Bizimle iletişime geçin

Haberler

Youtube podcast’e nasıl bakıyor?

PodNews Editörü James Cridland, geçen hafta Spotify’dan Maya Prohovnik ile podcast üzerine şirketin son bakış açısını ve planlamalarını aktaran bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşiyi Podcast Turkey okuyucularına aktarmıştık. James Cridland, bu hafta da, podcast’e ilişkin Youtube’un son yaklaşımını ve planlamalarını YouTube’dan Sandy Wilheim ile konuştu. Youtube’da podcast yayınlamak isteyenler için önemli bilgiler içeren bu söyleşiyi de Podcast Turkey okuyucularıyla paylaşıyoruz.

Yayınlanma tarihi

on

PodNews Editörü James Cridland, geçen hafta Spotify’dan Maya Prohovnik ile podcast üzerine şirketin son bakış açısını ve planlamalarını aktaran bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşiyi Podcast Turkey okuyucularına aktarmıştık.

James Cridland, bu hafta da, podcast’e ilişkin Youtube’un son yaklaşımını ve planlamalarını YouTube’dan Sandy Wilheim ile konuştu. Youtube’da podcast yayınlamak isteyenler için önemli bilgiler içeren bu söyleşiyi de Podcast Turkey okuyucularıyla paylaşıyoruz.

James Cridland: Öncelikle, podcast nedir?

Podcast’ler gerçekten de benzersiz bir hikaye anlatımı biçimi sunuyor. Podcast’leri diğer formatlardan ayıran şeyin, yaratıcıları ile dinleyicileri arasında daha yakın bir ilişki ya da samimiyet kurulmasına olanak tanıyan uzun süreli ve senaryosuz yapıları olduğuna inanıyorum. Bir format olarak podcast’ler de gelişiyor.

İzleyiciler gerçekten de sunucularına daha yakın hissetmek istiyor. Hikaye anlatımını görselleştirebilmek istiyorlar. Sunucuları ya da sunucularıyla birlikte odada olduklarını hissetmek istiyorlar. Yaratıcılar tarafında ise birçoğu çalışmalarını sadece duyulmak için değil, aynı zamanda YouTube’da nasıl görülebileceği konusunda da yeniden hayal etmeye başlıyor.

YouTube’daki podcast’ler yalnızca bir ses içeriği parçası olmaktan ziyade özel bir şekilde entegre edilmiştir. YouTube’daki bir podcast bir oynatma listesidir ve bu podcast içindeki her bölüm bu oynatma listesindeki bir videodur. Ses ve video arasındaki bu kusursuz karışım, izleyicilerin bu podcast’i istedikleri şekilde tüketmelerine olanak tanır: Ses veya video yoluyla.

Bu nedenle, hem izleyiciler hem de içerik oluşturucular için podcast deneyimlerini geliştirmek için sürekli olarak çalıştık. İzleyiciler için YouTube Music ve YouTube Main’de hedef sayfalar açarak izleyicilerin podcast yolculukları söz konusu olduğunda özel bir dinleme veya görsel deneyime sahip olmalarını sağlamak için çalıştık. Kullanıcıların bir podcast aradıklarında, arama sonucu olarak podcast’leri keşfedebilmeleri için podcast arama kartlarını da kullanıma sunduk. Ve sürekli olarak izleyicilerin platformdaki podcast yolculuklarında sorunsuz bir deneyim yaşamalarını sağlayacak yollar bulmaya çalıştık.

Tüketimdeki bu esneklik de önemli çünkü kullanıcılar nerede olduklarına bağlı olarak bir podcast’i izleme ya da sadece dinleme olanağına sahipler; ister hareket halindeyken ister arka planda ve bu deneyimler de senkronize oluyor. Yani cep telefonunuzda bir yerden başlayıp metroya binebilirsiniz, bilgisayarınıza geçebilirsiniz. Bu deneyimlerin hepsi senkronize olur. Bu da dinleyicilerin podcast yolculukları söz konusu olduğunda kesintisiz ve sorunsuz bir yolculuk geçirmelerini sağlıyor.

İçerik oluşturucular için, ister video yüklemeleriyle gerçek YouTube stüdyoları olsun, ister RSS beslemelerini entegre ederek olsun, podcast’lerin platforma sunulmasını basitleştirecek araçlar ve özellikler de geliştirdik. Yakın tarihli bir Edison raporuna göre YouTube, ABD’de podcast dinlemek için en sık kullanılan hizmet. Ancak daha da önemlisi, yeni podcast dinleyicileri söz konusu olduğunda en sık kullanılan hizmetlerden biri. Yani pek çok insan yolculuğuna YouTube’da başlıyor. Ve YouTube gelişmeye devam ettikçe, podcast’lerin YouTube’da halihazırda bulunan diğer içerik türlerini tamamladığı çok formatlı ekosistemi inşa ediyor; bunlar ister kısa filmler, ister vloglar veya canlı yayınlar olsun; ve izleyiciler yolculuklarına pek çok farklı yerde ve bu farklı formatlar aracılığıyla başlıyor. Dolayısıyla bu çoklu format fırsatından yararlanmak, içerik oluşturucuların bu farklı formatlarda izleyicilerle etkileşime geçmesine ve bu tür içeriği nerede ve nasıl tüketmeyi seçerlerse seçsinler izleyicilerle ilişkilerini güçlendirmelerine yardımcı olur.

James Cridland: Anketlerden elde ettiğimiz bir diğer bulgu da gençlerin sesli bir podcast’ten ziyade geriye yaslanan bir video deneyiminden memnun olduklarıdır. Bunun iyi olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir Edison raporuna göre, genç izleyicilerin çoğunluğu podcast’leri sadece dinlemek yerine izlemeyi tercih ediyor. Genç izleyicilerin videoya olan ilgisi giderek artıyor ve podcast yolculuklarında görsel bir unsur olduğunda daha fazla etkileşim kuruyorlar. Sunucuları görebilmek ya da sunucularınızla birlikte odada olduğunuzu hissetmek, bu yakınlığı sağlıyor ve sunulan sesi tamamlıyor.

Bu eğilim, podcast’inizde daha geleneksel ses tüketme yöntemine daha alışkın olan daha büyük yaş gruplarında daha az belirgindir. Sadece sesli podcast’ler popülerliğini korusa da, YouTube’un çok formatlı yapısının podcast yayıncılarının özellikle video içeriği tercih eden ve multimedya hikaye anlatımı bekleyen Z kuşağı gibi daha genç kitlelere ulaşmasına yardımcı olduğunu iddia ediyorum.

Bu değişimin podcast yayıncılığının bir format olarak nasıl evrildiğini gösterdiğini düşünüyorum.

James Cridland: Günün saati de önemli mi?

YouTube çok formatlı bir platform ve kullanıcıların içeriğinizi nasıl tükettiklerini ve yolculuğa nereden başladıklarını anlamak için sağlam bir analiz aracı sunar: Bu içeriği nasıl buldukları, kim oldukları, nerede oldukları ve günün hangi saatinde bu içeriği tükettikleri.

Bir içerik oluşturucunun platformdaki evrimini düşündüğünüzde, bu yolculukta farklı adımlar olduğunu görürsünüz. İlk adım, platform için kendinize belirlediğiniz hedefleri tanımlamaktır. Ardından, kitleyi oluşturmak ve bu içeriği tüketmekle gerçekten ilgilenen kitlenizle ilişkinizi derinleştirmek geliyor. Ancak daha sonra, bu yolculuğun önemli bir parçası, kullanıcılarınızın bu içeriği nerede, nasıl ve ne zaman tükettiğini anlamak için verilere bakmaktır. Veri, gelişmenize yardımcı olan bu yolculuğun önemli bir parçasıdır.

James Cridland: YouTube’da bir podcast başlatmak istiyorum. Bir videoya sahip olmak zorunda mıyım? Sadece ses yayını yapabilir miyim?

Bence pek çok insan bu konuya ikili bir yaklaşımla yaklaşıyor: Ses ya da video. Video, podcast deneyimini gerçekten geliştirebilse de bu, platformda başarılı olmak için herkesin tam videoya sahip olması gerektiği anlamına gelmiyor. YouTube, içerik oluşturucuların sesli ve görsel içeriği kendileri için en uygun şekilde birleştirmeleri için gerçekten çok çeşitli olanaklar sunuyor.

Bu nedenle bazı podcast yayıncıları, örnek olarak statik bir görüntüyle birlikte ses olarak tam uzunlukta bölümler yüklüyor, ancak ses içeriklerine tamamlayıcı parçalar olarak özel sahne arkası görüntüler ekliyor. Diğer ilk ses podcast’leri ise daha uzun içeriklerin en popüler klipleri olan kısa bölümler oluşturuyor. Yapmaya çalıştıkları şey, izleyicilere nerede olurlarsa olsunlar ulaşmak. Yani podcast’inizin YouTube’da yer edinmesi ve YouTube’da başarılı olması için video olması gerekmiyor.

James Cridland: RSS YouTube için ne kadar önemli?

RSS çok önemli. İçeriğin platforma iletilmesini basitleştiren bir araç.

Pek çok podcast yayıncısı için çok uygun bir seçenek, ancak video ekleme kararı podcast yayıncılarının izleyicileriyle ne tür bir etkileşim kurmak istediklerine bağlı.

James Cridland: Bu RSS’den YouTube’a. YouTube, RSS’yi YouTube’dan dışarı aktarmama izin verecek mi?

Üzerinde çalıştığımız pek çok ürün özelliği var ve bunlar ilerledikçe sizi bilgilendirebileceğiz.

Ürün ekiplerimiz sadece izleyicilerin tüketim deneyimini iyileştirmek için değil, aynı zamanda içerik oluşturucuların YouTube’daki deneyimlerinin daha da iyi olmasını sağlamak için sürekli çalışıyor.

Gelecekte neler olacak? Henüz bilmiyorum, ancak bu konuda yanıt alır almaz sizi en kısa sürede bilgilendireceğimden emin olabilirsiniz.

James Cridland: YouTube’da podcast tüketebiliyorum ve podcast’i YouTube Müzik’te de tüketebiliyorum. Nereye gitmeliyim? Neden bir değil de iki?

İlk olarak nereye gitmek istediğiniz konusunda bir seçim yapmanıza gerek yok. Günümüzde kullanıcıların yolculukları YouTube Music, YouTube Main, YouTube Shorts gibi pek çok farklı yerden başlıyor. Podcasting ile geliştirdiğimiz özelliklerimiz ve araçlarımızla yapmaya çalıştığımız şey, kullanıcıların istedikleri yerde sorunsuz bir deneyim yaşamalarını sağlamak. Bu ister ses ister video olsun, arka planda hareket halindeyken ses veya videoyu etkinleştirmek, nerede olursanız olun bu çoklu tüketim modellerini etkinleştirmekle ilgili. Böylece bir seçim yapmak zorunda kalmayacaklar. Yapmak istediğimiz şey, nihayetinde bu deneyimi bu farklı yerler veya giriş noktaları arasında geliştirerek, izleyicilere kesintisiz, kesintisiz bir yolculuk sağlamak için sürekli çalışmak istiyoruz. Piyasaya sürdüğümüz araçlarla yaptığımız şey de bu.

Daha da önemlisi, YouTube Music’te başlayıp Main’e devam etseniz de deneyimler senkronize olacak. Amaç, kaldığınız yerden devam edebilmeniz. Nihai hedef, izleyicilerin nerede olurlarsa olsunlar platformdaki podcast yolculuklarında iyi bir deneyim yaşamalarını sağlamak.

James Cridland: Bir podcaster olarak YouTube’da para kazanmak için ne gibi fırsatlar var? YouTube ile gelirimi en iyi şekilde nasıl optimize edebilirim?

Bir kanal para kazanma için etkinleştirildiğinde, podcast yayıncıları YouTube’daki herhangi bir içerik oluşturucunun kullanabileceği aynı para kazanma seçeneklerine erişebilir. Podcast’lerin genellikle uzun biçimli içerik olduğu göz önüne alındığında, doğal olarak para kazanma için daha fazla fırsat sağlarlar.

YouTube, içerik oluşturuculara birden fazla gelir akışı sunuyor. İçeriğe karşı sunulan reklamlarla geleneksel reklam geliri parçası var, ancak aynı zamanda kanal üyelikleri veya süper kanallar veya YouTube alışverişiyle ticari ürün entegrasyonu yoluyla gelir elde etme seçeneği de var. Bu araçlar gelir elde etmenize, sağladığınız içerik teklifini sürdürmenize ve aynı zamanda bu işlemleri daha da ölçeklendirmenize olanak tanır.

Ayrıca, YouTube’daki podcast’ler, sunucu tarafından okunan, onay veya sponsorluk mesajları gibi çeşitli reklam biçimlerini de içerebilir. Bunlar da platformdaki podcast’lerin para kazanma potansiyelini daha da artırıyor.

James Cridland: Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim!

Çok teşekkür ederim. Bizimle konuştuğunuz için gerçekten minnettarım.

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

YouTube, reklam gelirleri için yeterlilik şartlarını zorlaştırdı

YouTube’dan para kazanmak artık çok daha zor olacak. “2018’den bu yana yapılan ilk önemli değişiklik” olarak nitelendirilen bu uygulamayla YouTube, içerik üreticilerine platformdaki tüketimlerine göre ödeme yapan YouTube İş Ortağı Programı’na katılmayı iki kat daha zorlaştırdı. Programa başvuran yeni içerik üreticilerinin, son bir yılda 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek; bu da daha önce gereken miktarın iki katı.

Yayınlanma tarihi

=>

YouTube yaptığı açıklamada, yeni içerik üreticilerinin reklam ve aboneliklerden para kazanmaya başlamak için daha yüksek eşikleri karşılamaları gerekeceğini duyurdu.

Platformda para kazanmaya başlamak isteyen içerik üreticilerinin, son bir yılda en az 8.000 nitelikli izlenme saati veya son 90 günde 20 milyon nitelikli Shorts izlenmesine sahip olmaları gerekecek. Şu anda ise içerik üreticilerinin 1.000 abone ve son bir yılda 4.000 izlenme saati veya 1.000 abone ve son 90 günde 10 milyon Shorts izlenmesine sahip olmaları yeterli.

Değişiklik 1 Şubat’tan itibaren yürürlüğe girecek. Google’a ait şirket, güncellemenin halihazırda YouTube İş Ortağı Programı’nda bulunan içerik oluşturucuları etkilemeyeceğini belirtiyor.

Ayrıca YouTube, içerik oluşturucuların Shorts Creators Pool aracılığıyla para kazanabilmeleri için 90 günlük bir süre içinde 10 milyon Shorts görüntüleme sayısını korumaları gerektiğini duyurdu. Bu eşiğin altında kalan kanallar ortaklık programında kalacak ve uzun formatlı içeriklerden gelir elde etmeye devam edecek; Shorts gelirleri ise tekrar 10 milyon görüntüleme sayısını aştıklarında yeniden başlayacak.

YouTube, değişikliklerin “günlük 200 milyardan fazla Shorts izlenmesi ve her gün bir milyardan fazla saat televizyonda izlenme süresiyle YouTube’un büyümesine ayak uydurmak” amacıyla yapıldığını kaydediyor.

Bu değişiklikler, özellikle Shorts içerik üreticileri için YouTube’un para kazanma programına girmeyi ve programda kalmayı zorlaştırıyor. Eşikleri yükselterek, YouTube, içerik üreticilerinin platformda para kazanabilmeden önce sürekli olarak büyük kitlelere ulaşma yetenekleri üzerinde daha fazla baskı kuruyor; bu da yeni katılımcıların içeriklerinden para kazanma olasılığının azalmasına yol açabilir.

Duyurunun bir parçası olarak YouTube, daha uygun fiyatlı Premium Lite aboneliğini YouTube Premium’un mevcut olduğu tüm ülkelere genişleteceğini açıkladı. İçerik oluşturucular, üye izleme süresi ve görüntülenme sayısına bağlı olarak abonelik gelirinden pay alıyor; bu payın %55’i uzun metrajlı video içerik oluşturucularına, %45’i ise kısa video içerik oluşturucularına gidiyor.

Şirket blog yazısında, “Bu ek abonelerle birlikte, içerik oluşturucular daha yüksek kazanç bekleyebilirler: Bir kullanıcı Premium’a kaydolduğunda, ortaklar ortalama olarak kullanıcının reklam izlediği zamana göre daha fazla kazanırlar” diye belirtti.

Premium Lite, çoğu videoda reklamsız bir deneyim sunmanın yanı sıra, videoları çevrimdışı izlemek için indirme ve arka planda oynatma özelliğine de sahip.

YouTube, içerik oluşturucu ödül programlarını revize eden tek sosyal medya şirketi değil. Geçtiğimiz hafta sonu, Elon Musk’ın X platformu da yalnızca orijinal içeriği ödüllendirmek üzere yönergelerini değiştirerek içerik oluşturucu ödemelerini yeniledi. Bu baharın başlarında Facebook da TikTok ve YouTube’dan içerik oluşturucuları çekmek için yeni bir para kazanma programı başlattı.

Kaynak: TechCrunch

Okumaya devam et

Haberler

Spotify’ın yeni reklam atlama özelliği, podcast reklamverenlerini şimdilik korkutmuyor

Platform, ücretli kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları atlamasına olanak tanıyan bir özelliği deniyor; ancak uzmanlar, bunun muhtemelen hemen bir etki yaratmayacağını belirtiyor.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify’ın, kullanıcıların podcast’lerdeki reklamları daha kolay atlamasına olanak tanıyan yeni bir özelliği test etmesi, başlangıçta podcast sektöründe büyük yankı uyandırdı.
Ancak sektör temsilcileri, bu endişenin şimdilik abartılı olduğunu belirtiyor.

Geçen hafta bazı ücretli aboneler için deneme amaçlı kullanıma sunulan bu özellik, uygulamayı açık tutan kullanıcılara reklamlar, promosyonlar, girişler, kapanışlar ve içeriğe entegre edilmiş sponsorluklar gibi bölümlere geldiklerinde bir “atla” düğmesi gösteriyor. Semafor’un ilk kez bildirdiği gibi, bu özellik özellikle Spotify tarafından satılan reklamlar için geçerli değil. Spotify’daki Premium veya ücretli kullanıcılar, platformda zaten reklamsız müzik dinliyorlar.

Bu düğmenin, bir test önlemi olarak bile olsa, sürpriz bir şekilde devreye sokulması, geçtiğimiz hafta boyunca reklamverenler ve podcast yayıncıları arasında yoğun bir iletişim trafiğine yol açtı; her iki taraf da bu özelliğin nasıl ve nerede uygulanacağını anlamaya çalıştı. Ancak ortalık sakinleştikten sonra, sektörün önde gelen isimleri, bu önlemin YouTube’da ve diğer ses platformlarında halihazırda mevcut olan atlama işlevlerinden çok da farklı görünmediğini belirtiyor.

Kendisini dünyanın en büyük podcast reklam ajansı olarak tanımlayan Oxford Road’un CEO’su Dan Granger, “Reklam atlama, teoride pratikte olduğundan belki daha korkutucu görünebilir; bu nedenle bunun reklam veren markalar üzerinde önemli ve doğrudan bir etkisi olacağını düşünmüyorum,” dedi.

Mevcut durumda, kullanıcı reklamları atlamayı seçse bile teknik olarak reklamlar yine de gösterildiğinden, bu deneme özelliği reklam sunumunu etkilemiyor. Granger, şu ana kadar reklamverenlerin harcamalarını kısmadığını belirtti. Çoğu reklamveren, bu özelliğin kalıcı hale gelip gelmeyeceğini ve reklam dinleme oranlarını ne ölçüde etkileyeceğini görmek için “bekle ve gör” yaklaşımını benimsemiş durumda; Granger ise bu etkinin asgari düzeyde olacağını öngörüyor.

Spotify ile ortaklığı bulunan podcast barındırma, dağıtım ve gelir elde etme platformu Acast’ın CEO’su Greg Glenday, yeni önlemin bazı podcast içerik üreticilerinden tepki gördüğünü belirtiyor.

“Acast platformunda bu durumdan memnun olmayan bazı içerik üreticilerimiz var ve herhangi bir hukuki yol aramaları durumunda onlara tam destek vereceğiz. Acast, bu özelliğin piyasaya sürülmesi veya konumlandırılması konusunda daha fazla işbirliği yapıp yapamayacağımızı anlamak için Spotify ile özel olarak çalışıyor, ancak bu artık geriye dönüp bakıldığında anlaşılan bir durum” dedi Glenday.

Glenday, reklam atlama özelliğinin sesli ortam için yeni bir şey olmadığını ve Acast’ın kendi iç ölçümlerine göre kullanıcıların yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun reklamları atlamayı tercih ettiğini, bu işlevin maliyetinin ise ekosistemde zaten fiyatlandırılmış olduğunu ekledi.

“Podcast reklamları, medya karışımı içinde en yüksek etkinlik ve sonuç puanlarından bazılarına sahip; bu nedenle şu anda bunun önemli bir sorun olduğunu düşünmüyoruz. Reklam yoğunluğu ve üslubu konusunda dinleyicilere saygılı davrandığımız sürece, onlar da reklamları kabul edecek ve içerik üreticilerini destekleyecektir,” dedi.

Bu özellik daha yaygın olarak benimsense bile, Granger, reklamverenler için en yüksek değerin sunucunun okuduğu reklamlardan geldiğini belirtiyor. Dolayısıyla, diğer tanıtım mesajları atlanırken bu reklamlar “ileri atla” özelliğinden ayrılırsa, reklamverenler yine de memnun kalacaktır.

Karşı çıkan sesler arasında, Spotify da sonuçları değerlendiriyor ve bu işlevi devam ettirip ettirmemeyi düşünüyor gibi görünüyor.

Bir Spotify sözcüsü yaptığı açıklamada, “Spotify’da düzenli olarak testler yapıyoruz; bazı testler kalıcı özelliklere dönüşürken, diğerleri gelecekteki ürün geliştirme çalışmalarına katkı sağlıyor. Dinleyicilerin podcast’lerin keyfini daha uzun süre çıkarmalarına yardımcı olmak amacıyla, kullanıcıların platformu nasıl kullandıklarına dayanarak Premium aboneler için podcast dinleme ve izleme deneyimini daha sezgisel hale getirmenin yollarını araştırıyoruz. Öğrendikçe bu deneyimi geliştirmeye devam edeceğiz” dedi.

Kaynak: Caitlin Huston / The Hollywood Reporter

Okumaya devam et

Araştırma

Türkiye Podcast Endüstrisinin Temel Sorunu Gelir Modeli Değil, Ölçek Sorunu

İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.

Yayınlanma tarihi

=>

İstanbul Üniversitesi’nde TÜBİTAK desteğiyle yürütülen kapsamlı bir araştırma, Türkiye’de podcast endüstrisinin mevcut yapısını bağımsız yayıncılardan podcast ağlarına, sektör çalışanlarından girişimcilere ve kurumlara uzanan farklı aktörlerin deneyimleri üzerinden ortaya koydu. Araştırmaya göre Türkiye’de podcast alanı büyümeye ve yeni fırsatlar üretmeye devam ederken sektörün önündeki temel sorunlar; sınırlı dinleyici ölçeği, küresel platformlara bağımlılık, algoritmik görünürlük, ekonomik sürdürülebilirlik ve giderek genişleyen üretim emeği olarak öne çıkıyor.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından yürütülen “Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırma, Türkiye podcast ekosisteminin mevcut durumuna ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koydu.

“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi.

TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenen araştırmanın yürütücülüğünü İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fırat Tufan üstlendi. Projede Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk ve Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat araştırmacı olarak görev aldı. Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı ise proje bursiyerleri olarak araştırmaya katkı sağladılar.

Araştırma, podcast yayıncılığını yalnızca içerik üretimi açısından değil; platformlaşma, ekonomik sürdürülebilirlik, emek süreçleri, girişimcilik, kurumsallaşma ve teknolojik dönüşüm eksenlerinde ele aldı.

67 tekil katılımcıyla Türkiye podcast ekosisteminin farklı aktörleri incelendi

Nitel araştırma yaklaşımıyla gerçekleştirilen çalışma kapsamında Türkiye podcast ekosisteminin beş farklı aktör grubuyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapıldı.

Araştırmaya 19 bağımsız podcast yayıncısı, 17 podcast endüstrisi çalışanı, 12 ağ bünyesinde yayın yapan podcast yayıncısı, 13 podcast üreten kurum temsilcisi ve 13 podcast girişimcisi katıldı. Bazı katılımcıların ekosistem içerisinde birden fazla rol üstlenmesi nedeniyle araştırma toplam 67 tekil katılımcının deneyimlerine dayanırken, analizlerde 74 aktör temsili değerlendirildi.

Araştırmada örneklem oluşturulurken yalnızca farklı podcast aktörlerine ulaşılması değil, bu aktörlerin kendi içindeki çeşitliliğin de temsil edilmesi gözetildi. Kurumsal podcast tarafında bankacılık ve finans, sigorta, dijital medya ve teknoloji, kamu yayıncılığı, eğitim, iş dünyası, e-ticaret, patent ve dijital danışmanlık gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren kurumların temsilcileriyle görüşüldü. Podcast ağları ve girişimler tarafında ise farklı ölçeklerde üretim, dağıtım, prodüksiyon, reklam, pazarlama, eğitim, sesli kitap ve dijital platform hizmetleri sunan yapılara yer verildi. Bağımsız yayıncılar ve sektör çalışanlarında da farklı içerik türleri, mesleki deneyimler ve üretim biçimlerinin örnekleme yansıtılması hedeflendi. Böylece araştırma, Türkiye podcast ekosistemini tek bir üretici veya kurum tipinin deneyimine dayandırmak yerine, sektörün farklı iş modellerini ve kullanım biçimlerini mümkün olduğunca geniş bir perspektiften değerlendirmeyi amaçladı.

Bu yapı sayesinde Türkiye’de podcast üretiminin yalnızca bağımsız yayıncıların deneyimleri üzerinden değil, üretimden dağıtıma, kurumsal iletişimden girişimciliğe kadar ekosistemin farklı bileşenleri üzerinden karşılaştırmalı biçimde incelenmesi mümkün oldu.

Podcast ekonomisinin temel sorunu gelir modeli eksikliği değil

Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri Türkiye’de podcast yayıncılığının ekonomik sürdürülebilirliğine ilişkin.

Bulgular, reklam, sponsorluk, abonelik, dinleyici desteği ve markalı içerik gibi farklı gelir modellerinin sektörde bilindiğini ve çeşitli biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. Ancak temel problem, yeni bir gelir modelinin bulunamamasından çok, mevcut modellerin ekonomik olarak işlerlik kazanmasını sağlayacak büyüklükte bir dinleyici ve reklam pazarının henüz oluşmamış olması.

Podcast dinleme alışkanlığının geniş kitlelere yeterince yayılmamış olması, reklamverenlerin podcast mecrasına ilişkin bilgi düzeylerinin sınırlılığı, ölçüm ve veri standartlarındaki sorunlar ve podcastlerin medya planlama süreçlerinde yeterince yer bulamaması sektörün ekonomik ölçeğini sınırlandırıyor.

Bu nedenle araştırma, Türkiye’de podcast ekonomisinin gelişmesinin yalnızca yeni gelir modelleri geliştirmekle mümkün olmayacağına; aynı zamanda dinleyici tabanının genişlemesine, ölçüm standartlarının iyileştirilmesine ve reklam ekosisteminin podcasti daha güçlü biçimde içermesine bağlı olduğuna işaret ediyor.

Kurumsal podcastler sektör için önemli bir ekonomik alan oluşturuyor

Araştırmanın bir diğer bulgusu, Türkiye’de podcast ekonomisinin kurumsal iletişim ve marka iş birlikleriyle kurduğu güçlü ilişki.

Görüşülen kurum temsilcileri podcasti çoğunlukla doğrudan gelir sağlayan bir medya ürünü olarak değil; marka itibarı oluşturmak, uzmanlık iletişimini güçlendirmek, çalışanlarla veya hedef kitlelerle uzun vadeli ilişkiler kurmak amacıyla kullanılan stratejik bir iletişim aracı olarak değerlendiriyor.

Benzer biçimde bazı podcast ağları ve girişimler açısından markalara yönelik podcast üretimi, branded podcast projeleri ve kurumsal iletişim hizmetleri önemli gelir alanları oluşturuyor. Dolayısıyla Türkiye’de podcastin ekonomik değeri yalnızca dinleyiciden veya platformlardan elde edilen doğrudan gelirle değil, kurumlara sağladığı iletişim ve itibar değeri üzerinden de şekilleniyor.

Küresel platformlara bağımlılık önemli bir yapısal sorun

Araştırmanın farklı aktör gruplarında ortaklaşan konularından biri de Spotify, YouTube ve Apple Podcasts gibi küresel platformların podcast ekosistemindeki belirleyici konumu.

Platformlar podcastlerin dağıtımı ve dinleyiciye ulaşması açısından önemli olanaklar sağlarken, görünürlük giderek algoritmik öneri sistemlerine bağlı hale geliyor. Üreticilerin platformların algoritmaları üzerindeki kontrolünün sınırlı olması, hangi içeriğin neden görünür hale geldiğinin her zaman açık olmaması ve üretici verilerinin parçalı yapısı sektör aktörleri açısından belirsizlik yaratıyor.

Araştırmada ayrıca küresel platformların sunduğu monetizasyon, etkileşim ve diğer üretici araçlarının ülkelere göre farklılaşmasının Türkiye’deki yayıncılar açısından dezavantaj oluşturabildiği sonucuna ulaşıldı.

Bu durum, Türkiye podcast endüstrisinin küresel platformların sağladığı altyapıya ihtiyaç duyarken aynı zamanda bu platformların ekonomik ve teknolojik kararlarına önemli ölçüde bağımlı olduğu ikili bir yapı ortaya çıkarıyor.

Podcast artık yalnızca ses üretmek anlamına gelmiyor

Araştırma, podcast üretiminde emeğin giderek genişlediğini de ortaya koyuyor.

Podcast yayıncıları yalnızca içerik hazırlayıp ses kaydetmiyor. Sosyal medya yönetimi, video üretimi, kurgu, tanıtım, topluluk yönetimi, veri takibi, reklam ve sponsorluk ilişkileri gibi çok sayıda görevi aynı anda yerine getirebiliyor.

Özellikle YouTube, Instagram ve Spotify gibi platformların video odaklı yönelimleri, podcast yayıncıları üzerinde içeriklerini görselleştirme yönünde yeni bir baskı yaratıyor. Kamera, ışık, video kurgusu ve sosyal medya için kısa video üretimi gibi süreçlerin podcast üretimine eklenmesi hem üretim maliyetini hem de iş yükünü artırıyor.

Araştırmaya göre bu dönüşüm, podcast emeğini yalnızca “ses üretimi” olmaktan çıkararak çok katmanlı bir dijital içerik üretim faaliyetine dönüştürüyor.

Bununla birlikte sektörde proje bazlı çalışma, gelir belirsizliği, çoklu görev üstlenme ve görünmeyen emek önemli sorun alanları olarak öne çıkıyor. Araştırma, podcastin yaratıcı ve demokratik potansiyelinin sürdürülebilmesi için bu üretimi mümkün kılan emeğin ekonomik karşılığının da görünür hale gelmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Türkiye’ye özgü bir keşfedilebilirlik sorunu bulunuyor

Araştırma sonuçlarına göre podcastlerin Türkiye’de geniş kitlelere ulaşmasının önündeki önemli sorunlardan biri de keşfedilebilirlik.

Podcast içeriklerinin keşfi büyük ölçüde platformların öneri sistemlerine, sosyal medya görünürlüğüne ve yayıncıların mevcut takipçi ağlarına bağlı kalabiliyor. Bağımsız kürasyon mekanizmalarının, podcast eleştirisinin, uzman tavsiyelerinin, podcast bültenlerinin ve tematik keşif kanallarının yeterince gelişmemiş olması küçük ve bağımsız yayınların görünürlüğünü zorlaştırabiliyor.

Bu koşullarda başka mecralarda geniş takipçi kitlesine sahip olan veya video üretme kapasitesi bulunan yayınlar avantaj elde ederken, belirli alanlarda özgün ve derinlikli içerik üreten küçük ölçekli podcastler yeterli tanıtım imkânlarına sahip olmadıklarında görünmez kalabiliyor.

Araştırma, bu nedenle podcast ekosisteminin gelişmesinin yalnızca daha fazla içerik üretilmesine değil, alternatif keşif ve kürasyon mekanizmalarının geliştirilmesine de bağlı olduğuna işaret ediyor.

Türkiye merkezli yeni bir podcast platformu için potansiyel var

Çalışmada dikkat çeken gelecek fırsatlarından biri de Türkiye merkezli yeni teknolojik girişimlerin geliştirilmesi.

Farklı aktörlerin mevcut küresel podcast platformlarındaki etkileşim, keşif, veri ve monetizasyon olanaklarına ilişkin eleştirileri, yerel ihtiyaçlara odaklanan yeni platform modelleri açısından bir girişimcilik alanı oluşturuyor.

Özellikle podcast yayıncılığı ile sosyal etkileşimi bir araya getiren; üretici-dinleyici iletişimini güçlendiren, yerel ödeme ve reklam sistemlerini destekleyen ve içerik keşfini kolaylaştıran Türkiye merkezli bir sesli sosyal medya veya podcast platformunun sektör açısından yeni fırsatlar yaratabileceği değerlendiriliyor.

Araştırmacılar bununla birlikte böyle bir platformun yalnızca teknolojik bir girişim olarak değil; üretici ve dinleyici haklarını, veri güvenliğini ve sürdürülebilir bir iş modelini merkeze alan bir yapı olarak tasarlanması gerektiğine dikkat çekiyor.

Yapay zekâ podcast üretimini yeniden şekillendirebilir

Araştırmanın gelecek perspektifinde öne çıkan konulardan biri de yapay zekâ.

Yapay zekâ tabanlı araçların metin yazımından ses üretimine, kurgu ve içerik özetlemeden otomatik podcast üretimine kadar giderek daha fazla kullanılması, üretim maliyetlerini azaltma ve yeni içerik biçimleri geliştirme potansiyeli taşıyor.

Ancak otomatik olarak üretilen sesli içeriklerin yaygınlaşması “podcast” kavramının sınırlarını da yeniden tartışmaya açabilir. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin dinleyici tarafından nasıl algılanacağı, yapay seslere duyulan güven, insan ve yapay zekâ üretimi içerikler arasındaki farklılıklar ve otomasyonun podcast çalışanlarının mesleklerine etkileri önümüzdeki dönemin önemli araştırma konuları arasında yer alıyor.

Telif hakkı, kaynak gösterme, kişisel verilerin korunması, editoryal sorumluluk ve yanlış bilgi üretimi de yapay zekâ ile birlikte podcast ekosisteminin karşı karşıya kalacağı temel tartışma alanları arasında bulunuyor.

Türkiye podcast endüstrisi hâlâ oluşum aşamasında

Araştırmanın genel sonucu, Türkiye’de podcast endüstrisinin tamamlanmış ve yerleşik bir endüstriden çok, aktörlerin rollerini, iş modellerini ve üretim pratiklerini sürekli yeniden tanımladığı dinamik bir oluşum sürecinde olduğunu gösteriyor.

Alan, yeni seslerin ortaya çıkması, niş toplulukların oluşması, uzun ve derinlikli anlatıların üretilebilmesi, kurumsal iletişimde yeni kullanım alanlarının gelişmesi ve yeni girişimlerin ortaya çıkması açısından önemli bir potansiyel taşıyor.

Ancak bu potansiyelin kalıcı bir sektörel yapıya dönüşebilmesi için dinleyici kültürünün geliştirilmesi, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, üretici emeğinin korunması, ölçüm standartlarının geliştirilmesi, platformların Türkiye’ye yönelik politikalarındaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, yerel teknolojik girişimlerin desteklenmesi ve sektörün çoğulcu yapısının korunması gerekiyor.

Araştırma ayrıca Türkiye podcast endüstrisinin düzenli olarak izlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici ve aktif yayın sayısı, dinleme eğilimleri, reklam hacmi, gelir modelleri, istihdam, platform kullanımı ve teknolojik dönüşüm gibi göstergeleri takip edecek periyodik bir “Türkiye Podcast Endüstrisi Raporu”nun akademi, sektör, kamu ve sivil toplum arasında ortak bir veri zemini oluşturabileceği belirtiliyor.

Sonuç olarak araştırma, Türkiye’de podcast yayıncılığının geleceğinin yalnızca kaç yeni podcast üretildiği veya toplam dinlenme rakamlarının ne kadar arttığı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. Podcast ekosisteminin sürdürülebilirliği aynı zamanda kimlerin üretim yapabildiği, kimlerin görünür olabildiği, üreticilerin emeklerinin karşılığını alıp alamadığı ve yaratılan ekonomik ve kültürel değerin ekosistemde nasıl paylaşıldığı sorularına verilecek yanıtlarla yakından ilişkili görünüyor.

Araştırma hakkında

“Türkiye’de Podcast Endüstrisinin Eleştirel Ekonomi Politik Perspektiften İncelenmesi: Sorunlar ve Fırsatlar” başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında 224K952 proje numarasıyla desteklenmiştir.

Proje yürütücüsü: Prof. Dr. Fırat Tufan – İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi

Araştırmacılar: Prof. Dr. Bilge Şenyüz, Doç. Dr. Ahsen Deniz Morva Kablamacı, Dr. Öğr. Üyesi Ezel Türk, Araş. Gör. Dr. Yeşim Akmeraner Kökat

Bursiyerler: Burak Efe Arslantaş, Cansu Düzdaş, Melida Mustafic, Shakil Reja Efti ve Zeki Doğuhan Başcı

Okumaya devam et

En son