Bizimle iletişime geçin

Haberler

Hedef Filo İle Değişik Kafalar Podcast’i Yayında

Podcast başlatan markalar arasına katılan Hedef Filo’nun Kıdemli Müşteri Yönetimi Müdürü Ezgi Zeyneloğlu, “Hedef Filo ile Değişik Kafalar” podcast’inin çıkış noktası, sektördeki rolü ve gelecek hedefleri üzerine Podcast Turkey’in sorularını yanıtladı.

Yayınlanma tarihi

on

Podcast yayıncılığı Dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de kurumların, markaların ilgisini çekmeye başladı. Finans, sağlık, eğitim, lojistik, perakende gibi birçok sektörde faaliyet gösteren markalar, hedef kitlelerine ulaşmak için “sese” yönelmeye başladı. Bugüne kadar sosyal medya, Youtube gibi kanalları kullanarak dijital iletişim ve pazarlama tarafında operasyonlarını yoğunlaştıran markalar, hızla yükselen yeni iletişim mecrası “podcast’e” yöneldi.

Bu markalardan birisi de Hedef Filo oldu. Şubat 2022’de başlayan Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast yayınını sizler için mercek altına aldık. Beyaz Yakalıyı Anlama Kılavuzu adlı ilk bölümüyle dinleyicileriyle buluşan yayın hakkında tüm merak edilenleri Kıdemli Müşteri Yönetimi Müdürü Ezgi Zeyneloğlu ile konuştuk.

Hedef Filo Kıdemli Müşteri Yönetimi Müdürü Ezgi Zeyneloğlu

Hedef Filo’nun Değişik Kafalar podcast’i, gördüğümüz kadarıyla sektöründe ve alanındaki öncü podcast yayınlarından bir tanesi. Öncelikle; neden podcast yayınlarına başlamaya karar verdiniz? Temel etkenler neler oldu?

Neden podcast diye başlarsak eğer, bunun cevabı podcast’in gücü olurdu sanırım. Bana göre bir şey anlatmak istiyorsan şu anda en etkili araçların başta geleni podcast. Her şeyden önce erişim kanallarının yaygınlığı, ayrıca her zaman el altında olması çok büyük kolaylık. Bunun yanı sıra podcast’lerde gitgide artan içerik zenginliği çok etkileyici. Normal hayatınızda karşınızda bulup konuşamayacağınız, ancak TV ya da radyoda denk gelirseniz ki bazen de asla o mecralara çıkamayacak ilginç donanımlı ve farklı deneyimlerden gelen kişileri dinleme şansınız oluyor. Bana sorarsanız dijital dünyanın hayatımıza kattığı en renkli en derinlikli mecralardan birisi podcast ve önümüzdeki dönemde daha da kitleselleşeceğine inanıyorum.

Peki biz Hedef Filo olarak neden bir podcast yayını yapıyoruz derseniz aslında tek bir cevabı var, çünkü anlatacak çok şeyimiz var. Aslına bakarsanız hangi sektörde olursa olsun bize göre beyaz yakalı çalışanların anlatacağı çok şey var. Her gün iş yerlerimizde birçok farklı, iyi-kötü, heyecanlı-sıkıcı, yaratıcı-sıradan konular ile ilgileniyoruz. Yaklaşık 100 yıllık bir süreçte ciddi bir beyaz yaka külliyatı da oluştu, jargonundan hayat tarzına kadar.

Bizim aklımızdaki fikir ise iş hayatında beyaz yakalının sesi olabilmekti. Beyaz yakalılar iş hayatlarında ve gündelik yaşamlarında neler yapar, ne yer, ne içer gibi konulara değinmek istedik. Diğer yandan, bugüne dek beyaz yaka hakkında genelde daha karikatürize içerikler üretildi, biz tersini yapmak, beyaz yaka olarak kendimizi anlatmak istedik. Bir amacımız da sektörümüze yönelik bilgiler vererek, dinleyicilerimizi yaptığımız işin detayları hakkında aydınlatmaktı. Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast yayınımız, işte tüm bunların bir meyvesi olarak ortaya çıktı.

Değişik Kafalar podcast’inin formatı nasıl? Ne sıklıkta yayın yapacak, süresi ne olacak? Hangi platformlardan dinlenebilir?

Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast’imiz, yaklaşık 15 günde bir olmak kaydıyla pazartesi günleri yayınlanıyor. İlk iki bölümümüz halihazırda yayınlandı. İkisi de farklı konu başlıkları halinde yaklaşık yarım saatlik bölümlerden oluşuyor. Yayınlarımızı Apple, Spotify ve tüm podcast platformlarından dinleyebilirsiniz.

Podcast yayıncılığı Türkiye’de hızla yükseliyor ve markaların da yeni gözde iletişim ve medya aracı olma yolunda ilerliyor. Hedef Filo, kendi pazarlama iletişiminde podcast’i nasıl konumlandırıyor?

Podcast yayıncılığı sizin de belirttiğiniz üzere içerik üretme aşamasında markaların daha yeni yeni yöneldiği bir medya aracı. Biz de Hedef Filo olarak pazarlama iletişimimizde, podcast içeriklerimiz ile içerik üretme, organik trafiğimizi artırma ve uzmanlık alanlarımızı öne çıkarma noktasında yükselmeyi amaçlıyoruz. Bu yayının genel pazarlama iletişimimize büyük bir katkısı olacağına inanıyoruz. Hatta daha şimdiden hem çalışma arkadaşlarımızdan hem de bizi dinleyen kişilerden çok olumlu geri dönüşler ve farklı konu önerileri aldık.

Değişik Kafalar podcast’inin hedef kitlesi kimler olacak? Podcast’i özellikle kimler dinlemeli?

Aslında beyaz yakalı çalışanlardan yola çıktığımız için hedef kitlemiz de beyaz yaka çalışanları, biz bizi anlarız diyoruz, ancak baktığımızda bir sürü farklı profilin de bizi dinlediğini gördük. Bu da bizi çok mutlu ediyor tabi. Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast’imizi planlarken, yaptığımız yayınlarda konularımızı hem hayatın içinden hem de beyaz yakalının iş veya günlük yaşamındaki deneyimlerden yola çıkarak belirledik. Aslında bir nevi beyaz yakalının dış sesi olduk diyebiliriz. Kapımız, bizi dinlemek veya programımıza katılmak isteyen herkese açık. İlk bölümümüz biraz önce de bahsetmiş olduğum üzere Beyaz Yakalıyı Anlama Kılavuzu başlıklı. Bu bölümde, “Bu podcast’i neden yapıyoruz? Beyaz yaka neden topluluk oluşturmalı? Beyaz yaka kavramı nasıl ortaya çıkmış? Şirket kültürü neden önemli? Son dönemde çalışma hayatında neler değişti? Çalışma saati tartışmaları ve hafta sonu tatili nasıl çıktı?” gibi konulara değindik.

Dinleyici Değişik Kafalar podcast’inde önümüzdeki dönemde ne tür içerikler bulacak?

Dinleyicilerimiz, Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast yayınımızda hem kendi hayatından hikayeler bulacak. Hem sektörümüz özelinde merak ettiği sorulara yanıt bulacak hem de Hedef Filo çalışanlarını yakından tanıyacak. İlk bölümümüzde ileriki yayınlarda neler yapacağımızı, şirket kültürümüzü ve beyaz yaka kavramının ortaya çıkışını ele aldık. İkinci bölümümüzde ise Satın Alma Müdürümüz Çağatay Akbulut, bizlerle global bir sorun olan çip krizi problemine dair değerlendirmelerini paylaştı.

Diğer bölümlerimiz için de herkese hitap edebilecek, herkesin içerisinde kendinden bir şeyler bulabileceği yayınlar olacak diyebiliriz. Yanlış hatırlamıyorsam üçüncü veya dördüncü konuğumuz, elektrikli araç tasarımı konusunda bilgilerini paylaşmak üzere yayınımıza Kaliforniya’dan eşlik etti. Yayınlarımıza, bunun gibi birçok sürpriz konu ve konuğumuz olacak şekilde hız kesmeden devam edeceğiz. Çok ipucu vermek istemiyorum, dinleyerek öğrenmenizi çok isteriz.

Değişik Kafalar podcast’i profesyonel bir kapsamda hazırlanıyor. Bir podcast ajansıyla çalışmak, planlama ve süreç yönetiminde nasıl bir kolaylık sağlıyor?

Şu an aktif olarak Aykut Balcı moderatörlüğünde Lans Digital ile çalışıyoruz. Aykut ile program öncesinde ciddi bir hazırlık süreci gerçekleştirdik ve konularımıza çok detaylı bir şekilde hazırlandık. Kendisi hem program öncesinde ve esnasında hem de sonraki süreçte bize çok destek verdi. Hoş bir sohbet ortamı oluşturarak podcast yayınlarımızda kendimizi çok daha rahat hissetmemize yardımcı oldu. Bu sayede çekimlerimizi yaparken hem çok eğlendik hem de hep birlikte birbirinden keyifli yayınlar ortaya çıkardık.

Hedef Filo’nun orta ve uzun vadede ses (podcast) tarafıyla ilgili hedefleri neler? Yeni podcast planlamaları da gündeme gelebilir mi?

Şu an için Hedef Filo ile Değişik Kafalar podcast’imizi uzun vadede devam ettirmek istiyoruz. Hem Hedef Filo çalışanlarından hem müşterilerimizden hem de dışarıdan, isteyen tüm katılımcılarla yayınlarımıza ara vermeden devam edeceğiz. Daha önce de bahsetmiş olduğum gibi planımız, 15 günde bir olacak şekilde ayda iki yayın yapmak. Yeni bir podcast planımız şu an için yok. Fakat tabii ki 2023 yılı için planlarımızı bu yılın son çeyreğinde tekrar gündeme alacağız. Bizi izlemeye devam edin.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Yanıt Ver

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Haberler

‘Markalar podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında’

Markaların, podcast’lerin kültürel hakimiyetinin farkında olduğunu söyleyen küresel podcast yayıncısı Mel Robbins, yapay zeka, reklam bütçeleri ve dinleyici kitlesinin sahipliği konuları hakkında görüşlerini paylaştı.

Yayınlanma tarihi

=>

Mel Robbins, dünyanın en çok dinlenen podcast yayıncılarından biri ve “Bırakın Yapsınlar” teorisinin yaratıcısıdır. Bu basit fikir, başkaları üzerindeki kontrolü bırakmayı içerir ve bu fikir, listelerde zirveye çıkan kendi adını taşıyan podcast’ine, New York Times’ın en çok satanlar listesinde bir numaraya yükselen kitabına ve sosyal medyada kendi başına bir yaşam kazanan bir ifadeye yol açmıştır.

Robbins, geçen ay ilk kez Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’ne katıldı; bu, kurduğu imparatorluğun dışına attığı nadir adımlardan biriydi. “İşimi yürütmeye o kadar odaklanmış durumdayım ki, büyük etkinliklere katılmak için kendimi nadiren ondan ayırıyorum.”

Ancak reklam satış ortağı SiriusXM ile birlikte katılmaya davet edilmesiyle, 2026 festivali programına uyan ilk fırsat oldu.

Digiday, Robbins ile yapay zekanın medya ekosistemi üzerindeki etkisini, podcast yayıncılığının pazarlamacılar tarafından neden yanlış sınıflandırıldığını ve yeni trendlerin peşinden koşmadan nasıl zirvede kalmayı planladığını konuşmak üzere bir araya geldi. 

İşte söyledikleri.

Robbins gibi bir isim için Cannes’ın önemi

Cannes’a katılmadan önce Robbins, bunun sadece büyük bir etkinlikten ibaret olduğunu düşünüyordu. Ve işini büyütmeye bu kadar odaklanmış biri için, Fransız Rivierası’nda gösterişli bir hafta gibi görünen bir şey için zaman ayırmanın değerini görmek, hatta bunu haklı çıkarmak zor olabilir.

“Şimdi anlıyorum ki, bu etkinlikte birçok pazarlama müdürü, marka müdürü ve medya müdürü bir araya geliyor, anlaşmalar burada yapılıyor. 2027 bütçeleri burada kesinleşiyor ve kampanyalar burada planlanıyor. Dolayısıyla burası gerçekten bağlantı kurabileceğiniz ve insanlarla tanışabileceğiniz bir yer.” 

Değer, planlanmamış karşılaşmalarda gizlidir. Tıpkı Cannes UTA ​​etkinliğinden sonra oteline döndüğü gece gibi. 

Robbins, “Lobiye girdiğimde, daha önce Ulta Beauty’de CMO olarak görev yapmış ve iş ilişkilerim olan SharkNinja’nın marka ve deneyimden sorumlu başkanı Michelle [Crossan-Matos] ile karşılaştım. Sonra asansörde Adobe’nin CMO’suyla karşılaştım; üç yıl önce büyük bir etkinlik için kurumsal bir konuşma yapmam için beni işe almışlardı. Bu kadar üst düzey insanın arasında kendinizi nerede bulabilir, bu tür tesadüfi karşılaşmalar yaşayabilir ve aynı zamanda iş toplantıları düzenleyebilirsiniz ki?” dedi.

Podcast’i 194 ülkede haftalık 11 milyon dinleyiciye ulaşan ve “The Let Them Theory” adlı kitabı ilk yılında 10 milyon kopya satan Robbins’in bu kadar iddialı olması garip gelebilir.

Bu etkileşimlerde hâlâ gerçek bir değer bulurdu. Belirttiği gibi, podcast’i sıradan insanların hayatlarında bir etki yaratmaya odaklanmış durumda. Ancak bunun da kendi zorlukları var. Podcast’te sürekli ünlü konuklar yok, son dakika haberleri veya popüler kültür konuları ele alınmıyor. 

Robbins, “Biz, bu tür programların her zaman aldığı medya ve tanıtım desteğinden faydalanamıyoruz. Ben Los Angeles, New York veya büyük medya şehirlerinde yaşamıyorum. Podcast’imiz Boston’da üretiliyor. Kendinizi çok sayıda insanın ve olayın olduğu bir etkinliğin içine koyarsanız, ortaya çıkan basın ilgisi inanılmaz. Altın Küre Ödülleri’ndeki ve Time Yılın Kadınları ödül törenindeki görünümümün, podcast indirmelerine ve ertesi hafta kitap satışlarına doğrudan etkisini gördük” dedi.

Yapay zekanın olası sonuçlarını şimdiden nasıl değerlendirdiğini anlatıyor.

Robbins, yapay zekanın, yıllarca çalışmayı öğrendiği medya ortamının temelini yeniden şekillendirdiğinin farkında. Ve bu sürecin hızı dikkat gerektiriyor.

“Yapay zekadaki değişim hızını ve yapay zekanın şu anda basında nasıl yankı uyandırdığını anlamak herkes için çok önemli; yaşananlar büyüleyici” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Nice’te uçaktan indim ve Today Show’dan arkadaşım Huda ile karşılaştım. Uzun uzun sohbet ettik. İkimizin karşılaşmasını gösteren bir Instagram gönderisi paylaştı ve ben de ona cevap verdim. Parade dergisi bununla ilgili bir makale yazdı. Bu, bana göre, içinde bulunduğunuz ekosistemi düşünmeniz ve kendinize, suyun çalkalandığı büyük olayların neler olduğunu sormanız gerektiğinin bir göstergesi; çünkü eğer bunlara dahil olursanız, bunlardan kaynaklanan basın ilgisinden faydalanırsınız.”

Onun vurgulamak istediği nokta, bu döngünün bu kadar hızlı ilerlemesini sağlayan şeyin yapay zeka olduğuydı; günümüzde sıradan bir karşılaşma neredeyse anında basında yer alan bir olaya dönüşüyor. Bu nedenle, faaliyetlerin Croisette boyunca yoğunlaştığı Cannes’da görünmek artık çok daha büyük getiriler sağlıyor.

Pazarlama yöneticilerinin gözünde podcast’lerin algısı nasıl değişti?

Robbins, podcast’lerin medya bütçelerindeki yerini ve bu konumun son zamanlarda nasıl değiştiğini oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yıllarca bu formatın sesli içeriğin bir uzantısı gibi ele alındığını ve sektörün ancak şimdi sunduğu gerçek potansiyeli anlamaya başladığını savunuyor. 

Robbins, “Dünyanın en büyük şovlarından birine sahibim ve küresel çapta yarattığımız etki çok iyi biliniyor ve çok saygı görüyor. Özellikle markaların bu formatın kültürel hakimiyetini ve etkisini fark etmesinden dolayı heyecanlıyım” dedi.

Yıllarca, paranın yanlış kasada olduğunu savundu.

Robbins, “Pazarlama müdürlerinin, marka yöneticilerinin ve medya yöneticilerinin %90’ına podcast harcamaları için ayırdıkları bütçeyi sorsanız, bizi radyo ve sesli içerikle aynı kategoriye koyarlardı. Gerçek şu ki, YouTube podcast’lerinde video içeriğiyle de yer aldık. Akıllıca davranırsanız, öncelikle ses formatında yayın yapabilirsiniz, ancak kendinizi etkili bir şekilde pazarlamak için videoya da ihtiyacınız var” dedi.

Ancak değişen şey, podcast’in bir kategori olarak kendisiyle ilgili değil, daha çok neyle daha çok örtüştüğüyle ilgili.

Robbins, “İnsanların zihninde bir açma kapama düğmesi gibi bir şey oldu; Netflix, Spotify, Apple’ın video içerik sunması, hatta Hulu’nun bile dahil olmasıyla birlikte, birçok oyuncu video içeriklerine yöneldi. İnsanlar artık birçok farklı yayın hizmetini televizyon olarak düşünüyor, ses olarak değil; işte bu değişti. Podcast’ler her zaman son derece baskın olmuştur. Bence dünya artık bu mecranın ve markaların sunduğu fırsatların farkına varıyor” dedi.

Sahip olduğu tek şey izleyicileriyken, kontrolü elinde tutmak…

Platformlardan geniş bir erişim elde etse de, Robbins’in platformlardan sadece alan kiraladığının farkında olduğu bir gerçek.

Robbins, “Aslında sahip olduğunuz tek şey bülten listeniz, kontrol edebildiğiniz tek şey bu. Bir içerik üreticisi olarak işinizi düşündüğünüzde, yaptığım her şeyin sahibi benim. Dolayısıyla platformlarla ilgili bir sorun yaşanırsa, çok fazla ilgi çekici teknoloji var, farklı teknolojiler kullanarak kendiniz yeniden başlatabilirsiniz” dedi.

Bu sahiplik, altyapının kendisiyle ilgili olmaktan ziyade, onun benzersiz satış noktasını (nedenini) net bir şekilde ortaya koymakla ilgili.

“Ne yaptığınız, neden yaptığınız, kimin ve ne için yaptığınız konusunda net olursanız, platformlar gelip geçecek, teknoloji gelişmeye devam edecek ve bu içsel rehberlik sistemini, bir sonraki adımda ne yapacağınıza dair kararlar almanıza yardımcı olmak için kullanabilirsiniz.”

Ticari modelini de şekillendiren bu felsefe olmuştur. 

Robbins, “Bir numaralı hedefim: Yaptığım şeyin ücretsiz olmasını istiyorum, bu yüzden reklamları ve markaları destekleyen içerikleri seviyorum. Bu, küresel ölçekte tek bir kişiye hizmet eden bir şey yaratmama ve bunu dünya çapındaki insanlara ücretsiz olarak sunmama olanak tanıyor. Bu, kazanan bir formül” dedi.

Parçalanmış bir dikkat ortamında alçakgönüllü kalmak

Robbins, kariyerinin zirvesindeyken bile, kendi performans ölçütlerinden bilinçli olarak uzak durarak rehavete kapılmaktan kaçınıyor.

Robbins, “Her hafta yönetici yapımcımız Tracy’ye dönüp ‘İşler hâlâ iyi gidiyor mu?’ diye sorduğumda, ‘Evet, işler hâlâ iyi gidiyor’ diyor ve gerçekten şaşırıyorum” dedi. 

Bu şaşkınlık, podcast yayıncılığı alanının ne kadar rekabetçi olduğunu bilmekten kaynaklanıyor.

Robbins, “Ne kadar çok çalıştığımı biliyorum, ama aynı zamanda ne kadar çok harika gösteri olduğunu da biliyorum. İnsanların şu anda ne kadar bunalmış hissettiklerini biliyorum. Birinin dikkatini çekmenin ve kazanmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum ve bunu hafife almıyorum. Aslında 2025’te bizi başarılı kılan şeyin 2026’da aynı sonuçları yaratmayacağına inanıyorum” dedi.

Bu aynı zamanda ona sık sık sorulan “Bundan sonra ne olacak?” sorusuna direnmesinin de nedeni.

“Ben ‘Bırakın Onlar’ teorisi gibi olağanüstü bir şey yaratmışken, neden ikinci bir şey yaratıp insanların dikkatini dağıtayım ki?”

Bu nedenle Robbins, kendisinin ve ekibinin nerede olduklarını ve dikkati daha da dağıtmadan nasıl daha da ileriye gidebileceklerini değerlendirmek istiyor.

“Önümüzdeki altı ay ila bir yıl içinde şirketimizdeki her bir pozisyonu incelemeyi hedefliyorum” diyen Robbins, şunları söyledi:

“Operasyonlarımızın, üretim döngümüzün her bir parçasını inceleyip kendimize şu soruyu sormak istiyorum: Bunu nasıl kolaylaştırabiliriz? İnsanlara nasıl daha fazla zaman kazandırabiliriz? Market kuyruğunda önümde duran o tek kişiye hizmet etmek için nasıl daha fazla insan yaratıcılığı ve zekâsı katabiliriz? Bunu başarabilirsek, bu inanılmaz bir şey olur.”

Kaynak: Mel Robbins / Digiday

Okumaya devam et

Haberler

Spotify, podcast dinleme deneyimini yeniden tanımlıyor

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi.

Yayınlanma tarihi

=>

Spotify, podcast “dinleme” kavramına yeni bir tanım getirerek, zamana dayalı bir ölçüt belirledi. Bu değişiklik, Spotify’ın bakış açısına göre toplam dinleme sayılarını düşürürken, potansiyel reklamverenlere tüketim konusunda daha doğru raporlar sunacak.

Bundan böyle, Spotify’ın podcast dinleme tanımı en az 30 saniye olacak. Bu standart, hem sesli hem de görüntülü içeriklerin dinlenmeleri için geçerli olacak.

Buradaki amaç, podcast oynatmanın yanlışlıkla başlatılması veya kullanıcının hızlıca ileri sarması gibi kazaları önleyerek netlik sağlamak. Amaç, podcast yayıncıları ve ağlar için temel bir başarı ölçütü oluşturmak.

Şimdi podcast yayıncıları için zorluk, dinleyicilerin ilgisini canlı tutmak ve her tıklamanın atfedilebilir bir oynatma haline gelmesi için bölüm başlangıçlarını optimize etmek olacak. Bu, zaten podcast yayıncılarının oynatma metriklerini ifşa ettiği için şikayetlerine maruz kalan Spotify için zorlu bir halkla ilişkiler durumu.

Okumaya devam et

Haberler

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü ilan edildi

4 Temmuz, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan edildi. Bu günde bağımsız podcast yayıncılığının en iyi örneklerini ve neden sektörümüzün temeli olmaya devam ettiğini gösteren vaka çalışmaları ve içerik oluşturucu hikayeleri sergilenecek. Orbit ve Mercury tarafından organize edilen etkinliğe, web sitesi üzerinden destek verebilirsiniz.

Yayınlanma tarihi

=>

Mercury ve Orbit, 4 Temmuz’u bağımsız podcast yaratıcıları için yeni bir yıllık kutlama günü haline getiriyor.

İki şirket, büyük yayın ağlarının dışında dinleyici kitlesi oluşturan podcast’leri ve kişileri tanımak amacıyla düzenlenen küresel bir etkinlik olan Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’nü bu tarih olarak ilan etti.

IndependentPodcastersDay.com adlı yeni bir web sitesi, bağımsız podcast yayıncılarının sektördeki rolünü vurgulayan içerik oluşturucu öyküleri ve örnek olay incelemelerine yer verecek.

Mercury ve Orbit 4 Temmuz’u, Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü olarak ilan etti ve tüm bağımsız podcast yayıncılarını bu günü desteklemeye çağırdı.

Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

4 Temmuz, Mercury ve Orbit’ten, sizin gücünüzle, kendi tarzlarında podcast yapanların ve podcast’lerin küresel bir kutlamasıdır.

IndependentPodcastersDay.com, bağımsız podcast yayıncılığının sunduğu en iyi örnekleri ve sektörümüzün temeli olmaya devam etmesinin nedenlerini sergileyen vaka çalışmaları ve içerik üretici öykülerine yer verecek.

Bugünden itibaren Mercury, herkesi (içerik oluşturucuları, ajansları, yöneticileri ve takipçi ağlarını) web sitesi aracılığıyla Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü’ne bağlılıklarını bildirmeye davet ediyor. Bu, bağımsız içeriği sevdiğinizi ve desteklediğinizi ilan etme şansınız. Katılımcı listesi yakında yayınlanacak.

Mercury ve Orbit CEO’su Liam Heffernan, “Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, Mercury ve Orbit’in temsil ettiği her şeyi yansıtıyor. Bağımsız içerik üreticilerini desteklemek, temsil etmek ve güçlendirmek için varız, bu yüzden #IndiePodDay’i başlatmamız mantıklı. Bağımsız yayıncıları yeterince kutlayamıyoruz, bu yüzden takvimde başka bir gün istemeyenlere ‘hatırlamayalım!’ diyoruz! Ve tüm çalışkan, çığır açan içerik üreticilerine, arkanızdayız!” dedi.

Bağımsız Podcast Yayıncıları Günü, her yıl bir önceki yıla dayanarak gelişen, organik ve kullanıcı tarafından oluşturulan yıllık bir etkinlik olarak tasarlanmıştır; bu etkinlikte küresel içerik üretici ekosistemini bir kutlama ve takdir günü için harekete geçiriyoruz. Bu, rekabet etmek veya karşılaştırmakla ilgili değil, bağımsız podcast yayıncılığının benzersiz zorluklarını tanımlayan iyi, kötü ve kaotik durumları paylaşmakla ilgilidir.

Öyleyse hep birlikte bir araya gelelim, çünkü 4 Temmuz artık sonsuza dek Bağımsızlar Günü olarak bilinecek!

Kaynak: PodNews

Okumaya devam et

En son