Haberler
Spotify ve Youtube’un rekabeti bize nasıl bir gelecek vaat ediyor?
Spotify ‘videoya’, Youtube ‘sese’ daha çok yatırım yaparken, ‘yazılı’ dünyadan ‘ses ve videonun’ hâkim olduğu bir geleceğe doğru yaklaşıyoruz.
Yayınlanma tarihi
4 yıl önceon
Yazar :
Özcan Yazıcı
Spotify ve Youtube yakında büyük bir rekabete mi girecek?
Spotify “videoya”, Youtube “podcast’e” doğru yelken açarken, ses ve videonun amiral gemileri, birbirlerinin alanına yönelerek, harmanlanmış yeni platformlara mı dönüşecek?
Eğer bu öngörü gerçek olacaksa Spotify, “video podcast’lerle”, Youtube, “podcast’lerle” kullanıcıyı ne oranda kendi platformuna çekebilecek ve kalıcı hale getirecek?
Peki, kullanıcı hangisini tercih edecek? Video ile zenginleşmiş Spotify’ı mı, yoksa podcast’e kapılarını açan Youtube’u mu?
Ya Apple gibi diğer büyük rakipler ne yapacak? Bu yeni rekabet ikliminin neresinde yer alacaklar?
Bu ve benzer birçok sorunun yanıtlarını henüz bilmiyoruz. Ama ayak sesleri yükselen yeni rekabet zemininin “ses ve videonun” birleştiği yeni platform modeli olacağının işaretleri epey güçlendi.
Birkaç hafta önce sızan bilgilere göre Youtube yakında www.youtube.com/podcasts (şu anda aktif değil) sekmesi ile podcast’e özel bir ana sayfa oluşturacak ve ana video markasının altına entegre edecek. Hatta bir yıl önce podcast operasyonlarını yönetmesi için sektörde tanınan bir isim olan Kai Chuck’ı atadı.
Bu haberin kamuoyuna yansımasından hemen sonra Spotify yaklaşık bir yıldır beta aşamasında tuttuğu ve Youtube’tan tranfer ettiği Joe Rogan gibi popüler bazı yayıncılarına açtığı video podcast özelliğini aniden 4 ülkedeki (ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda) tüm içerik oluşturucuların kullanımına sundu.
Bu hamleler, yakında yeni teknolojik hamlelerle milyonlarca kullanıcısı olan Spotify ve Youtube’un birbirlerinin güçlü olduğu alanlara yönelmeleriyle büyük bir rekabete girişeceğinin ayak seslerini oluşturuyor.
APPLE TEMEL ATTI, SPOTIFY BÜYÜTTÜ
Peki, bu aşamaya nasıl gelindi; video, podcast ve ses tabanlı iletişimi nasıl bir gelecek bekliyor?
Video epeydir günlük yaşamımızın bir parçası olsa da aslında podcast de, birdenbire hayatımıza girmiş bir kavram ve mecra değil. Podcast, 2000’lerin başında Apple’ın MP3 müzik dinlemek için geliştirdiği iPod cihazının “Pod”u ile, İngilizce’deki “Broadcast” (yayın yapmak) sözcükleri birleştirilerek türetilmiş bir kavram. iTunes üzerinden sağladığı destekle podcast yıllarca Apple’ın hegemonyasında sessiz sedasız ilerledi.
Podcast 2004 yılından beri hayatımıza dahil olmasına rağmen, ağır telif hakları nedeniyle müzikten para kazanamayan Spotify’ın yeni bir gelir kapısı arayışıyla son 3-4 yılda podcast’e yönelmesi Dünya’da “sese” yönelik ilgiyi hızla artırdı.
Youtube’un lokomotifi olduğu “video” alanı bireyler, kurumlar ve markalar tarafından çoktan “yerleşik” bir dijital mecraya dönüşmüştü. Ses (podcast) tarafı ise, Apple Podcasts’in öncülüğünde, kendi halinde kavrulup gidiyordu. Video gibi kitlesel bir mecra haline gelememişti. Daha çok “meraklılarının” bir hobi boyutunda kullandıkları bir kanaldı.
Ancak 2022 başı itibariyle 400 milyonu aşan kullanıcı sayısıyla Spotify’ın podcast’e yatırım yapması ve bu sayede ses tabanlı içerik oluşturuculara güçlü bir zemin sunması hikâyenin boyutunu bir anda değiştirdi.
Özellikle Covid 19 pandemisi sürecinin yarattığı rüzgârla da birey ve kurumlar Spotify’ın sunduğu bu imkânı kullanmaya ve ses tabanlı içerik geliştirmeye başladılar. Kullanıcısının farkındalığı başlangıçta yüksek olmasa da “Spotify’da olmak, Spotify’da sesini duyurmak” bireyler ve kurumlar için cezbedici oldu.
Son iki yılda podcast yayıncılığı o kadar büyüdü ki, küresel düzeyde yayınlanan podcast sayısı 4 milyonu geçti.
Müzikle başladığı yolculuğunda “Sesin her şeyi olmak için” düğmeye basan Spotify, özellikle 2019 – 2022 arasında ses tabanlı teknoloji geliştiren birçok şirket ve start-up’ı satın alarak podcast stratejisini inşa etmeye başladı.
2019’da ilk büyük podcast yatırımını yapan Spotify, 500 milyon dolarlık devasa bir bütçe oluşturarak, seri satın almalara başladı. İlk ciddi yatırımını podcast girişimi Gimlet Media ve podcast sunucusu/uygulaması Anchor’u satın alarak yaptı. Anchor, sonraki süreçte Spotify’ın büyüyen podcast yatırımlarının ana omurgasını oluşturdu.
Daha sonra Ringer, Megaphone FM, Parcast, Whooshkaa, Chartable ve Podsights gibi şirketleri satın alarak bünyesine kattı. Böylece hızlı biçimde podcast alanında yatay ve dikey biçimde sektörde kendisini konumlandırdı.
Anchor ve Megaphone FM’le podcast sunucu ve reklam hizmetleri altyapısını kurdu. Parcast ile özel podcast’ler geliştiren bir stüdyo kurdu ve podcast ağı oluşturdu.
Betty Labs ve Locker Room’u alarak Greenroom markasını oluşturdu ve Clubhouse’a rakip oldu. Yakın zamanda Greenroom ismini Spotify Live olarak değiştirdi.
Yapay zekâ destekli Podz’u satın alarak uygulama içi arama altyapısını güçlendirmeye başladı. Dünya’nın en popüler sesli kitap uygulamaları arasında yer alan Findaway’ı bünyesine katarak sesin her yerinde var olacağı iddiasını güçlendirmiş oldu.
Yayın ve içerik dağıtımı teknolojisini güçlendirmek için Wooshkaa’yı satın aldı ve bu yılın ilk çeyreğinde de yayıncılar ve reklamverenler için podcast analitik çözümleri sunan Chartable ile podcast reklamcılığı için platformlar arası analiz ve ilişkilendirme hizmeti sunan Podsights’ı satın alarak yayıncılar ve reklamcılar için veri teknolojisi altyapısını güçlendirmiş oldu.
Geçen yıl “Spotify Advertising” hizmetini duyuran Spotify, podcast reklamcılığı için de düğmeye bastı ve reklamverenler için reklam servisini duyurdu. Yine yayıncılar için de Anchor.fm üzerinden abonelik ve reklam geliri elde etmek için özel araçları kullanıma açtı.
Böylece 2019 başladığı operasyonları 2022 itibariyle olgunlaştıran Spotify, podcast alanında agresif büyüme için teknoloji mimarisini hemen hemen tamamlamış oldu.
Bu altyapı üzerine “sesin her şeyi olmakla” yetinmeyeceğinin işaretini veren Spotify, video alanına genişleme kararı alarak yeni bir aşamaya geçti.
YOUTUBE OYUNA DAHİL OLUYOR
Pandemi sürecinde “ses” tarafındaki bu hızlı gelişmeleri takip etmekle yetinen Youtube, bireylerin ve kurumların podcast’e ilgisinin hızla arttığını görünce harekete geçti ve podcast operasyonlarını yönetmesi için geçen yıl Kai Chuck’ı atadı.
Youtube bilindiği gibi Google’ı da bünyesinde barındıran Alphabet Grubu’nun çatısı altında ve aynı zamanda Google’dan sonra Dünya’nın en büyük ikinci arama motoru konumunda.
Aslında Alphabet Grubu bünyesinde Google Podcasts yıllardır podcast dizini (platformu) olarak hizmet veriyor. Ancak Spotify ve Apple Podcasts’in sahip olduğu pazar payıyla karşılaştırıldığında yüzde 2-3’leri aşamayan oranıyla neredeyse hiç kullanılmıyor. Spotify ve Apple son yıllarda podcast tarafına büyük yatırımlar yaparken Google Podcasts ile ilgili hemen hemen parmak oynatılmadı.
Öyle anlaşılıyor ki, Alphabet Grubu, Google Podcasts’e yatırım yapıp büyütmek yerine, video alanında tekelleşmiş Youtube’a podcast operasyonunu entegre etmeyi tercih etmiş gibi gözüküyor.
Şu ana kadar resmi bir açıklama yapılmamış olmasına karşın yakın zamanda Youtube’un podcast yöneticisi Kai Chuck tarafından PodNews’e gönderilen dökümanlarda yakında Youtube’un RSS’i desteklemeye başlayacağı ve www.youtube.com/podcasts sekmesiyle podcast’e özel bir ana sayfanın kullanıma sunulacağı kaydediliyor.
Youtube podcast sekmesi kullanıma sunulduktan sonra muhtemelen Google Podcasts uygulaması ya tamamen kapatılacak ya da birçok Google ürününde olduğu gibi ileri bir tarihte fişi çekilmek üzere öylece kendi haline bırakılacak.
SES VE VİDEOYU NASIL BİR GELECEK BEKLİYOR?
Alphabet Grubu neden böyle bir adım atıyor?
Spotify’ın ses tarafındaki agresif adımları ve büyümesi karşısında Youtube’un bu hamlesi akıllıca gözüküyor. “Ses” alanında bir markaya ayrıca enerji harcayıp büyütmeye çalışmak yerine videonun yanına “sesi” de ekliyor ve aynı kanal üzerinden kullanıcıya sunuyor; isteyene video isteyene podcast veriyor. Üstelik geçişkenliği kolay, esnek bir yapı oluşturuyor.
Özellikle Spotify’ın yatırımlarıyla podcast’e ilgi son yıllarda artsa da, bilinirlilik ve talep henüz yeterli düzeyde değil. Oysa Youtube küresel olarak popüler hale gelmiş bir marka. Podcast de bu popüler markanın altına koyulduğunda kullanıcı farkındalığını ve bilinirliliğini artırmak mümkün olacak. Yani hazır bir markanın gücünden yararlanmış olacak. Açıkçası bu büyük bir fark yaratacak.
Yapılan bazı araştırmaların da gösterdiği gibi, Youtube bu haliyle bile Almanya, ABD gibi bazı ülkelerde podcast dinlemede ya Spotify’dan hemen sonra, ya da Spotify ve Apple Podcasts’ten sonra en çok kullanılan platform konumunda.
Önemli ayrıntılardan birisi de, “keşfedilebilirlik” konusu olacak. Spotify, Apple Podcasts algoritması ve platform içi arama özellikleri kaliteli ve istikrarlı podcast yayınlarının kullanıcı tarafından “keşfedilmesini” henüz desteklemiyor. Her iki marka da buna henüz istenilen çözümü üretebilmiş değil. Editörlerle bunu çözmeye çalışıyorlar.
Oysa Youtube’un video tarafından geliştirdiği bir altyapı ve teknoloji zaten var. Üstelik bu teknoloji milyonlarca kullanıcısıyla oluşturduğu geniş bir veri ağının üzerinde ilerliyor. RSS’i desteklemeye başladıktan sonra podcast sekmesini bu ana omurgaya nasıl ve tam olarak hangi entegrasyonla oturtacağını henüz bilmiyoruz, ama video tarafında yıllardır geliştirdiği güçlü teknoloji ve algoritmasıyla “keşfedilebilirlik” konusunda Spotify ve Apple’a karşı üstünlük sağlaması mümkün gözüküyor.
Bu ayrıntı öyle hayati bir unsur haline gelebilir ki, Youtube’u podcast içerik oluşturucularının ve haliyle kullanıcılarının en gözde platformu haline getirebilir.
Spotify ve Apple Podcasts tarafının önemli sancılarından birisi de içerik oluşturucularına “gelir modeli” sunmaktaki zorlukları. Reklamverenlerin podcast’e ilgisi yeni yeni oluşuyor. Spotify ve Apple’ın bir yıl önce kullanıma sunduğu “podcast aboneliği”yle ilgili şüpheler yüksek ve nasıl ilerleyeceği de meçhul.
Oysa Youtube’un başta Google reklamcılığıyla (Adwords) desteklediği hazır ve güçlü bir reklam teknolojisi var. Bunu podcast tarafına entegre etmek güç olmayacaktır.
HİBRİT BİR GELECEK BİZİ BEKLİYOR
Başlangıçta da aktardığımız gibi Spotify videoya, Youtube da sese yatırım yapıyor. Spotify, sesi video ile zenginleştiriyor, Youtube sesi de bir seçenek olarak yapısına entegre ediyor.
İki marka da bir yönüyle buna mecbur. Çünkü bu yalnızca bu iki dev markanın hem video hem de ses tarafında kullanıcıyı tutması ve gelir elde etmeyi hedeflemesiyle ilgili değil; orta ve uzun vadeli bir stratejinin parçası.
İletişim ve genel mecra kullanımı ses ve videonun harmanlandığı yeni hibrid bir geleceğe doğru evriliyor. İş ve özel yaşam karması içinde mobil yaşam kökleşiyor. Yeni internet teknolojileri, güçlenen veri iletimi, dahası yapay zeka teknolojisiyle desteklenen “akıllı ev”, “akıllı otomobil”, “akıllı giyilebilir kıyafetlerle” yaşam akışı kesintisiz ve bağlı hale geliyor. Bu da, kişinin ihtiyaç ve isteğine göre, sesle video arasındaki entegrasyonu, geçişkenliği zorunlu hale getiriyor. Yani bir içeriği işe gitmeden hemen önce video olarak tüketmeye başlayıp biraz sonra otomobilinizde podcast olarak tüketmeye devam edebilirsiniz. Ya da video ve podcast versiyonları arasında tercih yapabilirsiniz.
Dahası, bugün için biraz fütüristik gözükse de, ses ve video yalnızca birer “medya” aracı olmanın ötesine doğru genişleme potansiyeli taşıyor. Bireysel, sosyal, grupsal, ticari, özel ve genel her türlü süreç için sesi ve videoyu özelleştirerek kullanma imkanının oluşması, teknoloji geliştirmelerini, modellemeleri ve kullanım şekillerini de genişletecek.
Elbette Spotify ve Youtube gibi markalar teknoloji geliştirme boyutuyla sürecin bir tarafındalar; diğer tarafında ise kullanıcılar bulunuyor. İçeriği tüketme ve aynı zamanda içerik geliştirme biçimleri ve talepleri bu markalara teknolojilerini dinamik olarak geliştirme ve yön verme imkanı sağlayacak.
Ama öyle anlaşılıyor ki, Siri, Google Asistan, Alexa, Cortana, Bixby gibi sanal asistanların da sürece eklemlenmesiyle ses ve videonun yaşamımızın odağına yerleştiği bir döneme adım atmamız kaçınılmaz gözüküyor. Hele hele bugünlerde sıkça gündeme gelen Web 3.0 ve metaverse evreniyle birlikte “yazılı” dünyadan “ses ve videonun” hâkim olduğu bir dünyaya biraz daha yaklaşmış olacağız.
Kiminiz için pek mümkün ve heyecan verici, kiminiz içinse hayal ötesi bu geleceğin ayrıntılarını ele almak da artık başka yazıların konusu olsun…
NOT: Bu yazı ilk olarak Gazete Duvar‘da yayınlanmıştır.
Beğenebilirsin
Haberler
YouTube, reklam gelirleri için yeterlilik şartlarını zorlaştırdı
YouTube’dan para kazanmak artık çok daha zor olacak. “2018’den bu yana yapılan ilk önemli değişiklik” olarak nitelendirilen bu uygulamayla YouTube, içerik üreticilerine platformdaki tüketimlerine göre ödeme yapan YouTube İş Ortağı Programı’na katılmayı iki kat daha zorlaştırdı. Programa başvuran yeni içerik üreticilerinin, son bir yılda 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek; bu da daha önce gereken miktarın iki katı.
Yayınlanma tarihi
1 hafta önce=>
12 Ağustos 2026
YouTube yaptığı açıklamada, yeni içerik üreticilerinin reklam ve aboneliklerden para kazanmaya başlamak için daha yüksek eşikleri karşılamaları gerekeceğini duyurdu.
Platformda para kazanmaya başlamak isteyen içerik üreticilerinin, son bir yılda en az 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek. Şu anda ise içerik üreticilerinin 1.000 abone ve son bir yılda 4.000 izlenme saati veya 1.000 abone ve son 90 günde 10 milyon Shorts izlenmesine sahip olmaları yeterli.
Değişiklik 1 Şubat’tan itibaren yürürlüğe girecek. Google’a ait şirket, güncellemenin halihazırda YouTube İş Ortağı Programı’nda bulunan içerik oluşturucuları etkilemeyeceğini belirtiyor.
Ayrıca YouTube, içerik oluşturucuların Shorts Creators Pool aracılığıyla para kazanabilmeleri için 90 günlük bir süre içinde 10 milyon Shorts görüntüleme sayısını korumaları gerektiğini duyurdu. Bu eşiğin altında kalan kanallar ortaklık programında kalacak ve uzun formatlı içeriklerden gelir elde etmeye devam edecek; Shorts gelirleri ise tekrar 10 milyon görüntüleme sayısını aştıklarında yeniden başlayacak.
YouTube, değişikliklerin “günlük 200 milyardan fazla Shorts izlenmesi ve her gün bir milyardan fazla saat televizyonda izlenme süresiyle YouTube’un büyümesine ayak uydurmak” amacıyla yapıldığını kaydediyor.
Bu değişiklikler, özellikle Shorts içerik üreticileri için YouTube’un para kazanma programına girmeyi ve programda kalmayı zorlaştırıyor. Eşikleri yükselterek, YouTube, içerik üreticilerinin platformda para kazanabilmeden önce sürekli olarak büyük kitlelere ulaşma yetenekleri üzerinde daha fazla baskı kuruyor; bu da yeni katılımcıların içeriklerinden para kazanma olasılığının azalmasına yol açabilir.
Duyurunun bir parçası olarak YouTube, daha uygun fiyatlı Premium Lite aboneliğini YouTube Premium’un mevcut olduğu tüm ülkelere genişleteceğini açıkladı. İçerik oluşturucular, üye izleme süresi ve görüntülenme sayısına bağlı olarak abonelik gelirinden pay alıyor; bu payın %55’i uzun metrajlı video içerik oluşturucularına, %45’i ise kısa video içerik oluşturucularına gidiyor.
Şirket blog yazısında, “Bu ek abonelerle birlikte, içerik oluşturucular daha yüksek kazanç bekleyebilirler: Bir kullanıcı Premium’a kaydolduğunda, ortaklar ortalama olarak kullanıcının reklam izlediği zamana göre daha fazla kazanırlar” diye belirtti.
Premium Lite, çoğu videoda reklamsız bir deneyim sunmanın yanı sıra, videoları çevrimdışı izlemek için indirme ve arka planda oynatma özelliğine de sahip.
YouTube, içerik oluşturucu ödül programlarını revize eden tek sosyal medya şirketi değil. Geçtiğimiz hafta sonu, Elon Musk’ın X platformu da yalnızca orijinal içeriği ödüllendirmek üzere yönergelerini değiştirerek içerik oluşturucu ödemelerini yeniledi. Bu baharın başlarında Facebook da TikTok ve YouTube’dan içerik oluşturucuları çekmek için yeni bir para kazanma programı başlattı.
Kaynak: TechCrunch
Haberler
Spotify’ın yeni reklam atlama özelliği, podcast reklamverenlerini şimdilik korkutmuyor
Platform, ücretli kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları atlamasına olanak tanıyan bir özelliği deniyor; ancak uzmanlar, bunun muhtemelen hemen bir etki yaratmayacağını belirtiyor.
Yayınlanma tarihi
1 hafta önce=>
12 Ağustos 2026
Spotify’ın, kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları daha kolay atlamasına olanak tanıyan yeni bir özelliği test etmesi, başlangıçta podcast sektöründe büyük yankı uyandırdı.
Ancak sektör temsilcileri, bu endişenin şimdilik abartılı olduğunu belirtiyor.
Geçen hafta bazı ücretli aboneler için deneme amaçlı kullanıma sunulan bu özellik, uygulamayı açık tutan kullanıcılara reklamlar, promosyonlar, girişler, kapanışlar ve içeriğe entegre edilmiş sponsorluklar gibi bölümlere geldiklerinde bir “atla” düğmesi gösteriyor. Semafor’un ilk kez bildirdiği gibi, bu özellik özellikle Spotify tarafından satılan reklamlar için geçerli değil. Spotify’daki Premium veya ücretli kullanıcılar, platformda zaten reklamsız müzik dinliyorlar.
Bu düğmenin, bir test önlemi olarak bile olsa, sürpriz bir şekilde devreye sokulması, geçtiğimiz hafta boyunca reklamverenler ve podcast yayıncıları arasında yoğun bir iletişim trafiğine yol açtı; her iki taraf da bu özelliğin nasıl ve nerede uygulanacağını anlamaya çalıştı. Ancak ortalık sakinleştikten sonra, sektörün önde gelen isimleri, bu önlemin YouTube’da ve diğer ses platformlarında halihazırda mevcut olan atlama işlevlerinden çok da farklı görünmediğini belirtiyor.
Kendisini dünyanın en büyük podcast reklam ajansı olarak tanımlayan Oxford Road’un CEO’su Dan Granger, “Reklam atlama, teoride pratikte olduğundan belki daha korkutucu görünebilir; bu nedenle bunun reklam veren markalar üzerinde önemli ve doğrudan bir etkisi olacağını düşünmüyorum,” dedi.
Mevcut durumda, kullanıcı reklamları atlamayı seçse bile teknik olarak reklamlar yine de gösterildiğinden, bu deneme özelliği reklam sunumunu etkilemiyor. Granger, şu ana kadar reklamverenlerin harcamalarını kısmadığını belirtti. Çoğu reklamveren, bu özelliğin kalıcı hale gelip gelmeyeceğini ve reklam dinleme oranlarını ne ölçüde etkileyeceğini görmek için “bekle ve gör” yaklaşımını benimsemiş durumda; Granger ise bu etkinin asgari düzeyde olacağını öngörüyor.
Spotify ile ortaklığı bulunan podcast barındırma, dağıtım ve gelir elde etme platformu Acast’ın CEO’su Greg Glenday, yeni önlemin bazı podcast içerik üreticilerinden tepki gördüğünü belirtiyor.
“Acast platformunda bu durumdan memnun olmayan bazı içerik üreticilerimiz var ve herhangi bir hukuki yol aramaları durumunda onlara tam destek vereceğiz. Acast, bu özelliğin piyasaya sürülmesi veya konumlandırılması konusunda daha fazla işbirliği yapıp yapamayacağımızı anlamak için Spotify ile özel olarak çalışıyor, ancak bu artık geriye dönüp bakıldığında anlaşılan bir durum” dedi Glenday.
Glenday, reklam atlama özelliğinin sesli ortam için yeni bir şey olmadığını ve Acast’ın kendi iç ölçümlerine göre kullanıcıların yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun reklamları atlamayı tercih ettiğini, bu işlevin maliyetinin ise ekosistemde zaten fiyatlandırılmış olduğunu ekledi.
“Podcast reklamları, medya karışımı içinde en yüksek etkinlik ve sonuç puanlarından bazılarına sahip; bu nedenle şu anda bunun önemli bir sorun olduğunu düşünmüyoruz. Reklam yoğunluğu ve üslubu konusunda dinleyicilere saygılı davrandığımız sürece, onlar da reklamları kabul edecek ve içerik üreticilerini destekleyecektir,” dedi.
Bu özellik daha yaygın olarak benimsense bile, Granger, reklamverenler için en yüksek değerin sunucunun okuduğu reklamlardan geldiğini belirtiyor. Dolayısıyla, diğer tanıtım mesajları atlanırken bu reklamlar “ileri atla” özelliğinden ayrılırsa, reklamverenler yine de memnun kalacaktır.
Karşı çıkan sesler arasında, Spotify da sonuçları değerlendiriyor ve bu işlevi devam ettirip ettirmemeyi düşünüyor gibi görünüyor.
Bir Spotify sözcüsü yaptığı açıklamada, “Spotify’da düzenli olarak testler yapıyoruz; bazı testler kalıcı özelliklere dönüşürken, diğerleri gelecekteki ürün geliştirme çalışmalarına katkı sağlıyor. Dinleyicilerin podcast’lerin keyfini daha uzun süre çıkarmalarına yardımcı olmak amacıyla, kullanıcıların platformu nasıl kullandıklarına dayanarak Premium aboneler için podcast dinleme ve izleme deneyimini daha sezgisel hale getirmenin yollarını araştırıyoruz. Öğrendikçe bu deneyimi geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.
Araştırma
Türkiye Podcast Endüstrisinin Temel Sorunu Gelir Modeli Değil, Ölçek Sorunu
İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.
Yayınlanma tarihi
2 hafta önce=>
8 Ağustos 2026
İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yürütülen “Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırma, Türkiye podcast ekosisteminin mevcut durumuna ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koydu.

“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi.
TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenen araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi. Projede Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk ve Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat araştırmacı olarak görev aldı. Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı ise proje bursiyerleri olarak araştırmaya katkı sağladılar.
Araştırma, podcast yayıncılığını yalnızca içerik üretimi açısından değil; platformlaşma, ekonomik sürdürülebilirlik, emek süreçleri, girişimcilik, kurumsallaşma ve teknolojik dönüşüm eksenlerinde ele aldı.
67 tekil katılımcıyla Türkiye podcast ekosisteminin farklı aktörleri incelendi
Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen çalışma kapsamında Türkiye podcast ekosisteminin beş farklı aktör grubuyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapıldı.
Araştırmaya 19 bağımsız podcast yayıncısı, 17 podcast endüstrisi çalışanı, 12 ağ bünyesinde yayın yapan podcast yayıncısı, 13 podcast üreten kurum temsilcisi ve 13 podcast girişimcisi katıldı. Bazı katılımcıların ekosistem içerisinde birden fazla rol üstlenmesi nedeniyle araştırma toplam 67 tekil katılımcının deneyimlerine dayanırken, analizlerde 74 aktör temsili değerlendirildi.
Araştırmada örneklem oluşturulurken yalnızca farklı podcast aktörlerine ulaşılması değil, bu aktörlerin kendi içindeki çeşitliliğin de temsil edilmesi gözetildi. Kurumsal podcast tarafında bankacılık ve finans, sigorta, dijital medya ve teknoloji, kamu yayıncılığı, eğitim, iş dünyası, e-ticaret, patent ve dijital danışmanlık gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların temsilcileriyle görüşüldü. Podcast ağları ve girişimler tarafında ise farklı ölçeklerde üretim, dağıtım, prodüksiyon, reklam, pazarlama, eğitim, sesli kitap ve dijital platform hizmetleri sunan yapılara yer verildi. Bağımsız yayıncılar ve sektör çalışanlarında da farklı içerik türleri, mesleki deneyimler ve üretim biçimlerinin örnekleme yansıtılması hedeflendi. Böylece araştırma, Türkiye podcast ekosistemini tek bir üretici veya kurum tipinin deneyimine dayandırmak yerine, sektörün farklı iş modellerini ve kullanım biçimlerini mümkün olduğunca geniş bir perspektiften değerlendirmeyi amaçladı.
Bu yapı sayesinde Türkiye’de podcast üretiminin yalnızca bağımsız yayıncıların deneyimleri üzerinden değil, üretimden dağıtıma, kurumsal iletişimden girişimciliğe kadar ekosistemin farklı bileşenleri üzerinden karşılaştırmalı biçimde incelenmesi mümkün oldu.
Podcast ekonomisinin temel sorunu gelir modeli eksikliği değil
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri Türkiye’de podcast yayıncılığının ekonomik sürdürülebilirliğine ilişkin.
Bulgular, reklam, sponsorluk, abonelik, dinleyici desteği ve markalı içerik gibi farklı gelir modellerinin sektörde bilindiğini ve çeşitli biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. Ancak temel problem, yeni bir gelir modelinin bulunamamasından çok, mevcut modellerin ekonomik olarak işlerlik kazanmasını sağlayacak büyüklükte bir dinleyici ve reklam pazarının henüz oluşmamış olması.
Podcast dinleme alışkanlığının geniş kitlelere yeterince yayılmamış olması, reklamverenlerin podcast mecrasına ilişkin bilgi düzeylerinin sınırlılığı, ölçüm ve veri standartlarındaki sorunlar ve podcastlerin medya planlama süreçlerinde yeterince yer bulamaması sektörün ekonomik ölçeğini sınırlandırıyor.
Bu nedenle araştırma, Türkiye’de podcast ekonomisinin gelişmesinin yalnızca yeni gelir modelleri geliştirmekle mümkün olmayacağına; aynı zamanda dinleyici tabanının genişlemesine, ölçüm standartlarının iyileştirilmesine ve reklam ekosisteminin podcasti daha güçlü biçimde içermesine bağlı olduğuna işaret ediyor.
Kurumsal podcastler sektör için önemli bir ekonomik alan oluşturuyor
Araştırmanın bir diğer bulgusu, Türkiye’de podcast ekonomisinin kurumsal iletişim ve marka iş birlikleriyle kurduğu güçlü ilişki.
Görüşülen kurum temsilcileri podcasti çoğunlukla doğrudan gelir sağlayan bir medya ürünü olarak değil; marka itibarı oluşturmak, uzmanlık iletişimini güçlendirmek, çalışanlarla veya hedef kitlelerle uzun vadeli ilişkiler kurmak amacıyla kullanılan stratejik bir iletişim aracı olarak değerlendiriyor.
Benzer biçimde bazı podcast ağları ve girişimler açısından markalara yönelik podcast üretimi, branded podcast projeleri ve kurumsal iletişim hizmetleri önemli gelir alanları oluşturuyor. Dolayısıyla Türkiye’de podcastin ekonomik değeri yalnızca dinleyiciden veya platformlardan elde edilen doğrudan gelirle değil, kurumlara sağladığı iletişim ve itibar değeri üzerinden de şekilleniyor.
Küresel platformlara bağımlılık önemli bir yapısal sorun
Araştırmanın farklı aktör gruplarında ortaklaşan konularından biri de Spotify, YouTube ve Apple Podcasts gibi küresel platformların podcast ekosistemindeki belirleyici konumu.
Platformlar podcastlerin dağıtımı ve dinleyiciye ulaşması açısından önemli olanaklar sağlarken, görünürlük giderek algoritmik öneri sistemlerine bağlı hale geliyor. Üreticilerin platformların algoritmaları üzerindeki kontrolünün sınırlı olması, hangi içeriğin neden görünür hale geldiğinin her zaman açık olmaması ve üretici verilerinin parçalı yapısı sektör aktörleri açısından belirsizlik yaratıyor.
Araştırmada ayrıca küresel platformların sunduğu monetizasyon, etkileşim ve diğer üretici araçlarının ülkelere göre farklılaşmasının Türkiye’deki yayıncılar açısından dezavantaj oluşturabildiği sonucuna ulaşıldı.
Bu durum, Türkiye podcast endüstrisinin küresel platformların sağladığı altyapıya ihtiyaç duyarken aynı zamanda bu platformların ekonomik ve teknolojik kararlarına önemli ölçüde bağımlı olduğu ikili bir yapı ortaya çıkarıyor.
Podcast artık yalnızca ses üretmek anlamına gelmiyor
Araştırma, podcast üretiminde emeğin giderek genişlediğini de ortaya koyuyor.
Podcast yayıncıları yalnızca içerik hazırlayıp ses kaydetmiyor. Sosyal medya yönetimi, video üretimi, kurgu, tanıtım, topluluk yönetimi, veri takibi, reklam ve sponsorluk ilişkileri gibi çok sayıda görevi aynı anda yerine getirebiliyor.
Özellikle YouTube, Instagram ve Spotify gibi platformların video odaklı yönelimleri, podcast yayıncıları üzerinde içeriklerini görselleştirme yönünde yeni bir baskı yaratıyor. Kamera, ışık, video kurgusu ve sosyal medya için kısa video üretimi gibi süreçlerin podcast üretimine eklenmesi hem üretim maliyetini hem de iş yükünü artırıyor.
Araştırmaya göre bu dönüşüm, podcast emeğini yalnızca “ses üretimi” olmaktan çıkararak çok katmanlı bir dijital içerik üretim faaliyetine dönüştürüyor.
Bununla birlikte sektörde proje bazlı çalışma, gelir belirsizliği, çoklu görev üstlenme ve görünmeyen emek önemli sorun alanları olarak öne çıkıyor. Araştırma, podcastin yaratıcı ve demokratik potansiyelinin sürdürülebilmesi için bu üretimi mümkün kılan emeğin ekonomik karşılığının da görünür hale gelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye’ye özgü bir keşfedilebilirlik sorunu bulunuyor
Araştırma sonuçlarına göre podcastlerin Türkiye’de geniş kitlelere ulaşmasının önündeki önemli sorunlardan biri de keşfedilebilirlik.
Podcast içeriklerinin keşfi büyük ölçüde platformların öneri sistemlerine, sosyal medya görünürlüğüne ve yayıncıların mevcut takipçi ağlarına bağlı kalabiliyor. Bağımsız kürasyon mekanizmalarının, podcast eleştirisinin, uzman tavsiyelerinin, podcast bültenlerinin ve tematik keşif kanallarının yeterince gelişmemiş olması küçük ve bağımsız yayınların görünürlüğünü zorlaştırabiliyor.
Bu koşullarda başka mecralarda geniş takipçi kitlesine sahip olan veya video üretme kapasitesi bulunan yayınlar avantaj elde ederken, belirli alanlarda özgün ve derinlikli içerik üreten küçük ölçekli podcastler yeterli tanıtım imkânlarına sahip olmadıklarında görünmez kalabiliyor.
Araştırma, bu nedenle podcast ekosisteminin gelişmesinin yalnızca daha fazla içerik üretilmesine değil, alternatif keşif ve kürasyon mekanizmalarının geliştirilmesine de bağlı olduğuna işaret ediyor.
Türkiye merkezli yeni bir podcast platformu için potansiyel var
Çalışmada dikkat çeken gelecek fırsatlarından biri de Türkiye merkezli yeni teknolojik girişimlerin geliştirilmesi.
Farklı aktörlerin mevcut küresel podcast platformlarındaki etkileşim, keşif, veri ve monetizasyon olanaklarına ilişkin eleştirileri, yerel ihtiyaçlara odaklanan yeni platform modelleri açısından bir girişimcilik alanı oluşturuyor.
Özellikle podcast yayıncılığı ile sosyal etkileşimi bir araya getiren; üretici-dinleyici iletişimini güçlendiren, yerel ödeme ve reklam sistemlerini destekleyen ve içerik keşfini kolaylaştıran Türkiye merkezli bir sesli sosyal medya veya podcast platformunun sektör açısından yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendiriliyor.
Araştırmacılar bununla birlikte böyle bir platformun yalnızca teknolojik bir girişim olarak değil; üretici ve dinleyici haklarını, veri güvenliğini ve sürdürülebilir bir iş modelini merkeze alan bir yapı olarak tasarlanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Yapay zekâ podcast üretimini yeniden şekillendirebilir
Araştırmanın gelecek perspektifinde öne çıkan konulardan biri de yapay zekâ.
Yapay zekâ tabanlı araçların metin yazımından ses üretimine, kurgu ve içerik özetlemeden otomatik podcast üretimine kadar giderek daha fazla kullanılması, üretim maliyetlerini azaltma ve yeni içerik biçimleri geliştirme potansiyeli taşıyor.
Ancak otomatik olarak üretilen sesli içeriklerin yaygınlaşması “podcast” kavramının sınırlarını da yeniden tartışmaya açabilir. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin dinleyici tarafından nasıl algılanacağı, yapay seslere duyulan güven, insan ve yapay zekâ üretimi içerikler arasındaki farklılıklar ve otomasyonun podcast çalışanlarının mesleklerine etkileri önümüzdeki dönemin önemli araştırma konuları arasında yer alıyor.
Telif hakkı, kaynak gösterme, kişisel verilerin korunması, editoryal sorumluluk ve yanlış bilgi üretimi de yapay zekâ ile birlikte podcast ekosisteminin karşı karşıya kalacağı temel tartışma alanları arasında bulunuyor.
Türkiye podcast endüstrisi hâlâ oluşum aşamasında
Araştırmanın genel sonucu, Türkiye’de podcast endüstrisinin tamamlanmış ve yerleşik bir endüstriden çok, aktörlerin rollerini, iş modellerini ve üretim pratiklerini sürekli yeniden tanımladığı dinamik bir oluşum sürecinde olduğunu gösteriyor.
Alan, yeni seslerin ortaya çıkması, niş toplulukların oluşması, uzun ve derinlikli anlatıların üretilebilmesi, kurumsal iletişimde yeni kullanım alanlarının gelişmesi ve yeni girişimlerin ortaya çıkması açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
Ancak bu potansiyelin kalıcı bir sektörel yapıya dönüşebilmesi için dinleyici kültürünün geliştirilmesi, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, üretici emeğinin korunması, ölçüm standartlarının geliştirilmesi, platformların Türkiye’ye yönelik politikalarındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, yerel teknolojik girişimlerin desteklenmesi ve sektörün çoğulcu yapısının korunması gerekiyor.
Araştırma ayrıca Türkiye podcast endüstrisinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici ve aktif yayın sayısı, dinleme eğilimleri, reklam hacmi, gelir modelleri, istihdam, platform kullanımı ve teknolojik dönüşüm gibi göstergeleri takip edecek periyodik bir “Türkiye Podcast Endüstrisi Raporu”nun akademi, sektör, kamu ve sivil toplum arasında ortak bir veri zemini oluşturabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak araştırma, Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceğinin yalnızca kaç yeni podcast üretildiği veya toplam dinlenme rakamlarının ne kadar arttığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Podcast ekosisteminin sürdürülebilirliği aynı zamanda kimlerin üretim yapabildiği, kimlerin görünür olabildiği, üreticilerin emeklerinin karşılığını alıp alamadığı ve yaratılan ekonomik ve kültürel değerin ekosistemde nasıl paylaşıldığı sorularına verilecek yanıtlarla yakından ilişkili görünüyor.
Araştırma hakkında
“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenmiştir.
Proje yürütücüsü: Prof. Dr. Fırat Tufan – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi
Araştırmacılar: Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk, Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat
Bursiyerler: Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı

YouTube, reklam gelirleri için yeterlilik şartlarını zorlaştırdı

Spotify’ın yeni reklam atlama özelliği, podcast reklamverenlerini şimdilik korkutmuyor

Türkiye Podcast Endüstrisinin Temel Sorunu Gelir Modeli Değil, Ölçek Sorunu
En son
- Araştırma2 yıl önce
Popüler podcast yayıncıları sektördeki en büyük zorlukları yorumluyor
- Haberler4 yıl önce
Podcast’ten para kazanmanın 12 yolu
- Etkinlik3 yıl önce
‘Podcast Dinliyorum’ etkinliğinin ikincisi 25 Ekim’de
- Haberler4 yıl önce
Spotify’dan ‘Şişedeki Çalma Listesi’
- Haberler4 yıl önce
Video podcast nedir?
- Araştırma4 yıl önce
Mart ayına Anchor, Buzzsprout ve Spreaker damgası
- Haberler4 yıl önce
Podcast’leri nasıl daha hızlı dinleyebilirsiniz?
- Haberler4 yıl önce
Daniel Ek Spotify’ın büyük vizyonunu anlattı












