerine uzun formatlı podcast yayınlarına öncelik verdiler.
Bu, 2026 için ne anlama geliyor?
Geriye baktığımızda, 2025 yılı sesin şekil değiştirdiği bir yıldı. Formatlar çarpıştı. Ses ve video arasındaki sınırlar bulanıklaştı. Podcast’ler sosyal içerik, keşif aracı ve birçok durumda geleneksel televizyonun yerine geçen alternatifler olarak ortaya çıktı.
Yapay zekâ üretimi hızlandırdı ve engelleri azalttı. Platformlar daha fazla etki kazandı. Ve indirme sayısı hala önemli olsa da, artık tüm hikayeyi anlatmıyor. Podcast bölümleri artık bitiş çizgisi değil; birçok kişi için bir başlangıç noktası.
Giderek daha fazla, akışkan içeriğin formülün bir parçası haline geldiğini görüyoruz : platformlar, formatlar ve anlar arasında kolayca geçiş yapacak şekilde tasarlanmış fikirler ve konuşmalar. Bir podcast bölümü, sonradan akla gelen bir şey değil, bilinçli olarak tasarlanmış bir şekilde kliplere, kısa videolara, sosyal medya gönderilerine, videolara, bültenlere ve hatta bazen televizyon programlarına dönüşüyor.
2026’ya doğru ilerlerken, podcast’in ne olduğu konusunda tartışmaya daha az zaman ayırıp , izleyicilerin gerçekte nasıl davrandığına (ne izlediklerine, nerede keşfettiklerine ve nasıl etkileşim kurmayı seçtiklerine) daha çok zaman ayıran içerik oluşturucular ve şirketler avantajlı konumda olacak.
Kaynak: Steve Goldstein / RainNews
Haberler
Yapay zeka içeriklerinin yükselen denizinde ayakta kalmak
Bumper’ın CTO’su ve Simplecast’in eski CTO’su Stephen Hallgren, 2025 yılında yapay zeka içerik üretimi yapan şirketlerin yükselişini ele alan “Yapay Zeka İçeriklerinin Yükselen Denizinde Ayakta Kalmak” başlıklı bir yazı yazdı.
Yayınlanma tarihi
1 hafta önce=>
10 Ocak 2026
Olacak olan, olması gereken değil.
Okyanus dalgaları sürekli hareket halindedir; bazen kükreyerek ve çarparak, bazen de yumuşakça mırıldanarak. Kaosun içinde bile, döngünün altında yatan bir istikrar vardır. İnsanlar her gün kumu yeniden şekillendirir; kumdan kaleler inşa eder, çukurlar kazar, izlerini bırakırlar. Aynı güvenilirlikle, gelgit kumlu yüzeyi temizler. Bir kumdan kaleyi korumanın tek yolu, sudan yeterince uzakta inşa etmektir. Ancak deniz seviyeleri yükseldiğinde, bir zamanlar güvenli olan şey artık ulaşılamaz olmaktan çıkar.
Teknoloji ve inovasyon da benzer şekilde ilerliyor, geçmişi acımasızca silip yerine yenisini koyuyor. Eski fikirler, araçlar ve sistemler ve geçim kaynakları bunlara bağlı olan insanlar; yerlerine geçen her şey tarafından yerle bir ediliyor. Slogan “ilerleme” ve yıkıcı etkiler, vaat edilen faydalar lehine en aza indiriliyor. Endişelerini dile getirenler, ilerleme karşıtı olarak nitelendiriliyor; konuşmanın bir katılımcısı olmaktan ziyade tek boyutlu bir engel olarak görülüyorlar. Bu durum, yapay zeka tarafından üretilen podcast’lerin ekosistemi istila etmeye başladığı podcast endüstrisinde en belirgin şekilde görüldü. 2025 yılında, podcast yayıncıları aniden hızla yükselen bir denize çok yakın inşa ettikleri gerçeğiyle karşı karşıya kaldılar. Yapay zeka kayıtsızdı; üzerlerine inşa ettikleri yaratıcı zemini silmeye hazırdı, onları uyum sağlamaya veya boğulmaya bırakıyordu.
Keşfin Süreklilik arz eden problemi
Kızım, Moda ve Teknoloji Enstitüsü’nden illüstrasyon bölümünden mezun olmak üzere. Tam anlamıyla bir yaratıcı. Ancak çoğu yaratıcı gibi, mezun olduktan sonra illüstratörler kalabalığı arasında öne çıkmak oldukça zorlayıcı. Yapay zekanın çoğu stili rahatlıkla “kopyalayabildiği” bir dünyada, sadece akranlarıyla değil, aynı zamanda okul masraflarını hiç ödememiş, hiç çalışmak zorunda kalmamış ve asla durmadan üretim yapan robotlarla da rekabet etmek zorunda.
Podcast yayıncıları giderek benzer bir durumla karşılaşıyor. Dev şirketler (Apple, Spotify, SiriusXM, YouTube ve diğerleri) son birkaç yıldır bu alandaki hakimiyeti ele geçiriyor. Ayrıca, yapay zekanın gücünü kullanan teknolojiler podcast pazarını içerikle dolduruyor. Listen Notes’a göre, Kasım ayında oluşturulan 14.221 podcast’in yaklaşık %30’u yapay zeka tarafından üretilmiş içerik olarak tanımlandı; yani dinlenmek için değil, var olmak için tasarlanmış içerik. Inception AI, haftada 3.000 yapay zeka tarafından üretilmiş bölüm ürettiklerini ve toplamda yaklaşık 5.000 yapay zeka tarafından üretilmiş programı yönettiklerini iddia ediyor.
Techdirt’in de güzelce belirttiği gibi, “İnsan taklidi içeriklerin sonsuz bir geçit töreniyle bölgeyi doldurmak, internetin zaten son derece sorunlu olan sinyal-gürültü oranına veya halkın doğruyu yanlıştan ayırt etme yeteneğine pek fayda sağlamayacak.” Yapay zeka tarafından üretilen içerik sadece insan içerik üreticileriyle rekabet etmekle kalmıyor; büyük ölçekte, keşfin kendisini de altüst ederek, insan tarafından oluşturulan içeriği saf hacimle boğuyor.
Küratörler İçerik Oluşturucuları Kurtaracak
Algoritma, bizi bu ezici medya selinden kurtarmak için tasarlanmıştı. Ancak kaliteli içerik ortaya çıkarmak yerine, özgünlükten ziyade etkileşim ve kalıcılık için optimize edilmiş her şeyi tekrarladı. Kalite veya özgünlüğü değerlendirmek için değil, yalnızca etkileşimi değerlendirmek için tasarlandı. İçerik, algoritmanın ödüllendirdiği şeye tam olarak uyacak şekilde, neredeyse sınırsız ölçekte üretiliyor. Eğer bir insan asla başka insan yapımı içerikle karşılaşmazsa, keşif de asla gerçekleşmez.
Bu nedenle insan küratörlüğü geçmişe nostaljik bir dönüş değil; keşfin geleceği için kritik öneme sahip. Algoritmalar gürültüyü artırdığında, güven gerekli bir filtre haline gelir; bu filtre büyük ölçekte üretilemez ve zamanla kazanılmalıdır. Bu güven zaten mevcut. Acast’in Nielsen ile yaptığı araştırmaya göre, “Podcast sunucuları, arama ve (ağızdan ağıza) tavsiyelerden daha fazla keşfe yardımcı oluyor” ve podcast sunucularına “podcast önerileri söz konusu olduğunda neredeyse arkadaşlar/aile kadar güveniliyor.”
Okyanuslar yükseliyor; bir zamanlar güvenli olan yerler artık risk altında. İnsan tarafından üretilen içeriğin varlığını sürdürmesi için insan odaklı içerik seçimi öncelik kazanmalı.
Kaynak: Stephen Hallgren / Teev.io
Haberler
2026’da podcast yayıncılığı hakkında 26 soru
John Wordock, ” 2026’da Podcast Yayıncılığı Hakkında 26 Soru ” başlıklı bir makale yayınladı ve “Yeni yıla girerken, Netflix, YouTube, yapay zeka ve genel rekabet ortamı hakkında aklımda bir sürü soru var” diye yazdı.
Yayınlanma tarihi
1 hafta önce=>
10 Ocak 2026
Podcast sektörü değişimle birlikte sürekli olarak hareket halinde.
O kadar çok hareketlilik var ki, kısa bir an için “2026’da İzlenecek 26 Şey” yazmayı düşündüm. Sonra aklım başıma geldi ve temel sorulara odaklandım.
İşte 2026’da takip edeceğim şeyler:
Netflix – Yayın platformlarının kralı, Bill Simmons gibi spor yorumcularıyla başlayarak video podcast’ler yayınlayarak yıla giriş yapıyor. iHeartMedia, Barstool Sports ve Spotify ile anlaşmaları var. Hollywood standartlarına göre video podcast’lerin üretimi ucuz. Bu nedenle Netflix, ünlü isimlerle çok sayıda yorumcu içeriği elde ediyor. Sorular:
- Netflix bu alana uzun vadeli yatırım mı yapıyor?
- Netflix’in Warner Brothers Discovery’i satın alma girişimi podcast yayıncılığı açısından nasıl bir önem taşıyor?
- Netflix, içerik üreticilerini destekleyen teknolojileri satın alarak bir satın alma stratejisine girecek mi?
- Netflix podcast platformu olarak nasıl bir performans sergileyecek?
- Netflix bunu inşa ederse, izleyiciler gerçekten gelir mi?
Birleşmeler, Devralmalar ve Çıkışlar – Kendi fikri mülkiyetine sahip olmayan podcast ağları yoğun baskı altında kalabilir. Günümüzde söz sahibi olanlar içerik üreticileridir; bu nedenle, marka anlaşmaları, ürün lansmanları, canlı etkinlikler, hayran kitlesi etkileşimi, daha derin izleyici analizi ve yenilikçi platform uygulamaları için yeni bir hizmet paketi sunan ve uyum sağlayan şirketler başarılı olacaktır. Sorular:
- Hangi podcast şirketleri satışta?
- Hangi büyük şirket oyuncuları satın almalar yoluyla büyümeyi hedefliyor?
- Bazı podcast ağlarının birleştiğini görebilir miyiz?
- Podcast şirketlerinden herhangi biri faaliyetlerini küçültüyor mu, hatta iflas ediyor mu?
- Kimse iflas başvurusunda bulunur mu?
TikTok – Popüler uygulama, iHeartMedia ile birlikte bir podcast ağı kuruyor. TikTok, 2023 yılında podcast dünyasına adım atmıştı. Ben de onlarla arka planda dinleme üzerine bir beta projesinde çalıştım. İki şirketin nasıl birlikte çalışacağını ve 2026’da 25 farklı içerik üreticisini nasıl öne çıkaracağını görmek için sabırsızlanıyorum. Sorular:
- ABD’de TikTok’un Trump yönetimiyle bağlantılı yeni bir sahipliğe geçmesi, podcast yayıncıları için ne anlama geliyor?
- TikTok algoritması nasıl değişecek?
- TikTok, 2026 seçimlerinde önemli bir rol oynayacak mı?
OG Over and Out – Marc Maron’un WTF podcast’ini sonlandırması 2025’te sektörde şok etkisi yarattı. Yeni yılda daha fazla ayrılık için uygun bir ortam var. 2006’da başlayan birçok podcast, 2026’da 20 yıllık dönüm noktalarına ulaşıyor; bunlar arasında Dan Savage’ın sunduğu Savage Lovecast , Dan Carlin’in sunduğu Hardcore History ve Jimmy Pardo’nun sunduğu Never Not Funny yer alıyor. Sorular:
- 2026, daha fazla eski üyenin veda etmeye başlayacağı yıl mı olacak?
- Maron’un ardından kim pes edip kapıdan çıkacak?
- Eski üyelerden herhangi biri, ayrılışlarının nedenini video içeriklerinin yükselişine bağlayacak mı?
Yapay Zeka – Yapay zeka 2026’da podcast yayıncılığını etkileyecek. Büyük soru şu: Nasıl? Yapay zeka o kadar hızlı ilerliyor ki, raylarda hızla ilerleyen bir yük treni gibi. Yapay zeka podcast’lerinin yükselişinin sektörün güvenilirliğini zayıflatacağından korkuyorum. Ayrıca sentetik seslerin yükselişinin, sunucu tarafından okunan reklamların gerçek özgünlüğünü baltalayacağından da korkuyorum. Sorular:
- Prodüksiyon ekiplerine sahip podcast şirketleri yapay zekayı nasıl benimseyecek?
- Reklam ajansları yapay zekayı nasıl kullanacak?
- İş yaratma zaten çok zayıf. Peki 2026, yapay zekanın podcast işlerini ortadan kaldırmaya başladığı yıl mı olacak?
- Büyük şirketler maliyetleri düşürmek için yapay zekaya yönelecek mi?
Dünyanın Google’dan sonraki en büyük ikinci arama motoru olan YouTube , canlı yayınlar için, yalnızca ses içeren podcast’leri iyileştirmek için, eski bölümlerden para kazanmak için ve ilgi çekici video klipleri YouTube Shorts’a dönüştürmek için birçok yeni özellik sunuyor. Sorular:
- Podcast yayıncıları bu çağrıya kulak verip YouTube’un yeni araçlarını benimseyecekler mi?
- Daha fazla podcast yayıncısının YouTube’da canlı yayın yaptığını görecek miyiz?
- YouTube yapay zekaya aşırı derecede bağımlı hale gelip içerik üreticilerinden tepki çekecek mi?
- YouTube yeni yılda Netflix’e karşı rekabet gücünü nasıl artıracak?
- Bu platform kapışması, podcast yayıncılığında Akıllı TV Çağını başlatacak mı?
- 2026 yılının sonuna kadar kim daha çok ilgi çekecek – Netflix mi yoksa YouTube mu?

Steve Goldstein 2025’te sesli yayınların artı ve eksilerini analiz etti

Yapay zeka içeriklerinin yükselen denizinde ayakta kalmak

2026’da podcast yayıncılığı hakkında 26 soru
En son
- Araştırma1 yıl önce
Popüler podcast yayıncıları sektördeki en büyük zorlukları yorumluyor
- Haberler4 yıl önce
Podcast’ten para kazanmanın 12 yolu
- Etkinlik2 yıl önce
‘Podcast Dinliyorum’ etkinliğinin ikincisi 25 Ekim’de
- Haberler3 yıl önce
Spotify’dan ‘Şişedeki Çalma Listesi’
- Haberler4 yıl önce
Video podcast nedir?
- Araştırma4 yıl önce
Mart ayına Anchor, Buzzsprout ve Spreaker damgası
- Haberler3 yıl önce
Podcast’leri nasıl daha hızlı dinleyebilirsiniz?
- Haberler4 yıl önce
Daniel Ek Spotify’ın büyük vizyonunu anlattı















