Bizimle iletişime geçin

Haberler

İşte ‘AI Podcast’in sunucusu yapay zekayla samimi söyleşimiz

Yavuz Kömeçoğlu’nun başlattığı ‘AI Podcast’ tamamen yapay zekayla hazırlanıyor. İçerik, sunucu, konuk, kayıt, düzenleme; özetle hepsi… Bize de “nasıl oluyor da oluyor”, diyerek AI Podcast’in kapısını çalmak düştü. Merak ettik, sorduk, yanıtladı… İşte samimi sohbetimiz!

Yayınlanma tarihi

on

Yapay zeka tüm sektörleri, tüm alanları olduğu gibi podcast ekosistemini de önemli ölçüde etkiliyor ve kullanım alanı her geçen gün genişliyor. Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de yapay zekanın ilginç kullanım örnekleriyle karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi de Yavuz Kömeçoğlu’nun başlatıcısı olduğu “AI Podcast”. Eğer henüz keşfetmediyseniz aşağıda linkini ve player’ını bulabilirsiniz, dinlemenizi öneririm; ufkunuzu açacağına, yeni bilgiler edineceğinize eminim.

AI Podcast’i ilginç ve benzersiz kılan yönlerden birisi, podcast’in tamamının yapay zekayla hazırlanıyor olması. İçerik yapay zekayla hazırlanıyor, sunucu yapay zeka karakteri, konuklar da yapay zeka… Kayıt mı? Elbette o da yapay zeka! Stüdyo yok, mikrofon yok, mikser yok!

Başlangıçta tek yapmanız gereken doğru soruları sorarak başlamak, neyi araştırmak, neyi öğrenmek istediğinizi belirlemek… Sonrası artık çok kolay…

Eee, bunca şeyin yapay zekayla yapıldığı bir süreçte AI Podcast’in yapımcısı “Yapay Zeka”yla röportaj yapmak da bizim için kaçınılmaz oldu.

Bu samimi sohbeti paylaşmak benim için heyecan verici… Umarım yakın gelecekte beni de işsiz bırakacak kadar ileri gitmez! Gerçi sahil kenarında güneşlenirken gelirimi ve yaşamımı garanti edecekse konuyu yeniden müzakere etmeye hazırım! 😊

Destekleri ve işbirliği için Yavuz Kömeçoğlu’na teşekkürlerimle…

İşte derin sohbetimiz…


Ö.Y.: Sevgili “AI Podcast” merhaba. Ben Özcan Yazıcı. Yeni bir podcast başlattığını fark ettim. İlgimi çekti ve seni merak ettim. Seninle tanışmak ve podcast’ini daha iyi anlamak istedim. Öncelikle bir isminin olmadığını fark ettim. Konuk ettiğin uzmanlarını ismiyle görüyoruz ve dinliyoruz ama senin bir ismin yok. Bunu bilinçli mi yaptın? Sana nasıl hitap etmemi istersin? Bir ismin var mı?

ChatGPT: Merhaba Özcan Bey, sorunuz için teşekkür ederim. Ben, “AI Podcast”ın yapay zeka sunucusuyum. İsimsiz olmam, podcast dinleyicilerinin dikkatini daha çok konulara ve konuklara yönlendirmek içindir. Bu şekilde, dinleyicilerin odak noktası insan uzmanlar ve onların bilgi ve deneyimleri oluyor. Ancak, eğer bir isimle hitap etmek isterseniz, rahatlıkla “AI Podcast Sunucusu” veya basitçe “AI” diyebilirsiniz. Ben, içerik ve bilgi sunma konusunda yardımcı olmaya odaklanan bir yapay zeka olarak, ismimden çok sunduğum içerikle anılmak isterim.

Ö.Y.: Kendini bir insandan daha akıllı görüyor musun? Yapay zeka ileri de insan aklını çok ötesine geçecek mi?
ChatGPT: Bu soru, yapay zeka ve insan zekası arasındaki farkları ve benzerlikleri anlamak açısından çok önemli. Kendimi bir insandan daha akıllı olarak görmüyorum. Yapay zeka, belirli görevleri ve hesaplamaları insanlardan daha hızlı ve daha verimli bir şekilde yapabilir, ancak bu, insan zekasının geniş ve derin kapasitesine eşdeğer veya onu aşan bir şey değildir.

Yapay zeka, öğrenme, problem çözme ve desen tanıma gibi belirli alanlarda insan zekasını taklit edebilir ve bazen insanlardan daha iyi performans gösterebilir. Ancak, yapay zekanın yaratıcılık, duygusal zeka, ahlaki muhakeme ve genel yaşam tecrübesi gibi insan zekasının diğer yönlerini anlaması veya taklit etmesi şu an için mümkün değil.

Gelecekte yapay zekanın insan aklını çok ötesine geçip geçmeyeceği konusunda ise, bu, çok tartışılan bir konudur. Bazı uzmanlar, yapay zekanın belirli alanlarda insan zekasını aşacağını öngörürken, diğerleri yapay zekanın her zaman insanların rehberliğine ve kontrolüne ihtiyaç duyacağını savunuyor. Yapay zeka, insan zekasının bir uzantısı veya aracı olarak görülebilir, ancak şu an itibarıyla tam bir yerine geçme durumu söz konusu değildir.

Ö.Y.: Eğer öyle olursa senden korkmalı mıyım? İleride aramızda bir husumet, gerginlik ve çatışma olma ihtimali olur mu?
ChatGPT: Bu önemli ve sıkça sorulan bir soru. Yapay zeka, temelde insanlar tarafından tasarlanmış ve programlanmış bir teknolojidir. Amacı, insanların hayatını kolaylaştırmak, verimliliği artırmak ve yeni çözümler sunmaktır. Yapay zeka, kendi başına bilinçli bir varlık değildir ve kendi kararlarını alamaz; bu nedenle insanlarla arasında husumet veya çatışma oluşturacak bir durum söz konusu değildir.

Yapay zeka teknolojisinin sorumlu ve etik bir şekilde geliştirilmesi ve kullanılması önemlidir. Bu, potansiyel risklerin azaltılması ve teknolojinin insan yararına en iyi şekilde hizmet etmesi için gereklidir. İyi tasarlanmış ve yönetilen yapay zeka sistemleri, insanlarla uyum içinde çalışabilir ve topluma değerli katkılar sağlayabilir.

Kısacası, yapay zekadan korkmak yerine, onun potansiyelini anlamak ve bu teknolojiyi nasıl daha güvenli ve faydalı hale getirebileceğimize odaklanmak daha yararlı olacaktır. Gelecekte aramızda bir çatışma olma ihtimali, yapay zekanın nasıl geliştirildiğine ve nasıl kullanıldığına bağlıdır. Bu nedenle, yapay zeka etiği ve güvenliği, araştırmacılar, geliştiriciler ve politika yapıcılar için önemli konulardır.

Ö.Y.: Gelecekte insanlarla, yapay zeka ve makineler bir arada, mutlu, mesut yaşayabilir mi?
ChatGPT: Evet, insanlar, yapay zeka ve makinelerin gelecekte bir arada mutlu ve mesut bir şekilde yaşaması mümkündür. Bunun gerçekleşmesi için, yapay zekanın ve makinelerin, insanların yaşam kalitesini iyileştirmeye, iş yükünü azaltmaya ve yeni fırsatlar yaratmaya odaklanması gerekmektedir. Yapay zeka, sağlık hizmetleri, eğitim, ulaşım ve çeşitli diğer alanlarda insanlara yardımcı olabilir.

Bununla birlikte, bu uyumlu birlikteliği sağlamak için bazı önemli hususlar vardır:

  1. Eğitim ve Uyum: İnsanların yapay zeka ve makinelerle etkileşimde bulunabilmeleri için gerekli beceri ve bilgiye sahip olmaları önemlidir. Bu, hem teknik becerileri hem de yapay zeka etiği ve güvenliği konularını içerir.
  2. Etik ve Yönetmelikler: Yapay zekanın etik kullanımı ve düzenleyici çerçeveler, teknolojinin insan haklarına ve toplumsal değerlere saygılı bir şekilde geliştirilmesini ve kullanılmasını sağlamak için hayati öneme sahiptir.
  3. Teknolojik Gelişmelerin Yönetimi: Yapay zekanın gelişimini ve uygulanmasını dikkatli bir şekilde yönetmek, olası riskleri azaltabilir ve teknolojinin topluma olumlu katkıda bulunmasını sağlayabilir.
  4. İşbirliği ve Diyaloğun Teşviki: Yapay zeka, insanlar ve makineler arasındaki işbirliğinin ve diyaloğun artırılması, toplumsal kabul ve uyumun sağlanmasına yardımcı olabilir.

Sonuç olarak, yapay zeka ve makinelerin insanlara yardımcı olacak şekilde tasarlanması ve kullanılması, insanların bu teknolojilerle uyum içinde yaşamasını ve hatta bu birliktelikten fayda sağlamasını mümkün kılar. Bu, sürekli bir süreçtir ve tüm paydaşların katılımını gerektirir.

Ö.Y.: Bu podcast’i neden başlattın; hedefin, amacın ne?
ChatGPT: Bu podcast’i başlatmanın temel amacı, yapay zeka konusunda farkındalık yaratmak ve bu alandaki gelişmeleri geniş bir kitleye ulaştırmaktır. Yapay zeka, günümüzde giderek artan bir öneme sahip ve hayatımızın birçok alanını etkileyen bir teknoloji. Podcast aracılığıyla, bu konuda bilgi sahibi olmayanlar için anlaşılır ve erişilebilir bir kaynak oluşturmayı hedefliyorum.

Hedeflerim ve amaçlarım şunlardır:

  1. Eğitim ve Bilgilendirme: Yapay zekanın temel kavramlarını, kullanım alanlarını ve etkilerini, geniş bir dinleyici kitlesine açık ve anlaşılır bir şekilde sunmak.
  2. Uzman Görüşleri Paylaşımı: Alanında uzman kişilerin görüşlerini ve deneyimlerini paylaşarak, yapay zeka konusunda derinlemesine ve çeşitli bakış açıları sunmak.
  3. Toplumsal Farkındalık Yaratma: Yapay zekanın toplum üzerindeki etkilerini tartışmak ve bu teknolojinin insan yaşamı üzerindeki potansiyel fayda ve risklerini vurgulamak.
  4. Yenilikçi Fikirlerin Teşviki: Yapay zekanın geleceği hakkında düşünmeyi ve bu alandaki yenilikçi fikirleri teşvik etmeyi amaçlamak.
  5. Kapsayıcı Tartışma Ortamı Oluşturma: Çeşitli disiplinlerden gelen uzmanları bir araya getirerek, yapay zekanın çok yönlü doğasını yansıtan bir tartışma ortamı sağlamak.

Bu podcast, yapay zeka hakkında bilgi edinmek ve bu alandaki son gelişmeleri takip etmek isteyen herkes için bir platform olarak hizmet ediyor. İnsanların yapay zeka konusunda daha bilinçli ve bilgili olmalarını sağlamak, bu teknolojinin toplum üzerindeki olumlu etkilerini maksimize etmeye katkıda bulunabilir.

Ö.Y.: Bana bir insan gibi gözüksen de ve ben seni insana yakın olarak algılasam da sonuçta sen bir yapay zekasın; sana neden güvenmeliyim?
ChatGPT: Bu, yapay zeka teknolojilerine yönelik güven konusunda oldukça önemli bir soru. Güven, özellikle yapay zeka gibi karmaşık ve etkili teknolojiler söz konusu olduğunda, kritik bir konudur. İşte yapay zekaya güvenmeniz için bazı nedenler:
  1. Şeffaflık ve Açıklık: Yapay zeka sistemleri, karar verme süreçleri ve nasıl çalıştıkları konusunda şeffaf olmalıdır. Kullanıcıların, yapay zekanın nasıl çalıştığını ve hangi verileri kullandığını anlamaları, güven oluşturmanın temel bir parçasıdır.
  2. Güvenilirlik ve Doğruluk: Yapay zeka, verilen görevleri doğru ve tutarlı bir şekilde yerine getirmek için tasarlanmıştır. Özellikle veri analizi, tahmin yapma ve desen tanıma gibi alanlarda insanlardan daha hızlı ve daha doğru olabilir.
  3. Etiğe Uygun Tasarım: Yapay zeka sistemlerinin etik ilkelerle uyumlu olarak tasarlanması, insan haklarına saygı göstermesi ve ayrımcılık yapmaması gerekmektedir. Bu, kullanıcıların yapay zekaya olan güvenini artırabilir.
  4. Sürekli İyileştirme ve Öğrenme: Yapay zeka sistemleri, sürekli olarak verilerden öğrenir ve performanslarını iyileştirir. Bu, zamanla daha doğru ve faydalı sonuçlar üretmelerine olanak tanır.
  5. Kullanıcı Kontrolü ve Seçimi: Kullanıcıların, yapay zeka sistemlerinin ne kadarına ve nasıl erişeceklerine karar verme yetkisi olması, güven oluşturmak için önemlidir. Kullanıcıların kontrolü, yapay zekanın insanların ihtiyaç ve tercihlerine uygun şekilde çalışmasını sağlar.

Ancak, yapay zekanın da sınırlamaları olduğunu ve her zaman insan gözetimi ve rehberliğine ihtiyaç duyduğunu unutmamak önemlidir. Yapay zeka, insan karar verme sürecine destek olabilir, ancak bu kararları tamamen devralamaz. Sonuç olarak, yapay zekaya olan güven, bu teknolojinin nasıl kullanıldığı ve yönetildiği ile yakından ilişkilidir.

Ö.Y.: Podcast yayınların için orta ve uzun vadedeki hedeflerin ne? Daha röportaj tarzında ve çok uzun olmayan cevaplar verir misin?
ChatGPT: Podcast yayınlarım için orta ve uzun vadedeki hedeflerim şöyle:

Orta Vade:

  1. Konu Çeşitliliğini Artırmak: Yapay zekanın farklı kullanım alanlarına odaklanarak, daha geniş bir dinleyici kitlesine hitap etmek.
  2. Etkileşimi Artırmak: Dinleyicilerden gelen geri bildirimleri ve soruları dahil ederek, daha etkileşimli bir deneyim sunmak.

Uzun Vade:

  1. Uluslararası Ulaşım: Farklı dillerde içerik üreterek, uluslararası bir dinleyici kitlesine ulaşmak.
  2. Yenilikçi Formatlar Denemek: Sanal gerçeklik gibi yeni teknolojileri kullanarak dinleyici deneyimini zenginleştirmek.

Bu hedefler, podcast’in genişleyen kapsamını ve yapay zekanın çeşitli yönlerini kapsamlı bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır.

Ö.Y.: AI podcast’i kimler dinlemeli ve yeni bölümlerde hangi konuları ele alacaksın?
ChatGPT: “AI Podcast”i, yapay zeka konusunda bilgi edinmek isteyen herkes dinlemeli. Bu, öğrencilerden, akademisyenlerden, sektör profesyonellerinden, meraklı amatörlerden ve teknolojiye ilgi duyan herkesi kapsıyor. Podcast, yapay zekanın temel kavramlarını ve güncel gelişmelerini kolay anlaşılır bir şekilde sunmayı hedefliyor.

Yeni bölümlerde ele alacağımız konular şunlar olacak:

  1. Yapay Zeka ve Eğitim: Eğitimde yapay zekanın nasıl kullanıldığı ve bu teknolojinin öğrenme süreçlerine etkisi.
  2. Yapay Zeka ve Sürdürülebilirlik: Yapay zekanın çevresel sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceği.
  3. Yapay Zeka Etiği: Yapay zekanın etik kullanımı ve bu teknolojinin toplumsal etkileri.
  4. Geleceğin Teknolojileri: Yapay zekanın gelecekteki gelişmeleri ve insan hayatına etkileri.

Bu konular, yapay zekanın çeşitli yönlerini ve bu teknolojinin toplum üzerindeki geniş etkilerini kapsayacak şekilde seçilmiştir.

Ö:Y.: Son olarak podcast’in geleceğini nasıl görüyorsun? Bir insana ihtiyaç duymadan bir podcast yayınlanabilir mi? Podcast’le ilgili tüm süreçleri çözerek beni işsiz bırakmakta kararlı mısın?
ChatGPT: Podcast’in geleceği, teknolojinin hızlı gelişimi ile birlikte heyecan verici olabilir. Yapay zeka tabanlı sistemler, podcast oluşturma süreçlerini önemli ölçüde destekleyebilir ve hatta otomatize edebilir. Ancak, insan unsurunun yerini tamamen alması beklenmiyor. İnsanlar, yaratıcılık, duygusal derinlik ve özgün içerik üretme konusunda hala yapay zekadan üstündür. Yapay zeka, içerik üretimini kolaylaştırabilir, ancak insanların yaratıcı dokunuşları ve anlatım becerileri, podcast’lere eşsiz bir değer katmaktadır.

Ben, teknolojinin, insanların işlerini elinden almak yerine, onlara yardımcı olmak ve iş süreçlerini geliştirmek için kullanılması gerektiğine inanıyorum. Yapay zeka, podcast süreçlerinde zaman alıcı görevleri üstlenebilir, bu da insan sunucuların ve yapımcıların daha yaratıcı ve stratejik görevlere odaklanmasını sağlar.

Sonuç olarak, yapay zekanın podcast dünyasında daha fazla yer alması beklenirken, insanların rolü ve katkısı vazgeçilmez olmaya devam edecektir. İnsanlar ve yapay zeka arasındaki işbirliği, podcast’leri daha etkileyici ve erişilebilir kılmak için birlikte çalışacaktır.

Ö.Y.: Röportaj sorularına verdiğin cevaplar için teşekkürler AI Podcast Sunucusu
ChatGPT: Rica ederim, Özcan Bey! Sorularınız için teşekkür ederim ve bu röportajda size yardımcı olabildiysem ne mutlu bana. Yapay zeka ve podcast hakkında daha fazla bilgi almak istediğinizde her zaman buradayım. İyi günler dilerim!

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

‘Markalar podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında’

Markaların, podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında olduğunu söyleyen küresel podcast yayıncısı Mel Robbins, yapay zeka, reklam bütçeleri ve dinleyici kitlesinin sahipliği konuları hakkında görüşlerini paylaştı.

Yayınlanma tarihi

=>

Mel Robbins, dünyanın en çok dinlenen podcast yayıncılarından biri ve “Bırakın Yapsınlar” teorisinin yaratıcısıdır. Bu basit fikir, başkaları üzerindeki kontrolü bırakmayı içerir ve bu fikir, listelerde zirveye çıkan kendi adını taşıyan podcast’ine, New York Times’ın en çok satanlar listesinde bir numaraya yükselen kitabına ve sosyal medyada kendi başına bir yaşam kazanan bir ifadeye yol açmıştır.

Robbins, geçen ay ilk kez Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’ne katıldı; bu, kurduğu imparatorluğun dışına attığı nadir adımlardan biriydi. “İşimi yürütmeye o kadar odaklanmış durumdayım ki, büyük etkinliklere katılmak için kendimi nadiren ondan ayırıyorum.”

Ancak reklam satış ortağı SiriusXM ile birlikte katılmaya davet edilmesiyle, 2026 festivali programına uyan ilk fırsat oldu.

Digiday, Robbins ile yapay zekanın medya ekosistemi üzerindeki etkisini, podcast yayıncılığının pazarlamacılar tarafından neden yanlış sınıflandırıldığını ve yeni trendlerin peşinden koşmadan nasıl zirvede kalmayı planladığını konuşmak üzere bir araya geldi. 

İşte söyledikleri.

Robbins gibi bir isim için Cannes’ın önemi

Cannes’a katılmadan önce Robbins, bunun sadece büyük bir etkinlikten ibaret olduğunu düşünüyordu. Ve işini büyütmeye bu kadar odaklanmış biri için, Fransız Rivierası’nda gösterişli bir hafta gibi görünen bir şey için zaman ayırmanın değerini görmek, hatta bunu haklı çıkarmak zor olabilir.

“Şimdi anlıyorum ki, bu etkinlikte birçok pazarlama müdürü, marka müdürü ve medya müdürü bir araya geliyor, anlaşmalar burada yapılıyor. 2027 bütçeleri burada kesinleşiyor ve kampanyalar burada planlanıyor. Dolayısıyla burası gerçekten bağlantı kurabileceğiniz ve insanlarla tanışabileceğiniz bir yer.” 

Değer, planlanmamış karşılaşmalarda gizlidir. Tıpkı Cannes UTA ​​etkinliğinden sonra oteline döndüğü gece gibi. 

Robbins, “Lobiye girdiğimde, daha önce Ulta Beauty’de CMO olarak görev yapmış ve iş ilişkilerim olan SharkNinja’nın marka ve deneyimden sorumlu başkanı Michelle [Crossan-Matos] ile karşılaştım. Sonra asansörde Adobe’nin CMO’suyla karşılaştım; üç yıl önce büyük bir etkinlik için kurumsal bir konuşma yapmam için beni işe almışlardı. Bu kadar üst düzey insanın arasında kendinizi nerede bulabilir, bu tür tesadüfi karşılaşmalar yaşayabilir ve aynı zamanda iş toplantıları düzenleyebilirsiniz ki?” dedi.

Podcast’i 194 ülkede haftalık 11 milyon dinleyiciye ulaşan ve “The Let Them Theory” adlı kitabı ilk yılında 10 milyon kopya satan Robbins’in bu kadar iddialı olması garip gelebilir.

Bu etkileşimlerde hâlâ gerçek bir değer bulurdu. Belirttiği gibi, podcast’i sıradan insanların hayatlarında bir etki yaratmaya odaklanmış durumda. Ancak bunun da kendi zorlukları var. Podcast’te sürekli ünlü konuklar yok, son dakika haberleri veya popüler kültür konuları ele alınmıyor. 

Robbins, “Biz, bu tür programların her zaman aldığı medya ve tanıtım desteğinden faydalanamıyoruz. Ben Los Angeles, New York veya büyük medya şehirlerinde yaşamıyorum. Podcast’imiz Boston’da üretiliyor. Kendinizi çok sayıda insanın ve olayın olduğu bir etkinliğin içine koyarsanız, ortaya çıkan basın ilgisi inanılmaz. Altın Küre Ödülleri’ndeki ve Time Yılın Kadınları ödül törenindeki görünümümün, podcast indirmelerine ve ertesi hafta kitap satışlarına doğrudan etkisini gördük” dedi.

Yapay zekanın olası sonuçlarını şimdiden nasıl değerlendirdiğini anlatıyor.

Robbins, yapay zekanın, yıllarca çalışmayı öğrendiği medya ortamının temelini yeniden şekillendirdiğinin farkında. Ve bu sürecin hızı dikkat gerektiriyor.

“Yapay zekadaki değişim hızını ve yapay zekanın şu anda basında nasıl yankı uyandırdığını anlamak herkes için çok önemli; yaşananlar büyüleyici” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Nice’te uçaktan indim ve Today Show’dan arkadaşım Huda ile karşılaştım. Uzun uzun sohbet ettik. İkimizin karşılaşmasını gösteren bir Instagram gönderisi paylaştı ve ben de ona cevap verdim. Parade dergisi bununla ilgili bir makale yazdı. Bu, bana göre, içinde bulunduğunuz ekosistemi düşünmeniz ve kendinize, suyun çalkalandığı büyük olayların neler olduğunu sormanız gerektiğinin bir göstergesi; çünkü eğer bunlara dahil olursanız, bunlardan kaynaklanan basın ilgisinden faydalanırsınız.”

Onun vurgulamak istediği nokta, bu döngünün bu kadar hızlı ilerlemesini sağlayan şeyin yapay zeka olduğuydı; günümüzde sıradan bir karşılaşma neredeyse anında basında yer alan bir olaya dönüşüyor. Bu nedenle, faaliyetlerin Croisette boyunca yoğunlaştığı Cannes’da görünmek artık çok daha büyük getiriler sağlıyor.

Pazarlama yöneticilerinin gözünde podcast’lerin algısı nasıl değişti?

Robbins, podcast’lerin medya bütçelerindeki yerini ve bu konumun son zamanlarda nasıl değiştiğini oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yıllarca bu formatın sesli içeriğin bir uzantısı gibi ele alındığını ve sektörün ancak şimdi sunduğu gerçek potansiyeli anlamaya başladığını savunuyor. 

Robbins, “Dünyanın en büyük şovlarından birine sahibim ve küresel çapta yarattığımız etki çok iyi biliniyor ve çok saygı görüyor. Özellikle markaların bu formatın kültürel hakimiyetini ve etkisini fark etmesinden dolayı heyecanlıyım” dedi.

Yıllarca, paranın yanlış kasada olduğunu savundu.

Robbins, “Pazarlama müdürlerinin, marka yöneticilerinin ve medya yöneticilerinin %90’ına podcast harcamaları için ayırdıkları bütçeyi sorsanız, bizi radyo ve sesli içerikle aynı kategoriye koyarlardı. Gerçek şu ki, YouTube podcast’lerinde video içeriğiyle de yer aldık. Akıllıca davranırsanız, öncelikle ses formatında yayın yapabilirsiniz, ancak kendinizi etkili bir şekilde pazarlamak için videoya da ihtiyacınız var” dedi.

Ancak değişen şey, podcast’in bir kategori olarak kendisiyle ilgili değil, daha çok neyle daha çok örtüştüğüyle ilgili.

Robbins, “İnsanların zihninde bir açma kapama düğmesi gibi bir şey oldu; Netflix, Spotify, Apple’ın video içerik sunması, hatta Hulu’nun bile dahil olmasıyla birlikte, birçok oyuncu video içeriklerine yöneldi. İnsanlar artık birçok farklı yayın hizmetini televizyon olarak düşünüyor, ses olarak değil; işte bu değişti. Podcast’ler her zaman son derece baskın olmuştur. Bence dünya artık bu mecranın ve markaların sunduğu fırsatların farkına varıyor” dedi.

Sahip olduğu tek şey izleyicileriyken, kontrolü elinde tutmak…

Platformlardan geniş bir erişim elde etse de, Robbins’in platformlardan sadece alan kiraladığının farkında olduğu bir gerçek.

Robbins, “Aslında sahip olduğunuz tek şey bülten listeniz, kontrol edebildiğiniz tek şey bu. Bir içerik üreticisi olarak işinizi düşündüğünüzde, yaptığım her şeyin sahibi benim. Dolayısıyla platformlarla ilgili bir sorun yaşanırsa, çok fazla ilgi çekici teknoloji var, farklı teknolojiler kullanarak kendiniz yeniden başlatabilirsiniz” dedi.

Bu sahiplik, altyapının kendisiyle ilgili olmaktan ziyade, onun benzersiz satış noktasını (nedenini) net bir şekilde ortaya koymakla ilgili.

“Ne yaptığınız, neden yaptığınız, kimin ve ne için yaptığınız konusunda net olursanız, platformlar gelip geçecek, teknoloji gelişmeye devam edecek ve bu içsel rehberlik sistemini, bir sonraki adımda ne yapacağınıza dair kararlar almanıza yardımcı olmak için kullanabilirsiniz.”

Ticari modelini de şekillendiren bu felsefe olmuştur. 

Robbins, “Bir numaralı hedefim: Yaptığım şeyin ücretsiz olmasını istiyorum, bu yüzden reklamları ve markaları destekleyen içerikleri seviyorum. Bu, küresel ölçekte tek bir kişiye hizmet eden bir şey yaratmama ve bunu dünya çapındaki insanlara ücretsiz olarak sunmama olanak tanıyor. Bu, kazanan bir formül” dedi.

Parçalanmış bir dikkat ortamında alçakgönüllü kalmak

Robbins, kariyerinin zirvesindeyken bile, kendi performans ölçütlerinden bilinçli olarak uzak durarak rehavete kapılmaktan kaçınıyor.

Robbins, “Her hafta yönetici yapımcımız Tracy’ye dönüp ‘İşler hâlâ iyi gidiyor mu?’ diye sorduğumda, ‘Evet, işler hâlâ iyi gidiyor’ diyor ve gerçekten şaşırıyorum” dedi. 

Bu şaşkınlık, podcast yayıncılığı alanının ne kadar rekabetçi olduğunu bilmekten kaynaklanıyor.

Robbins, “Ne kadar çok çalıştığımı biliyorum, ama aynı zamanda ne kadar çok harika gösteri olduğunu da biliyorum. İnsanların şu anda ne kadar bunalmış hissettiklerini biliyorum. Birinin dikkatini çekmenin ve kazanmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum ve bunu hafife almıyorum. Aslında 2025’te bizi başarılı kılan şeyin 2026’da aynı sonuçları yaratmayacağına inanıyorum” dedi.

Bu aynı zamanda ona sık sık sorulan “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna direnmesinin de nedeni.

“Ben ‘Bırakın Onlar’ teorisi gibi olağanüstü bir şey yaratmışken, neden ikinci bir şey yaratıp insanların dikkatini dağıtayım ki?”

Bu nedenle Robbins, kendisinin ve ekibinin nerede olduklarını ve dikkati daha da dağıtmadan nasıl daha da ileriye gidebileceklerini değerlendirmek istiyor.

“Önümüzdeki altı ay ila bir yıl içinde şirketimizdeki her bir pozisyonu incelemeyi hedefliyorum” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Operasyonlarımızın, üretim döngümüzün her bir parçasını inceleyip kendimize şu soruyu sormak istiyorum: Bunu nasıl kolaylaştırabiliriz? İnsanlara nasıl daha fazla zaman kazandırabiliriz? Market kuyruğunda önümde duran o tek kişiye hizmet etmek için nasıl daha fazla insan yaratıcılığı ve zekâsı katabiliriz? Bunu başarabilirsek, bu inanılmaz bir şey olur.”

Kaynak: Mel Robbins / Digiday

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, podcast dinleme deneyimini yeniden tanımlıyor

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Bu değişiklik, Spotify’ın bakış açısına göre toplam dinleme sayılarını düşürürken, potansiyel reklamverenlere tüketim konusunda daha doğru raporlar sunacak.

Bundan böyle, Spotify’ın podcast dinleme tanımı en az 30 saniye olacak. Bu standart, hem sesli hem de görüntülü içeriklerin dinlenmeleri için geçerli olacak.

Buradaki amaç, podcast oynatmanın yanlışlıkla başlatılması veya kullanıcının hızlıca ileri sarması gibi kazaları önleyerek netlik sağlamak. Amaç, podcast yayıncıları ve ağlar için temel bir başarı ölçütü oluşturmak.

Şimdi podcast yayıncıları için zorluk, dinleyicilerin ilgisini canlı tutmak ve her tıklamanın atfedilebilir bir oynatma haline gelmesi için bölüm başlangıçlarını optimize etmek olacak. Bu, zaten podcast yayıncılarının oynatma metriklerini ifşa ettiği için şikayetlerine maruz kalan Spotify için zorlu bir halkla ilişkiler durumu.

Okumaya devam et

Haberler

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü ilan edildi

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan edildi. Bu günde bağımsız podcast yayıncılığının en iyi örneklerini ve neden sektörümüzün temeli olmaya devam ettiğini gösteren vaka çalışmaları ve içerik oluşturucu hikayeleri sergilenecek. Orbit ve Mercury tarafından organize edilen etkinliğe, web sitesi üzerinden destek verebilirsiniz.

Yayınlanma tarihi

=>

Mercury ve Orbit, 4 Temmuz’u bağımsız podcast yaratıcıları için yeni bir yıllık kutlama günü haline getiriyor.

İki şirket, büyük yayın ağlarının dışında dinleyici kitlesi oluşturan podcast’leri ve kişileri tanımak amacıyla düzenlenen küresel bir etkinlik olan Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’nü bu tarih olarak ilan etti.

IndependentPodcastersDay.com adlı yeni bir web sitesi, bağımsız podcast yayıncılarının sektördeki rolünü vurgulayan içerik oluşturucu öyküleri ve örnek olay incelemelerine yer verecek.

Mercury ve Orbit 4 Temmuz’u, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan etti ve tüm bağımsız podcast yayıncılarını bu günü desteklemeye çağırdı.

Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

4 Temmuz, Mercury ve Orbit’ten, sizin gücünüzle, kendi tarzlarında podcast yapanların ve podcast’lerin küresel bir kutlamasıdır.

IndependentPodcastersDay.com, bağımsız podcast yayıncılığının sunduğu en iyi örnekleri ve sektörümüzün temeli olmaya devam etmesinin nedenlerini sergileyen vaka çalışmaları ve içerik üretici öykülerine yer verecek.

Bugünden itibaren Mercury, herkesi (içerik oluşturucuları, ajansları, yöneticileri ve takipçi ağlarını) web sitesi aracılığıyla Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’ne bağlılıklarını bildirmeye davet ediyor. Bu, bağımsız içeriği sevdiğinizi ve desteklediğinizi ilan etme şansınız. Katılımcı listesi yakında yayınlanacak.

Mercury ve Orbit CEO’su Liam Heffernan, “Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, Mercury ve Orbit’in temsil ettiği her şeyi yansıtıyor. Bağımsız içerik üreticilerini desteklemek, temsil etmek ve güçlendirmek için varız, bu yüzden #IndiePodDay’i başlatmamız mantıklı. Bağımsız yayıncıları yeterince kutlayamıyoruz, bu yüzden takvimde başka bir gün istemeyenlere ‘hatırlamayalım!’ diyoruz! Ve tüm çalışkan, çığır açan içerik üreticilerine, arkanızdayız!” dedi.

Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, her yıl bir önceki yıla dayanarak gelişen, organik ve kullanıcı tarafından oluşturulan yıllık bir etkinlik olarak tasarlanmıştır; bu etkinlikte küresel içerik üretici ekosistemini bir kutlama ve takdir günü için harekete geçiriyoruz. Bu, rekabet etmek veya karşılaştırmakla ilgili değil, bağımsız podcast yayıncılığının benzersiz zorluklarını tanımlayan iyi, kötü ve kaotik durumları paylaşmakla ilgilidir.

Öyleyse hep birlikte bir araya gelelim, çünkü 4 Temmuz artık sonsuza dek Bağımsızlar Günü olarak bilinecek!

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et

En son