Bizimle iletişime geçin

Haberler

Amazon canlı radyo uygulaması Amp’yi kullanıma sundu

Amazon, kullanıcıların canlı radyo yayını yapmalarına olanak tanıyan Amp uygulamasını, IOS için sınırlı erişimli beta sürümünü ABD’de piyasaya sürdü.

Yayınlanma tarihi

on

Amazon, kullanıcıların canlı radyo yayını yapmalarına olanak tanıyan Amp uygulamasını, IOS için sınırlı erişimli beta sürümünü ABD’de piyasaya sürdü. Amp ile, içerik oluşturucular on milyonlarca lisanslı şarkıyla kendi şovlarını ücretsiz olarak yapabilecek.

Amazon’un yeni ürünü hakkında Amp Başkan Yardımcısı John Ciancutti ile yapılan söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz:

Amazon, kendi canlı radyo programlarınızı DJ’lik yapmanızı sağlayacak yeni bir uygulama olan Amp’in sınırlı erişimli beta sürümünü piyasaya sürdü. İçerik oluşturucular, Universal Music Group, Sony Music Entertainment, Warner Music Group ve Beggars Group, Believe, CD Baby ve PIAS gibi bağımsız müzik şirketlerinden oluşan uzun bir listeden oluşan on milyonlarca lisanslı şarkı kataloğunu kullanabilecek. İçerik oluşturucular, abonelik, ek donanım veya düzenleme gerekmeden ayrıca topluluklarıyla gerçek zamanlı olarak etkileşim kurabilecek.

“Radyo her zaman müzik ve kültürle ilgili olmuştur” diyen Amp Başkan Yardımcısı John Ciancutti, “Ama bugün ilk kez ortamı icat ettiğinizi hayal edin. İnsanların radyo hakkında sevdiği şeyleri (spontane konuşma, yeni müzik keşfi, farklı kişilikler ve geniş programlama) günümüz teknolojisinin mümkün kıldığı her şeyle birleştirirsiniz. Telefonu, sesi ve müzik sevgisi olan herkesin kendi şovunu yapabilmesini sağlardınız. Ve biz de tam olarak bunu yapıyoruz. Amp, mikrofonu alıp hava dalgalarını çalıştırmanızı mümkün kılıyor. Sonsuz bir program kadranına sahip olacak yeni bir radyo sürümü yaratıyoruz” dedi.

Amp, sektördeki en büyük isimlerden bazılarının yanı sıra herkesin canlı şovlar oluşturabileceği bir marka inşa ediyor. Sınırlı betanın bir parçası olarak Amp, müziğin en büyük isimlerinden bazılarının gelecek programlarının listesini duyuruyor. Hip-hop’un tartışmasız hüküm süren kraliçesi Nicki Minaj, yakında şarkıcı-söz yazarı Tinashe, elektronik sanatçısı ve kemancı Lindsey Stirling’in gelecek şovlarına ek olarak, radyo programı Queen Radio’nun merakla beklenen dönüşünü Amp’e gelecek. Travis Barker, Lil Yachty ve Big Boi; tanınmış isimler Tefi Pessoa ve Nikita Dragun; popüler radyo sunucuları Zach Sang, Kat Corbett, Christian James Hand ve Guy Raz; müzik ve kültür yayını The FADER’dan yazarlar da Amp’de olacak.

Amp Başkan Yardımcısı John Ciancutti, “Beta sürümle, içerik oluşturucular Amp’i, bu yıl içerisinde deneyimleyecekler ve uygulamayı birlikte oluşturmak için gereken geri bildirimi sağlayacaklar” dedi.

Amp kullanımı tamamen ücretsiz olacak. İçerik oluşturuculara programlarını oluştururken kullanabilecekleri on milyonlarca şarkıdan oluşan bir kataloğa erişim ve canlı arayanları programlarına katılmaya davet etme yeteneği sağlanacak. Amp, yerleşik keşif ve bildirimler oluşturacak, böylece dinleyiciler içerik oluşturucuları ve gelecek şovları bulup takip edebilecek. Yayın sahipleri, kimin ve ne zaman konuşacağını kontrol ederek arayanları yayına dahil edebilecek. Gösterilerini önceden planlayıp programlayabilecekler ve şarkıları izleyicileriyle gerçek zamanlı olarak dinleyebilecekler. Gelecekte Amp, Alexa entegrasyonlarıyla sosyal paylaşımlarla dinleyicileri aradıkları içeriği kadranda sunarak içerik oluşturucularla buluşturacak. Böylece yenilikçi yeni arama ve keşif özellikleri de ürüne eklenecek.

Amp’in nasıl çalışacağı ve onu benzersiz kılanın ne olduğu hakkında daha fazla bilgi edinmek için resmi beta lansmanından önce Ciancutti ek olarak şu soruları yanıtladı.

Amp Başkan Yardımcısı John Ciancutti

Amp, içerik oluşturucular için nasıl bir fırsat sunuyor?

Amp ile canlı bir radyo programı oluşturmanız için yeni bir yol oluşturuyoruz. Amp, dinleyicilerin radyo hakkında sevdikleri şeyleri günümüz teknolojisinin mümkün kıldığı şeylerle birleştiriyor. İnsanlar, müziği keşfetme ve paylaşmada yeni bir evrim arayışındalar. Amp, bugün çalma listeleri oluşturup paylaşan milyonlarca insana müzik sevgilerini canlı şovlara dönüştürmenin yeni bir yolunu sunarken, hayranların canlı ses deneyiminin nasıl daha derinlerine inebileceklerini yeniden keşfediyor.

Amp neden sınırlı erişimle başlatılıyor ve yalnızca erişim koduna sahip olanlar tarafından kullanılabiliyor?

Amp çalışmaları devam ediyor. Her düzeydeki içerik oluşturucu topluluklarına hizmet edebilmek için onlarla diyalog halinde olmamız gerektiğine inandığımız için beta sürümde yayınlamaya karar verdik. Uygulamayı kullanmalarına ve bize hangi özellikleri istediklerini söylemelerine ihtiyacımız var. Bu sınırlı erişimli beta, farklı içerik oluşturuculardan oluşan bir toplulukta ilk benimseyen tutkulu kişilerle ortak olmamıza olanak tanıyacak, böylece deneyimi iyileştirebilir ve uygulama resmi olarak kullanıma sunulduğunda herkese daha iyi hizmet verebiliriz.

Amp, içerik oluşturucular için hangi zorlukları çözüyor?

Uydu kuleleri veya kayıt stüdyoları gerekli olmasaydı, pazarlık için lisans anlaşmaları olmasaydı ve ihtiyaç duyduğunuz araçlar zaten telefonunuzda olsaydı kendi radyo programınızı nasıl kurardınız? Amp, müzik kültürü ile dijital müziği bir araya getiriyor. Kendine özgü bir müzik zevkine sahip bir kişinin, bir dinleyici kitlesine ulaşmak için bir radyo istasyonunda iş bulması gerekmiyor artık. Sadece telefonlarından Amp’te bir yayın başlatmaları ve herkese ulaşmaları yeterli. Bugünden itibaren, insanlar bu yeni canlı ses deneyiminin yaratılışını gerçek zamanlı olarak gözlerinin önünde görebilecekler.

Sizin bakış açınızdan, Amp radyoyu nasıl yeniden tasarlıyor?

Ben çocukken radyo bugünkünden çok farklıydı. DJ’ler yereldi. Ebeveynlerim arasında San Francisco’dan Miami’ye gidip gelirdim ve radyo her şehirde tamamen farklı geliyordu. Müzik değil, ses, her şey. DJ’ler yerel müzik ve yükselen sanatçıları çalardı; yerel müzik kültürünü yönlendirdiler. O DJ’lerle bir bağlantı hissettim. Tabii ki kim olduğumu bilmiyorlardı; ben onların dinleyicilerinden biriydim. Ancak Amp ile bu ilişki her iki yöne de gidebilir. Amp’in dinleyicilere bu fırsatı sunacağı için heyecanlıyım. Bu beta lansmanı, bu fırsatı yaratmamızı sağlıyor. Sıfırdan yepyeni bir içerik oluşturucu topluluğu oluşturmak kolay değil, bu yüzden bu kadar çok büyük ismin bu geliştirme sürecinde bize katılmasından dolayı çok heyecanlıyız.

Amp’te nasıl bir şov yaratırsınız?

Amp’i herkesin kullanması kolay olacak şekilde tasarlıyoruz; bir şovu kolayca kurmak ve canlı yayına geçmek için gereken her şey uygulamada yerleşik olarak bulunuyor. Bir içerik oluşturucu olarak kendi şovunuzu sunabilir, hit parçalar veya derin kurgular çalabilir, spor sohbetleri yapabilir, pop kültürü üzerine riffler yapabilir ve sizinle aynı fikirde olan dinleyicilerle kendi çalma listelerinizi oluşturabilirsiniz. Deneyim ve kullanıcı arayüzü gerçekten sezgisel; uygulamayı başlatmaktan saniyeler içinde yeni bir gösteri hazırlayabilirsiniz.

Amp’in sosyal ses uygulamalarından veya müzik akışı hizmetlerinden farkı nedir?

Amp için başlangıç ​​noktamız radyo. Bu, deneyimin tam lisanslı bir müzik kataloğunu kullanma becerisine odaklandığı anlamına geliyor. Canlı ses teknolojisiyle ilgili sonsuz fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Amp, insanların küratörlüğünü yaptığı gösteriler için bir alan yaratarak kültürel deneyimi canlı sese taşıyor.

Amp yeni içerik oluşturuculara nasıl bir destek sunuyor?

Amp web sitesi, içerik oluşturucuların ve dinleyicilerinin güncel bilgiler ve canlı destek alabilecekleri yerdir. Bu, nasıl canlı yayına geçeceğinizden ve içeriğinizi Amp için nasıl optimize edeceğinize, gelecek içerik oluşturucu programlarından haberdar olmaya ve bunlara nasıl katılacağınıza kadar her şeyi içeriyor. Ekibimiz ayrıca içerik oluşturucularımızın yeni kitleler bulmasına yardımcı olmak için pazarlama kanallarımızda öne çıkacak ve tanıtılacak şovları belirleyecek.

Amazon, Amp üzerinde sanatçılarla nasıl çalışıyor?

Sanatçılar, Amp ile yapabilecekleri şeylerle ilgili gerçekten güçlü karşılık verdiler. Gösteriler yapmak, yeni müzikler çalmak ve kendilerini etkileyen şarkıları paylaşmak istiyorlar; ayrıca hayranlarının da yaratmaya başlamasını sağlamak için Amp’i kullanmaktan bahsettiler.

Amazon ihlalleri nasıl ele alacak ve kullanıcı güvenliğini nasıl koruyacak?

Müşteri güveni ve güvenliği, ilk günden beri önceliğimiz oldu. Amazon’a katıldığımda zaten Amp üzerinde çalışan küçük bir ekip vardı; güven ve güvenlik ekibimizin lideri de onlardan biriydi. Herkese açık betanın başlamasıyla birlikte, güvenlik ve güvene odaklanan kapsamlı topluluk yönergelerimiz var. Dinleyiciler ve içerik oluşturucular, bu yönergelerin algılanan ihlallerini doğrudan bir şovdan veya uygulamadan bildirebilir ve raporları inceleyen ve gerçek zamanlı olarak harekete geçen 7/24 bir denetleme ekibimiz var. Dinleyicileri ve içerik oluşturucuları korumak en başından beri aklımızda olan bir konuydu ve bunu doğru anladığımızdan emin olmak istiyoruz. Sonuç olarak, uygulama ve denetleme ekibimiz, sorunları belirleyebilmemiz ve gerektiğinde harekete geçebilmemiz için kullanıcılarımızla açık bir iletişim hattı oluşturdu.

Uygulamada ne dinliyorsunuz?

Amp’de en sevdiğim programlardan birinin adı CRIOYO Radio. Her türlü Latin müziğini çalan Daniel adında bir yaratıcı tarafından yönetiliyor. Gösteriyi New York’tan yönetiyor, ancak kökleri Latin Amerika ve Karayipler’de; bu yüzden müzikten inanılmaz derecede iyi anlıyor. Dinlemeyi seviyorum, çünkü müzik hakkında çok şey öğreniyorum. Ben de sık sık gösteriye çağırıyorum. Çaldığı müzik hakkında konuşuyoruz ama aynı zamanda kökenleri hakkında da konuşuyoruz. Harika yemeklerden, nereye seyahat etmem gerektiğine kadar her şeyi konuştuk. Bu sohbetler, bir yaratıcı olarak onunla olan ilişkimi derinleştirdi ve programın dinleyicisi olarak yaşadığım topluluk duygusunu güçlendirdi.

Amp’in beta sürümüne nasıl erişebilirsiniz ve ne zaman daha fazla içerik oluşturucuya sunulacak?

İnsanlar, ABD IOS App Store’dan Amp’i indirerek ve bekleme listesine kaydolarak veya Amp Bültenine abone olarak beta sürümüne erişebilir. İnsanlar ayrıca  uygulamaya katılmak için düzenli olarak kodları bırakacağımız Instagram, Twitter ve TikTok’taki @onamp_ sosyal hesaplarını takip edebilir.

Amp’e erişmek için bir Amazon hesabına ihtiyacınız var mı?

Evet, kullanıcılar Amp için oturum açma kimlik bilgileri olarak ücretsiz bir Amazon hesabı kullanmalı veya oluşturmalı.

Kaynak: Amazon

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

YouTube, reklam gelirleri için yeterlilik şartlarını zorlaştırdı

YouTube’dan para kazanmak artık çok daha zor olacak. “2018’den bu yana yapılan ilk önemli değişiklik” olarak nitelendirilen bu uygulamayla YouTube, içerik üreticilerine platformdaki tüketimlerine göre ödeme yapan YouTube İş Ortağı Programı’na katılmayı iki kat daha zorlaştırdı. Programa başvuran yeni içerik üreticilerinin, son bir yılda 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek; bu da daha önce gereken miktarın iki katı.

Yayınlanma tarihi

=>

YouTube yaptığı açıklamada, yeni içerik üreticilerinin reklam ve aboneliklerden para kazanmaya başlamak için daha yüksek eşikleri karşılamaları gerekeceğini duyurdu.

Platformda para kazanmaya başlamak isteyen içerik üreticilerinin, son bir yılda en az 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek. Şu anda ise içerik üreticilerinin 1.000 abone ve son bir yılda 4.000 izlenme saati veya 1.000 abone ve son 90 günde 10 milyon Shorts izlenmesine sahip olmaları yeterli.

Değişiklik 1 Şubat’tan itibaren yürürlüğe girecek. Google’a ait şirket, güncellemenin halihazırda YouTube İş Ortağı Programı’nda bulunan içerik oluşturucuları etkilemeyeceğini belirtiyor.

Ayrıca YouTube, içerik oluşturucuların Shorts Creators Pool aracılığıyla para kazanabilmeleri için 90 günlük bir süre içinde 10 milyon Shorts görüntüleme sayısını korumaları gerektiğini duyurdu. Bu eşiğin altında kalan kanallar ortaklık programında kalacak ve uzun formatlı içeriklerden gelir elde etmeye devam edecek; Shorts gelirleri ise tekrar 10 milyon görüntüleme sayısını aştıklarında yeniden başlayacak.

YouTube, değişikliklerin “günlük 200 milyardan fazla Shorts izlenmesi ve her gün bir milyardan fazla saat televizyonda izlenme süresiyle YouTube’un büyümesine ayak uydurmak” amacıyla yapıldığını kaydediyor.

Bu değişiklikler, özellikle Shorts içerik üreticileri için YouTube’un para kazanma programına girmeyi ve programda kalmayı zorlaştırıyor. Eşikleri yükselterek, YouTube, içerik üreticilerinin platformda para kazanabilmeden önce sürekli olarak büyük kitlelere ulaşma yetenekleri üzerinde daha fazla baskı kuruyor; bu da yeni katılımcıların içeriklerinden para kazanma olasılığının azalmasına yol açabilir.

Duyurunun bir parçası olarak YouTube, daha uygun fiyatlı Premium Lite aboneliğini YouTube Premium’un mevcut olduğu tüm ülkelere genişleteceğini açıkladı. İçerik oluşturucular, üye izleme süresi ve görüntülenme sayısına bağlı olarak abonelik gelirinden pay alıyor; bu payın %55’i uzun metrajlı video içerik oluşturucularına, %45’i ise kısa video içerik oluşturucularına gidiyor.

Şirket blog yazısında, “Bu ek abonelerle birlikte, içerik oluşturucular daha yüksek kazanç bekleyebilirler: Bir kullanıcı Premium’a kaydolduğunda, ortaklar ortalama olarak kullanıcının reklam izlediği zamana göre daha fazla kazanırlar” diye belirtti.

Premium Lite, çoğu videoda reklamsız bir deneyim sunmanın yanı sıra, videoları çevrimdışı izlemek için indirme ve arka planda oynatma özelliğine de sahip.

YouTube, içerik oluşturucu ödül programlarını revize eden tek sosyal medya şirketi değil. Geçtiğimiz hafta sonu, Elon Musk’ın X platformu da yalnızca orijinal içeriği ödüllendirmek üzere yönergelerini değiştirerek içerik oluşturucu ödemelerini yeniledi. Bu baharın başlarında Facebook da TikTok ve YouTube’dan içerik oluşturucuları çekmek için yeni bir para kazanma programı başlattı.

Kaynak: TechCrunch

Okumaya devam et

Haberler

Spotify’ın yeni reklam atlama özelliği, podcast reklamverenlerini şimdilik korkutmuyor

Platform, ücretli kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları atlamasına olanak tanıyan bir özelliği deniyor; ancak uzmanlar, bunun muhtemelen hemen bir etki yaratmayacağını belirtiyor.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify’ın, kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları daha kolay atlamasına olanak tanıyan yeni bir özelliği test etmesi, başlangıçta podcast sektöründe büyük yankı uyandırdı.
Ancak sektör temsilcileri, bu endişenin şimdilik abartılı olduğunu belirtiyor.

Geçen hafta bazı ücretli aboneler için deneme amaçlı kullanıma sunulan bu özellik, uygulamayı açık tutan kullanıcılara reklamlar, promosyonlar, girişler, kapanışlar ve içeriğe entegre edilmiş sponsorluklar gibi bölümlere geldiklerinde bir “atla” düğmesi gösteriyor. Semafor’un ilk kez bildirdiği gibi, bu özellik özellikle Spotify tarafından satılan reklamlar için geçerli değil. Spotify’daki Premium veya ücretli kullanıcılar, platformda zaten reklamsız müzik dinliyorlar.

Bu düğmenin, bir test önlemi olarak bile olsa, sürpriz bir şekilde devreye sokulması, geçtiğimiz hafta boyunca reklamverenler ve podcast yayıncıları arasında yoğun bir iletişim trafiğine yol açtı; her iki taraf da bu özelliğin nasıl ve nerede uygulanacağını anlamaya çalıştı. Ancak ortalık sakinleştikten sonra, sektörün önde gelen isimleri, bu önlemin YouTube’da ve diğer ses platformlarında halihazırda mevcut olan atlama işlevlerinden çok da farklı görünmediğini belirtiyor.

Kendisini dünyanın en büyük podcast reklam ajansı olarak tanımlayan Oxford Road’un CEO’su Dan Granger, “Reklam atlama, teoride pratikte olduğundan belki daha korkutucu görünebilir; bu nedenle bunun reklam veren markalar üzerinde önemli ve doğrudan bir etkisi olacağını düşünmüyorum,” dedi.

Mevcut durumda, kullanıcı reklamları atlamayı seçse bile teknik olarak reklamlar yine de gösterildiğinden, bu deneme özelliği reklam sunumunu etkilemiyor. Granger, şu ana kadar reklamverenlerin harcamalarını kısmadığını belirtti. Çoğu reklamveren, bu özelliğin kalıcı hale gelip gelmeyeceğini ve reklam dinleme oranlarını ne ölçüde etkileyeceğini görmek için “bekle ve gör” yaklaşımını benimsemiş durumda; Granger ise bu etkinin asgari düzeyde olacağını öngörüyor.

Spotify ile ortaklığı bulunan podcast barındırma, dağıtım ve gelir elde etme platformu Acast’ın CEO’su Greg Glenday, yeni önlemin bazı podcast içerik üreticilerinden tepki gördüğünü belirtiyor.

“Acast platformunda bu durumdan memnun olmayan bazı içerik üreticilerimiz var ve herhangi bir hukuki yol aramaları durumunda onlara tam destek vereceğiz. Acast, bu özelliğin piyasaya sürülmesi veya konumlandırılması konusunda daha fazla işbirliği yapıp yapamayacağımızı anlamak için Spotify ile özel olarak çalışıyor, ancak bu artık geriye dönüp bakıldığında anlaşılan bir durum” dedi Glenday.

Glenday, reklam atlama özelliğinin sesli ortam için yeni bir şey olmadığını ve Acast’ın kendi iç ölçümlerine göre kullanıcıların yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun reklamları atlamayı tercih ettiğini, bu işlevin maliyetinin ise ekosistemde zaten fiyatlandırılmış olduğunu ekledi.

“Podcast reklamları, medya karışımı içinde en yüksek etkinlik ve sonuç puanlarından bazılarına sahip; bu nedenle şu anda bunun önemli bir sorun olduğunu düşünmüyoruz. Reklam yoğunluğu ve üslubu konusunda dinleyicilere saygılı davrandığımız sürece, onlar da reklamları kabul edecek ve içerik üreticilerini destekleyecektir,” dedi.

Bu özellik daha yaygın olarak benimsense bile, Granger, reklamverenler için en yüksek değerin sunucunun okuduğu reklamlardan geldiğini belirtiyor. Dolayısıyla, diğer tanıtım mesajları atlanırken bu reklamlar “ileri atla” özelliğinden ayrılırsa, reklamverenler yine de memnun kalacaktır.

Karşı çıkan sesler arasında, Spotify da sonuçları değerlendiriyor ve bu işlevi devam ettirip ettirmemeyi düşünüyor gibi görünüyor.

Bir Spotify sözcüsü yaptığı açıklamada, “Spotify’da düzenli olarak testler yapıyoruz; bazı testler kalıcı özelliklere dönüşürken, diğerleri gelecekteki ürün geliştirme çalışmalarına katkı sağlıyor. Dinleyicilerin podcast’lerin keyfini daha uzun süre çıkarmalarına yardımcı olmak amacıyla, kullanıcıların platformu nasıl kullandıklarına dayanarak Premium aboneler için podcast dinleme ve izleme deneyimini daha sezgisel hale getirmenin yollarını araştırıyoruz. Öğrendikçe bu deneyimi geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak: Caitlin Huston / The Hollywood Reporter

Okumaya devam et

Araştırma

Türkiye Podcast Endüstrisinin Temel Sorunu Gelir Modeli Değil, Ölçek Sorunu

İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.

Yayınlanma tarihi

=>

İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yürütülen “Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırma, Türkiye podcast ekosisteminin mevcut durumuna ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koydu.

“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi.

TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenen araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi. Projede Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk ve Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat araştırmacı olarak görev aldı. Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı ise proje bursiyerleri olarak araştırmaya katkı sağladılar.

Araştırma, podcast yayıncılığını yalnızca içerik üretimi açısından değil; platformlaşma, ekonomik sürdürülebilirlik, emek süreçleri, girişimcilik, kurumsallaşma ve teknolojik dönüşüm eksenlerinde ele aldı.

67 tekil katılımcıyla Türkiye podcast ekosisteminin farklı aktörleri incelendi

Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen çalışma kapsamında Türkiye podcast ekosisteminin beş farklı aktör grubuyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapıldı.

Araştırmaya 19 bağımsız podcast yayıncısı, 17 podcast endüstrisi çalışanı, 12 ağ bünyesinde yayın yapan podcast yayıncısı, 13 podcast üreten kurum temsilcisi ve 13 podcast girişimcisi katıldı. Bazı katılımcıların ekosistem içerisinde birden fazla rol üstlenmesi nedeniyle araştırma toplam 67 tekil katılımcının deneyimlerine dayanırken, analizlerde 74 aktör temsili değerlendirildi.

Araştırmada örneklem oluşturulurken yalnızca farklı podcast aktörlerine ulaşılması değil, bu aktörlerin kendi içindeki çeşitliliğin de temsil edilmesi gözetildi. Kurumsal podcast tarafında bankacılık ve finans, sigorta, dijital medya ve teknoloji, kamu yayıncılığı, eğitim, iş dünyası, e-ticaret, patent ve dijital danışmanlık gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların temsilcileriyle görüşüldü. Podcast ağları ve girişimler tarafında ise farklı ölçeklerde üretim, dağıtım, prodüksiyon, reklam, pazarlama, eğitim, sesli kitap ve dijital platform hizmetleri sunan yapılara yer verildi. Bağımsız yayıncılar ve sektör çalışanlarında da farklı içerik türleri, mesleki deneyimler ve üretim biçimlerinin örnekleme yansıtılması hedeflendi. Böylece araştırma, Türkiye podcast ekosistemini tek bir üretici veya kurum tipinin deneyimine dayandırmak yerine, sektörün farklı iş modellerini ve kullanım biçimlerini mümkün olduğunca geniş bir perspektiften değerlendirmeyi amaçladı.

Bu yapı sayesinde Türkiye’de podcast üretiminin yalnızca bağımsız yayıncıların deneyimleri üzerinden değil, üretimden dağıtıma, kurumsal iletişimden girişimciliğe kadar ekosistemin farklı bileşenleri üzerinden karşılaştırmalı biçimde incelenmesi mümkün oldu.

Podcast ekonomisinin temel sorunu gelir modeli eksikliği değil

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri Türkiye’de podcast yayıncılığının ekonomik sürdürülebilirliğine ilişkin.

Bulgular, reklam, sponsorluk, abonelik, dinleyici desteği ve markalı içerik gibi farklı gelir modellerinin sektörde bilindiğini ve çeşitli biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. Ancak temel problem, yeni bir gelir modelinin bulunamamasından çok, mevcut modellerin ekonomik olarak işlerlik kazanmasını sağlayacak büyüklükte bir dinleyici ve reklam pazarının henüz oluşmamış olması.

Podcast dinleme alışkanlığının geniş kitlelere yeterince yayılmamış olması, reklamverenlerin podcast mecrasına ilişkin bilgi düzeylerinin sınırlılığı, ölçüm ve veri standartlarındaki sorunlar ve podcastlerin medya planlama süreçlerinde yeterince yer bulamaması sektörün ekonomik ölçeğini sınırlandırıyor.

Bu nedenle araştırma, Türkiye’de podcast ekonomisinin gelişmesinin yalnızca yeni gelir modelleri geliştirmekle mümkün olmayacağına; aynı zamanda dinleyici tabanının genişlemesine, ölçüm standartlarının iyileştirilmesine ve reklam ekosisteminin podcasti daha güçlü biçimde içermesine bağlı olduğuna işaret ediyor.

Kurumsal podcastler sektör için önemli bir ekonomik alan oluşturuyor

Araştırmanın bir diğer bulgusu, Türkiye’de podcast ekonomisinin kurumsal iletişim ve marka iş birlikleriyle kurduğu güçlü ilişki.

Görüşülen kurum temsilcileri podcasti çoğunlukla doğrudan gelir sağlayan bir medya ürünü olarak değil; marka itibarı oluşturmak, uzmanlık iletişimini güçlendirmek, çalışanlarla veya hedef kitlelerle uzun vadeli ilişkiler kurmak amacıyla kullanılan stratejik bir iletişim aracı olarak değerlendiriyor.

Benzer biçimde bazı podcast ağları ve girişimler açısından markalara yönelik podcast üretimi, branded podcast projeleri ve kurumsal iletişim hizmetleri önemli gelir alanları oluşturuyor. Dolayısıyla Türkiye’de podcastin ekonomik değeri yalnızca dinleyiciden veya platformlardan elde edilen doğrudan gelirle değil, kurumlara sağladığı iletişim ve itibar değeri üzerinden de şekilleniyor.

Küresel platformlara bağımlılık önemli bir yapısal sorun

Araştırmanın farklı aktör gruplarında ortaklaşan konularından biri de Spotify, YouTube ve Apple Podcasts gibi küresel platformların podcast ekosistemindeki belirleyici konumu.

Platformlar podcastlerin dağıtımı ve dinleyiciye ulaşması açısından önemli olanaklar sağlarken, görünürlük giderek algoritmik öneri sistemlerine bağlı hale geliyor. Üreticilerin platformların algoritmaları üzerindeki kontrolünün sınırlı olması, hangi içeriğin neden görünür hale geldiğinin her zaman açık olmaması ve üretici verilerinin parçalı yapısı sektör aktörleri açısından belirsizlik yaratıyor.

Araştırmada ayrıca küresel platformların sunduğu monetizasyon, etkileşim ve diğer üretici araçlarının ülkelere göre farklılaşmasının Türkiye’deki yayıncılar açısından dezavantaj oluşturabildiği sonucuna ulaşıldı.

Bu durum, Türkiye podcast endüstrisinin küresel platformların sağladığı altyapıya ihtiyaç duyarken aynı zamanda bu platformların ekonomik ve teknolojik kararlarına önemli ölçüde bağımlı olduğu ikili bir yapı ortaya çıkarıyor.

Podcast artık yalnızca ses üretmek anlamına gelmiyor

Araştırma, podcast üretiminde emeğin giderek genişlediğini de ortaya koyuyor.

Podcast yayıncıları yalnızca içerik hazırlayıp ses kaydetmiyor. Sosyal medya yönetimi, video üretimi, kurgu, tanıtım, topluluk yönetimi, veri takibi, reklam ve sponsorluk ilişkileri gibi çok sayıda görevi aynı anda yerine getirebiliyor.

Özellikle YouTube, Instagram ve Spotify gibi platformların video odaklı yönelimleri, podcast yayıncıları üzerinde içeriklerini görselleştirme yönünde yeni bir baskı yaratıyor. Kamera, ışık, video kurgusu ve sosyal medya için kısa video üretimi gibi süreçlerin podcast üretimine eklenmesi hem üretim maliyetini hem de iş yükünü artırıyor.

Araştırmaya göre bu dönüşüm, podcast emeğini yalnızca “ses üretimi” olmaktan çıkararak çok katmanlı bir dijital içerik üretim faaliyetine dönüştürüyor.

Bununla birlikte sektörde proje bazlı çalışma, gelir belirsizliği, çoklu görev üstlenme ve görünmeyen emek önemli sorun alanları olarak öne çıkıyor. Araştırma, podcastin yaratıcı ve demokratik potansiyelinin sürdürülebilmesi için bu üretimi mümkün kılan emeğin ekonomik karşılığının da görünür hale gelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’ye özgü bir keşfedilebilirlik sorunu bulunuyor

Araştırma sonuçlarına göre podcastlerin Türkiye’de geniş kitlelere ulaşmasının önündeki önemli sorunlardan biri de keşfedilebilirlik.

Podcast içeriklerinin keşfi büyük ölçüde platformların öneri sistemlerine, sosyal medya görünürlüğüne ve yayıncıların mevcut takipçi ağlarına bağlı kalabiliyor. Bağımsız kürasyon mekanizmalarının, podcast eleştirisinin, uzman tavsiyelerinin, podcast bültenlerinin ve tematik keşif kanallarının yeterince gelişmemiş olması küçük ve bağımsız yayınların görünürlüğünü zorlaştırabiliyor.

Bu koşullarda başka mecralarda geniş takipçi kitlesine sahip olan veya video üretme kapasitesi bulunan yayınlar avantaj elde ederken, belirli alanlarda özgün ve derinlikli içerik üreten küçük ölçekli podcastler yeterli tanıtım imkânlarına sahip olmadıklarında görünmez kalabiliyor.

Araştırma, bu nedenle podcast ekosisteminin gelişmesinin yalnızca daha fazla içerik üretilmesine değil, alternatif keşif ve kürasyon mekanizmalarının geliştirilmesine de bağlı olduğuna işaret ediyor.

Türkiye merkezli yeni bir podcast platformu için potansiyel var

Çalışmada dikkat çeken gelecek fırsatlarından biri de Türkiye merkezli yeni teknolojik girişimlerin geliştirilmesi.

Farklı aktörlerin mevcut küresel podcast platformlarındaki etkileşim, keşif, veri ve monetizasyon olanaklarına ilişkin eleştirileri, yerel ihtiyaçlara odaklanan yeni platform modelleri açısından bir girişimcilik alanı oluşturuyor.

Özellikle podcast yayıncılığı ile sosyal etkileşimi bir araya getiren; üretici-dinleyici iletişimini güçlendiren, yerel ödeme ve reklam sistemlerini destekleyen ve içerik keşfini kolaylaştıran Türkiye merkezli bir sesli sosyal medya veya podcast platformunun sektör açısından yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar bununla birlikte böyle bir platformun yalnızca teknolojik bir girişim olarak değil; üretici ve dinleyici haklarını, veri güvenliğini ve sürdürülebilir bir iş modelini merkeze alan bir yapı olarak tasarlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yapay zekâ podcast üretimini yeniden şekillendirebilir

Araştırmanın gelecek perspektifinde öne çıkan konulardan biri de yapay zekâ.

Yapay zekâ tabanlı araçların metin yazımından ses üretimine, kurgu ve içerik özetlemeden otomatik podcast üretimine kadar giderek daha fazla kullanılması, üretim maliyetlerini azaltma ve yeni içerik biçimleri geliştirme potansiyeli taşıyor.

Ancak otomatik olarak üretilen sesli içeriklerin yaygınlaşması “podcast” kavramının sınırlarını da yeniden tartışmaya açabilir. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin dinleyici tarafından nasıl algılanacağı, yapay seslere duyulan güven, insan ve yapay zekâ üretimi içerikler arasındaki farklılıklar ve otomasyonun podcast çalışanlarının mesleklerine etkileri önümüzdeki dönemin önemli araştırma konuları arasında yer alıyor.

Telif hakkı, kaynak gösterme, kişisel verilerin korunması, editoryal sorumluluk ve yanlış bilgi üretimi de yapay zekâ ile birlikte podcast ekosisteminin karşı karşıya kalacağı temel tartışma alanları arasında bulunuyor.

Türkiye podcast endüstrisi hâlâ oluşum aşamasında

Araştırmanın genel sonucu, Türkiye’de podcast endüstrisinin tamamlanmış ve yerleşik bir endüstriden çok, aktörlerin rollerini, iş modellerini ve üretim pratiklerini sürekli yeniden tanımladığı dinamik bir oluşum sürecinde olduğunu gösteriyor.

Alan, yeni seslerin ortaya çıkması, niş toplulukların oluşması, uzun ve derinlikli anlatıların üretilebilmesi, kurumsal iletişimde yeni kullanım alanlarının gelişmesi ve yeni girişimlerin ortaya çıkması açısından önemli bir potansiyel taşıyor.

Ancak bu potansiyelin kalıcı bir sektörel yapıya dönüşebilmesi için dinleyici kültürünün geliştirilmesi, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, üretici emeğinin korunması, ölçüm standartlarının geliştirilmesi, platformların Türkiye’ye yönelik politikalarındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, yerel teknolojik girişimlerin desteklenmesi ve sektörün çoğulcu yapısının korunması gerekiyor.

Araştırma ayrıca Türkiye podcast endüstrisinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici ve aktif yayın sayısı, dinleme eğilimleri, reklam hacmi, gelir modelleri, istihdam, platform kullanımı ve teknolojik dönüşüm gibi göstergeleri takip edecek periyodik bir “Türkiye Podcast Endüstrisi Raporu”nun akademi, sektör, kamu ve sivil toplum arasında ortak bir veri zemini oluşturabileceği belirtiliyor.

Sonuç olarak araştırma, Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceğinin yalnızca kaç yeni podcast üretildiği veya toplam dinlenme rakamlarının ne kadar arttığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Podcast ekosisteminin sürdürülebilirliği aynı zamanda kimlerin üretim yapabildiği, kimlerin görünür olabildiği, üreticilerin emeklerinin karşılığını alıp alamadığı ve yaratılan ekonomik ve kültürel değerin ekosistemde nasıl paylaşıldığı sorularına verilecek yanıtlarla yakından ilişkili görünüyor.

Araştırma hakkında

“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenmiştir.

Proje yürütücüsü: Prof. Dr. Fırat Tufan – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi

Araştırmacılar: Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk, Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat

Bursiyerler: Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı

Okumaya devam et

En son