Bizimle iletişime geçin

Haberler

Türkiye’de alanında bir ilk: Veteriner Hekim podcast’i yayında

Türkiye’de podcast’e olan ilgi giderek artıyor ve kendi podcast’lerini başlatan kurumların sayısı çoğalıyor. Bunlara son örnek Bursa Veteriner Hekimler Odası’nın başlattığı “Veteriner Hekim” isimli podcast oldu. Veteriner Hekim podcast’i aynı zamanda Türkiye’de ilk kez bir veteriner hekim odasının başlattığı düzenli podcast yayını oldu.

Yayınlanma tarihi

on

Türkiye’de podcast’e olan ilgi giderek artıyor ve kendi podcast’lerini başlatan kurumların sayısı çoğalıyor. Bunlara son örnek Bursa Veteriner Hekimler Odası’nın başlattığı “Veteriner Hekim” isimli podcast oldu. Türkiye’de ilk kez bir veteriner hekim odası düzenli podcast yayınlarına başlarken, podcast veteriner hekimlerle, vatandaşlar, merkezi ve yerel yönetimler ile veteriner hekimliği çevreleyen tüm kesimler arasında bir bilgi ve iletişim köprüsü olmayı hedefliyor.

Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, Sosyalink Podcast Ajansı’nın desteğiyle hazırlanan ve 3. bölümü dinleyicisiyle buluşan “Veteriner Hekim” podcast’i fikrinin oluşması ve hayata geçirilmesi süreciyle ilgili Podcast Turkey’in sorularını yanıtladı.

Bursa Veteriner Hekimler Odası, “Veteriner Hekim” adıyla yeni bir podcast başlattı. Bu Türkiye’de de alanında bir ilk oldu. Neden bir podcast başlatmaya karar verdiniz?

Veteriner hekimlik kadim bir meslek; dünyadaki üç hekimlik grubundan biri ve 1700’lerde ortaya çıkan ‘’sığır vebası’’ hastalığına kadar, bir hekim insana da hayvana da tıbbi ve cerrahi müdahaleleri uygulayabiliyordu, buradan da anlıyoruz ki sağlık  tek aslında; sığır vebası durdurulamayınca hem hayvan hem de halk sağlığı için  hayvanlara müdahale edebilecek,  bilimsel anlamda hayvan sağlığı alanında spesifik eğitim alması gereken ayrı bir hekimlik kolu ihtiyacı oluşmuş ve veteriner hekimlik böylece bilimsel anlamda ortaya çıktı.

Ancak modern dünyaya geldiğimizde, sağlık ve hekimlik sadece ‘’insan ve hayvan hastalıklarında  tedavi’’ odaklı hale gelmiş, hayvan sağlığının hem hayvanlar açısından hem insanlar açısından önemi göz ardı edilmiş, hele ‘’hayvan haklarına saygı’’ gereksinimi duymayan Türkiye gibi ülkelerde, veteriner hekimlik adeta unutulmuş.

Türkiye’de bu süreç 1980’lerden sonra adeta bir kıyım haline gelmiş; temel tıp bilimlerinin sağlık için ortak olduğu, insanlar için geliştirilen aşı, ilaç, tıbbi ve cerrahi müdahalelerin hayvan çalışmaları bölümü nedeniyle veteriner hekimlerin hem hayvan hem insan sağlığı için laboratuvar çalışmalarının içinde olduğu, bunun yanında veteriner hekimlerin hayvansal gıdaya olan ihtiyaç nedeniyle ‘’sağlıklı hayvansal gıda’’ süreçlerinin içinde, çevrenin insan ve hayvan sağlığı etkileşimi nedeniyle çevre sağlığı korunmasının içinde olduğu tamamen görmezden gelindi.

Biz de, Bursa Veteriner Hekimler Odası olarak, aslında topluma, merkezi ve yerel yönetimlere veteriner hekimliği ve sorunlarını anlatmak üzere yola çıkmıştık. Ancak gördük ki, veteriner hekimliği anlatmak demek aslında aynı zamanda bir doğru bilgilendirme süreci demek. Covid-19 pandemisi sürecinde, sıklıkla kullandığımız bir kavram vardı; ‘’infodemi’’. Yani bazı konularda hem yanlış hem doğru bilgilerin hızla yayılması. Biz de, hem veteriner hekimliği, hem de çalışma alanlarını en doğru şekliyle anlatmak için bir podcast serisi hazırlamayı düşündük. Çünkü bizlerin, yanlışları düzeltmek ve yerine doğruları koymak gibi bir görevimiz var. Teknolojik gelişmelerle birlikte inanılmaz bir değişim-dönüşüm süreci yaşıyoruz ve özellikle genç kuşağa ‘’podcast’’ yoluyla ulaşmak daha kolay. Biz de bu teknolojik yenilikten faydalanmak istedik.

Örneğin; COVİD-19 pandemisi sürerken virüsün ilk izolasyonunun bir veteriner hekim tarafından (Prof.Dr.Aykut Özkul) gerçekleştirildiğini, ilk aşısının yine bir veteriner hekim tarafından (TURKOVAC- Prof.Dr.Aykut Özdarendeli) geliştirildiğini;  kuduzun, kuş gribinin aslında hayvanların hastalığı olduğunu, insanların hastalanmasını önleyenlerin veteriner hekimler olduğunu anlatmak istedik bu podcast serileriyle.

Tabii bunun için Sosyalink Podcast Ajansı’na ve Özcan Yazıcı’ya da özellikle teşekkür etmek istiyorum; bizi bu konuda bilgilendirdiler, yüreklendirdiler, süreci doğru yönetmemizi sağladılar, hala destek vermeye devam ediyorlar.

Podcast’lerimizle aynı zamanda veteriner fakültesi öğrencileri ve genç meslektaşlarımıza da ulaşmak istiyoruz; onların sorunlarını topluma, siyasilere ve yöneticilere aktarmak, deneyimlerimizi onlarla paylaşmak ve onların da sesi olmak istiyoruz.

Veteriner Hekim podcast’i hakkında genel bilgi alabilir miyiz?

Veteriner Hekim podcast’i 15 günde bir yayınlanacak. Süresi 30 dakika olacak ancak ilk yayınlarda bunu biraz aştığımız oldu. Konuşacak çok konumuz var. Bu podcast aracılığı ile mesleğimizin farkındalığını, bilinirliğini ve dolayısıyla hak ettiği saygınlığını arttırmayı hedefliyoruz. Amacımız; bilgi ve deneyimlerimizi toplumla paylaşabilmek. Veteriner hekimler olarak, öncelikle hayvanların sağlığı ve refahını korumak için çalışıyoruz. Bu mesleğimizin bilinen yüzü. Ancak görev alanımız sadece hayvanlarla sınırlı değil. Veteriner hekimler biyogüvenlik (aşılar), gıda güvenliği ve çevre sağlığı alanlarında da çalışarak aynı zamanda halk sağlığı alanında da görev alırlar.

Podcast’imizde bunları ve yaşamlarımıza etkisini konuşacağız. Toplum ve çevre sağlığını, alanımızdaki yenilikleri, gelişmeleri, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi sunacağız. Doğal kaynakların tüketilmesi, iklim değişikliği ve çevre kirliliği konusunda da söyleyeceklerimiz var.

Podcast ile kimlere ulaşmak istiyorsunuz?

Öncelikle topluma ulaşmak istiyoruz. Veteriner hekimliği, çalışma alanlarını ve bunların toplum yaşamına, sağlığına olan etkilerini aktarabilmek istiyoruz. Tabii öğrencilerimize ve meslektaşlarımıza da ulaşmak, onların da sesi olmak istiyoruz.

Dünyanın sadece insanlara ait olmadığını, yaşamın bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu bütünün sağlık ve refahı içinde veteriner hekimliğin yerini ve önemini anlatmak istiyoruz. Bunu hem mesleğimiz için hem de bütünü gözden kaçıranlar için yapmak istiyoruz aslında.

Podcast serisinde yayınlara kimler konuk olacak, hangi konuları gündeme getirmek istiyorsunuz?

Veteriner Hekim podcast’i, hem bilgi veren hem de sesini duyurmak isteyenlerin yayını olsun istiyoruz. Hayvan sağlığı ve refahı ile birlikte, çevreyi, yaban hayatını, gıdayı, farklı mesleklerin birbiri ile iletişiminin yani multidisipliner çalışmanın gezegene olan katkılarını konuşacağız.

Konusunda uzman birçok konuğumuz olacak; Veteriner Hekim Podcast’i doğru bilginin, doğru kişilerden alındığı bir kaynak olsun istiyoruz ve tamamen ‘’canlıdan yana’’ bir tutumla bunu gerçekleştireceğiz. Yani podcast yayınlarımızda sadece veteriner hekimlerin sorunlarını konuşmayacağız, bizim neler yaşadığımızı, sorunlarımızı nasıl çözebileceğimizi, bizim sorunlarımızın toplumu, hayvan sağlığını, çevre sağlığını, ülkenin ekonomisini ve insanlığı nasıl etkilediğini konuşacağız.

Veteriner Hekim Podcast’inin ilk 3 bölümü yayınlandı, meslektaşlarınızdan nasıl bir geri dönüş aldınız?

Meslektaşlarımızdan çok olumlu dönüşler aldık. Özellikle, genç meslektaşlarımızın ilgisi beklediğimizin de üstünde oldu. Bu bizi çok mutlu etti ve çok heyecanlandırdı. Bizi destekleyen, yüreklendiren meslektaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.

Farklı meslek gruplarından da olumlu tepkiler ve yorumlar aldık. İyi dilekleri için teşekkür ediyoruz.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

Medya stratejinizi değiştirecek 5 önemli ses trendi

Yayınlanma tarihi

=>

Yıllardır pazarlamacılar, sesli içeriği “gelişmekte olan bir fırsat” olarak nitelendiriyorlardı.

Ancak bu tanım artık geçerliliğini yitirmiştir.

En son yayınlanan Infinite Dial 2026 raporu, sesli içeriğin Amerika’da sessizce en baskın medya ortamlarından biri haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Akış yayınları, podcast’ler ve dijital dinleme, artık her ay yüz milyonlarca insana ulaşıyor.

Buna rağmen, birçok marka sesli içeriği hâlâ ikincil bir kanal olarak görüyor.

Veriler ise bambaşka bir tablo çiziyor. Ses, insanların cihazlar, platformlar ve formatlar arasında medyayı tüketme şeklini yeniden şekillendiriyor.

İşte, markaların sesli reklamcılık hakkındaki düşüncelerini kökten değiştirecek Infinite Dial 2026 raporundan beş önemli değişim.

1. Ses Artık Sadece Bir Kanal Değil. Günlük Bir Alışkanlık.

İnternet çağının büyük bir bölümünde, dijital ses niş bir davranış olarak görülüyordu. Ana akım bu trendi yakalamadan önce, teknolojiye yatkın kitlelerin yaptığı bir şeydi. O dönem artık geride kaldı.

Bugün, Amerikalıların %76’sı her ay çevrimiçi ses dinliyor; bu da yaklaşık 233 milyon kişiye tekabül ediyor.

Daha da çarpıcı olanı: %70’i her hafta dinliyor.

Bu rakamlar, ses akışını ülkedeki en büyük dijital medya platformlarıyla aynı lige yerleştiriyor. Ancak erişim tek başına asıl hikaye değil. Asıl hikaye, insanların ne zaman dinlediği.

Ses, günlük rutinlerinin bazı bölümlerinde görsel medyanın ortadan kaybolduğu anlarda hakimdir. Kitlenin akışları kaydırmadığı veya ekranlara bakmadığı bu zaman dilimlerinde dinliyorlar.

Markalar için bu sürekli dikkat, dijital pazarlamada giderek daha nadir hale gelen bir şeydir.

2. Ses Alanındaki En Hızlı Büyüme Genç Dinleyicilerden Gelmiyor

Uzun bir süre boyunca pazarlamacılar, ses akışını ve podcast’leri gençlerin yönlendirdiği bir medya olarak gördü. En son veriler bu varsayımı büyük ölçüde sorguluyor.

55 yaş ve üstü Amerikalılar arasında aylık çevrimiçi ses dinleme oranı sadece iki yıl içinde %52’den %70’e sıçradı.

Bu, davranışta büyük bir değişimdir.

Yaşananlar, teknoloji benimsemesinde defalarca gördüğümüz bir durumdur. Genç kitleler ilk olarak benimser, ancak bir platform sorunsuz hale geldiğinde (akıllı telefonlar, bağlantılı arabalar, akıllı hoparlörler) nüfusun geri kalanı hızla onu takip eder.

Ses, o noktaya ulaştı.

Markalar için bu, dijital sesin artık neredeyse her nesli geniş ölçekte kapsayan nadir kanallardan biri haline geldiği anlamına geliyor.

3. Podcasting, En Güvenilir Medya Ortamlarından Biri Haline Geldi

Bir zamanlar podcast reklamcılığı deneysel bir alandı. Bugün ise temel bir medya stratejisidir.

Podcast farkındalığı şu anda Amerikalıların %86’sında mevcut ve %58’i aylık olarak podcast tüketiyor; bu, tüm zamanların en yüksek seviyesi.

Ülkenin neredeyse yarısı haftalık olarak podcast’lerle etkileşimde olduğundan, podcasting artık niş bir içerik kategorisi değildir. Video akışı, sosyal medya ve dijital müzikle birlikte ana akım bir eğlence ortamıdır.

Podcast reklamcılığını özellikle güçlü kılan şey, içeriğe nasıl entegre olduğudur. Dikkatin dağılmasına neden olan birçok dijital reklam formatının aksine, podcast reklamları genellikle sohbetin kendisinin bir uzantısı gibi hissedilir.

Sunucuya duyulan güven, hikaye anlatımı ve dinleyici sadakati arasındaki bu dinamik, podcast reklamcılığını modern medyadaki en etkili marka kanallarından biri olmaya devam ettiriyor.

4. Kulaklıkların Ötesine Genişleme

Raporda vurgulanan bir diğer önemli değişim, podcast’lerin nasıl tüketildiğidir.

Podcasting eskiden podcast uygulamaları aracılığıyla sunulan ses anlamına geliyordu. Artık çok daha büyük bir şey.

Bugün, Amerikalıların %57’si hem podcast dinlediğini hem de izlediğini söylüyor.

Bir dinleyici, sosyal medyada bir podcast klibi keşfedebilir, YouTube’da bir röportajı izleyebilir ve ertesi gün işe giderken bölümün tamamını dinleyebilir.

Markalar için bu evrim, fırsatları önemli ölçüde değiştiriyor. Podcast’ler, sesli reklamlar, video entegrasyonları, sosyal içerik ve uzun metrajlı hikaye anlatımını aynı evren içinde sunabilen, giderek artan bir şekilde çok platformlu medya markaları haline geliyor.

Diğer bir deyişle, podcast reklamcılığı artık sadece sesli bir medya değil. Bu, büyük ölçekli içerik pazarlamasıdır.

5. Birçok Markanın Gözden Kaçırdığı Podcast Platformu

Rapordaki en şaşırtıcı bulgulardan biri, YouTube’un sesli içerik tüketiminde ne kadar merkezi bir konuma geldiğidir.

Amerikalıların dörtte üçünden fazlası geçen hafta YouTube’u kullandı.

Özellikle podcast dinleme söz konusu olduğunda, günlük tüketim süresinin en büyük payını artık YouTube oluşturuyor.

Bu gerçek, birçok pazarlamacının sesli içerik konusundaki düşünce biçimini sorgulatıyor.

Ses ve video arasındaki sınır ortadan kalkıyor. Tüketiciler, platformlar arasında içerik dinleme, izleme ve keşfetme arasında akıcı bir şekilde geçiş yapıyor.

Markalar için bu, ses stratejisinin artık tek başına var olamayacağı anlamına geliyor. En etkili kampanyalar, podcast uygulamaları, ses akışı platformları, YouTube ve sosyal videolarda aynı anda yayınlanıyor.

Ekosistem birleşti.

Sesli Reklamcılıktaki Gerçek Fırsat

Infinite Dial 2026 verilerinden çıkarılacak tek bir sonuç varsa, o da şudur:

Ses, modern medyada sessizce en güçlü dikkat çekici ortamlardan biri haline geldi.

Ancak bugün, ses her zamankinden daha yüksek sesle konuşuyor. Diğer kanallar, kaydırma sırasında birkaç saniyelik dikkat için mücadele ederken, ses genellikle izleyicileri dakikalarca, hatta saatlerce kendine bağlar.

Sesli reklamcılıkta ilgi çekici hikayeler anlatmayı ve bu hikayeleri genişleyen ekosistemde yaymayı bilen pazarlamacılar için fırsatlar çok büyük.

Artık sesli reklamcılığın pazarlama karmasına dahil olup olmaması bir sorun değil. Mesele, sesli reklamcılığı zaten haline geldiği stratejik bir kanal olarak ele almak.

Kaynak: Results Media

Okumaya devam et

Haberler

Rebel Audio: Yeni podcast içerik üreticilerini hedefleyen yapay zeka destekli podcast aracı

Yayınlanma tarihi

=>

Muhtemelen bir arkadaşınızla otururken, sohbetin akıcı olduğu, birbirinizi güldürdüğünüz, hatta şaşırtıcı derecede anlamlı şeyler söylediğiniz bir an yaşamışsınızdır. Sonra biri şöyle der: “Bir podcast başlatmalıyız.”

Çoğu zaman bu fikir geldiği gibi hızla kaybolur. Bunun nedeni mutlaka kötü bir fikir olması değil, podcast yapmanın her zaman biraz zahmetli olmasıdır. Kayıt ekipmanları, düzenleme yazılımları ve tanıtım derken, birçok kişi giriş engelinin beklenenden daha yüksek olduğunu savunuyor. 

Yeni bir platform olan Rebel Audio, işte bu açığı kapatmaya çalışıyor.

Rebel Audio, özellikle yeni başlayanlar ve başlangıç ​​aşamasındaki içerik üreticileri için tasarlanmış, her şeyi bir arada sunan bir podcast platformu olarak konumlanıyor. Fikir basit: Podcast yayıncıları, birden fazla araç, abonelik ve iş akışıyla uğraşmak yerine, programlarını oluşturabilir, kaydedebilir, düzenleyebilir, kapak resmi yükleyebilir, transkript oluşturabilir, sosyal medya için içerik kırpabilir ve yayınlayabilirler; bunların hepsini platformdan hiç ayrılmadan yapabilirler. 

Rebel Audio, bu ayın başlarında bekleme listesiyle özel bir beta sürümünü piyasaya sürdü ve yakın zamanda yoğun ilgi gören bir tohum yatırım turunda 3,8 milyon dolar topladı; bu da yatırımcıların podcast sürecini basitleştirmede gerçek bir fırsat gördüğünü gösteriyor. Resmi halka açık lansman 30 Mayıs’ta başlayacak.

Lansmanın zamanlaması mantıklı. Podcast sektörü hızla büyüyor ve 2030 yılına kadar 114,5 milyar dolara ulaşması bekleniyor.Riverside’a göre, 2025 yılında 584 milyondan fazla kişi podcast dinledi ve bu sayının 2026 yılına kadar 619 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.

Spotify for Creators (eski adıyla Spotify for Podcasters) gibi rakipler, sınırsız barındırma, video podcast yükleme, kitle araçları, analiz ve reklamlar ve abonelikler yoluyla para kazanma gibi araçlar sunarak benzer bir hepsi bir arada yaklaşımı benimsemiş durumda. Ancak Rebel Audio, bu çözümlerin hiçbirinin platformunun hedeflediği şekilde gerçekten “360 derecelik” bir yaratım paketi sunmadığını savunuyor. Diğer popüler rakipler arasında Riverside, Adobe Audition ve Descript yer alıyor.

Para kazanma, sunumun bir diğer temel unsurudur. Rebel Audio, geliri sonradan gelecek bir şey olarak ele almak yerine, en başından itibaren entegre eder. İçerik oluşturucular, platforma entegre edilmiş reklamcılık, marka ortaklıkları, dinamik reklam yerleştirme ve dinleyici aboneliklerinden yararlanabilirler.

Tahmin edilebileceği gibi, Rebel Audio’nun deneyimi de büyük ölçüde yapay zekâ tarafından destekleniyor. 

Platform, program adları ve açıklamaları oluşturmaktan fikir önermeye ve bir konsepte dayalı kapak resmi üretmeye kadar her konuda yardımcı olan bir yapay zeka asistanı içeriyor. Ayrıca yapay zeka destekli transkripsiyon, dublaj ve çeviri yeteneklerinin yanı sıra reklam okumaları için ses klonlama özelliği de mevcut. 

Ancak, yapay zekâ merkezli bir podcast platformu oluşturmak eleştirilere yol açabilir. 

Yapay zekâ tarafından üretilen görüntüler ve ses klonlama kullanımı, yaratıcı endüstri genelinde hassas bir konu olmaya devam ediyor. Eğitim verileri, özgünlük ve mülkiyetle ilgili endişeler sürekli olarak ortaya çıkıyor ve bazı yaratıcılar bu çizgileri bulanıklaştıran araçlara karşı temkinli davranıyor. Spotify ve Deezer gibi yayın platformları, bazen “yapay zekâ çöplüğü” olarak adlandırılan düşük kaliteli, seri üretilmiş yapay zekâ içeriğiyle ilgili sorunları ele almak zorunda kaldılar. 

Rebel Audio, TechCrunch’a bu endişeleri gidermek için önlemler aldığını söyledi. Ses klonlama isteğe bağlıdır ve kullanıcıların belirli bir sesi kullanma haklarına sahip olduklarını onaylamalarını gerektirir; platform ayrıca deepfake içeriklerin önlenmesine yönelik güvenlik önlemleri de içerir. Benzer şekilde, şirket, yapay zeka tarafından oluşturulan kapak resmi araçlarının, özellikle dağıtım platformu yönergelerini ihlal edebilecek her türlü uygunsuz veya uyumsuz görüntüyü engellemek için denetim sistemleriyle tasarlandığını belirtiyor.

Rebel Audio, yapay zeka danışmanlık firması Lattice Partners ile ortaklaşa geliştirilmiştir.

Şirketin perde arkasındaki lider kadrosu, sektörde büyük bir deneyime sahip. Kurucu Jared Gutstadt, daha önce 2020 yılında Audio Up adlı prodüksiyon şirketini kurmuştu. Rebel Audio, Machine Gun Kelly, Anthony Anderson, Dennis Quaid, Jason Alexander ve Luke Wilson gibi büyük isimlerin yer aldığı programlar da dahil olmak üzere Audio Up’ın kataloğunu platforma taşımayı planlıyor.

Ekibin geniş kadrosunda MGM ve DreamWorks gibi şirketlerden deneyimli isimler yer alırken, Mark Burnett de danışman olarak ekibe katıldı. Burnett, “Survivor”, “The Voice” ve “Shark Tank” gibi programların yapımcılığını üstlenmiş bir isim.

Fiyatlandırma açısından platform, yapay zeka destekli prodüksiyon, barındırma ve tüm büyük platformlara dağıtım sunan temel planla (aylık 15 $) başlayıp, video barındırma ve reklam okumaları için ses klonlama içeren Plus planıyla (aylık 35 $) devam eden ve dinamik reklam yerleştirme, dinleyici abonelikleri, çeviri ve dublajı içeren tam Pro paketle (aylık 70 $) sonlanan kademeli bir yapıya sahiptir.

Kaynak: Lauren Forristal / TechCrunch

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listeleri” özelliğini yeni ülkelere genişletiyor

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, yapay zeka destekli “Önerilen Çalma Listesi” özelliğini ilk olarak Yeni Zelanda’da test ettikten ve kısa süre önce ABD ve Kanada’da kullanıma sunduktan sonra, Pazartesi günü bu aracı İngiltere, İrlanda, Avustralya ve İsveç’teki Premium abonelerine de sunacağını duyurdu.

“Önerilen Çalma Listesi” özelliği, kullanıcıların dinlemek istediklerini kendi kelimeleriyle tanımlayarak özel çalma listeleri oluşturmalarına olanak tanıyor. Kullanıcılar tek tek şarkı veya sanatçı aramak yerine, istedikleri havayı, senaryoyu veya ilhamı tanımlayabiliyor ve Spotify gerisini çözüyor.

Bu özelliğe erişmek için kullanıcılar “Oluştur”a dokunup ardından “İstekli Çalma Listesi”ni seçerek İngilizce olarak herhangi bir istek girmeleri gerekiyor. Özellik, ruh halleri, estetik ve hatta anılar gibi temaları yorumlamak üzere tasarlandı. İstekler, kullanıcının istediği kadar geniş veya özel olabilir; müzik dönemlerine, türlere, aktivitelere, şarkı sözlerine, enstrümanlara atıfta bulunabilir veya bir TV şovundan, filmden veya kişisel bir dönüm noktasından ilham alan bir çalma listesi isteyebilir. Kullanıcılar ayrıca, çalma listesinin çoğunlukla yeni müzik mi yoksa sadece kütüphanelerindeki müziklerden mi oluşmasını istediklerini de istekte belirtebilirler.

Bir istek gönderildikten sonra, Spotify’ın yapay zekası isteğe özel olarak hazırlanmış bir çalma listesi oluşturuyor. Sistem, kullanıcının dinleme geçmişinden yararlanıyor ve güncel müzik ve kültürel trendleri de içeriyor. Ayrıca, her şarkı, o belirli çalma listesine neden eklendiğine dair bilgi veren kısa bir açıklama ile birlikte geliyor.

Kullanıcılar, uyarıları ayarlayarak veya baştan başlayarak çalma listelerini iyileştirebilirler. Müzik zevkleri sürekli değişenler için, çalma listeleri günlük veya haftalık olarak otomatik olarak yenilenecek şekilde programlanabilir.

Spotify, bu özelliğin hala beta aşamasında olduğunu ve şirket geri bildirim aldıkça değişiklikler olabileceğini, ayrıca şu anda kullanım limitlerinin bulunduğunu belirtti. Bazı kullanıcılar yaklaşık 20 veya 30 uyarıdan sonra limitlere ulaştıklarını bildirdi.

SPOTIFY YAPAY ZEKA YATIRIMLARINI GENİŞLETİYOR

Spotify, son zamanlarda platformunda yapay zeka özelliklerini genişletti;  bunlara, kullanıcıların fiziksel bir kitap sayfasını tarayarak sesli kitaptaki ilgili noktaya atlamasını sağlayan “Sayfa Eşleştirme” ve “Şarkı Hakkında” özellikleri de dahil. Platform ayrıca şarkı sözleri özelliğini de güncelleyerek küresel çeviriler ve çevrimdışı erişim sağladı. Geçtiğimiz hafta SeatGeek, dinleyicilerin uygulama içinde bir sanatçının sayfasındaki konserler veya yaklaşan tur tarihleri ​​için bilet bağlantılarını kolayca bulmalarına yardımcı olmak amacıyla Spotify ile ortaklık kurdu.

Şirket, dahili olarak tüm iş akışlarına yapay zekayı entegre etti; eş CEO Gustav Söderström bu ayın başlarında yaptığı açıklamada, Spotify’ın en iyi geliştiricilerinin yapay zeka sayesinde Aralık ayından beri tek bir satır kod bile yazmadığını söyledi.

Spotify, sesli kitap işini fiziksel kitap satışına da girerek genişletiyor. Yakında ABD ve İngiltere’deki kullanıcılar, uygulama üzerinden doğrudan fiziksel kitap satın alabilecekler.

 Kaynak: TechCrunch

Okumaya devam et

En son